"Peygamberler ümitsizliğe düşüp..." (Yusuf, 110) ayetinde geçen "ümitsizliğe düşmek" ile "Sapıklardan başka kim ümit keser?" (Hicr, 56) ayetinde geçen "ümit kesmek" farklı şeyler mi?

Tarih: 03.12.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda yer alan “Dedi ki, Rabbinin rahmetinden, hak yoldan sapanlardan başka kim ümit keser ki?" (Hicr, 15/56) mealindeki ayetten de açıkça anlaşıldığı gibi, burada söz konusu olan ve imansızlıktan kaynaklanan ümitsizlik, Allah’ın rahmetinden ümit kesmektir.

“O müşrikler kendilerine mühlet verilmesine aldanmasınlar. Daha öncekilere de böyle fırsat verilmişti. Ne zaman ki peygamberler, toplumlarının imana gelmelerinden ümitlerini kesecek raddeye gelir ve toplumları da peygamberlerinin kendilerini aldattığı zannına kapılırlar, işte o zaman onlara yardımımız ulaşır, inkârcılar helâk olur, dilediğimiz kimseler kurtulur. Çünkü (uzun vâdede) cezamız, suçlu toplumlardan hiçbir surette geri çevrilmez.” (Yususf, 12/110) mealindeki ayette söz konusu edilen ümitsizlik ise, görünürdeki manzaraya bakarak insanların imana gelmelerinden ümit kesmektir.

Yukarıdaki meal, İbn Mesud ve İbn Abbas’ın tefsirlerine uygundur. Hz. Aişe’nin tefsirine göre ise ayetin ilgili cümlesinin meali “Ne zaman ki peygamberler, toplumlarının imana gelmelerinden ümitlerini kesecek raddeye gelir ve (kendilerine iman etmiş olanların bile) kendini yalanlayacakları zannına kapılırlar…” şeklindedir. İbn Cerir, Razî, bu görüşün  daha güzel olduğunu vurgulamışlardır.

Buradaki ümitsizlik sözcüğünün, “insanın iradesi dışında hayalinden geçen tereddütler” olduğunu söyleyenler de vardır. Yani bu gerçek ümitsizlik değil, ümitsizliği andıran vesvese türü şeylerdir ki, irade dışı olduğundan dolayı bir mesuliyeti ve sorumluluğu yoktur.(bk. Zemahşerî, Beyzavî, ilgili ayetin tefsiri).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun