Peygamberimizin nurunun Allah’ın nurundan yaratılması ne demektir?

Soru Detayı

- Aclûnî, Cabir (r.a)'dan şöyle bir hadis nakletmektedir: "Babam anam sana feda olsun ya Resulullah, Allah'ın eşyadan önce yarattığı ilk şeyin ne olduğunu bana haber ver." dedim. Resuûlullah (s.a.s) şöyle dedi:

- Ey Cabir! Allah Teâlâ, eşyayı yaratmadan evvel kendi nûrundan senin nebînin nûrunu yarattı" Bu nûr, Allah'ın dilediği şekilde onun kudretiyle deveran ediyordu. Bu vakitte, Levh, Kalem, Cennet, Cehennem, Mülk, Sema, Yer, Güneş, Ay, Cin ve İnsan ortalarda yoktu. Ne zaman ki Allah, mahlukâtı yaratmayı diledi; bu nûru dört parçaya böldü. Birinci bölümden kalemi, ikincisinden levh'i, üçüncüsünden de Arş'ı yarattı. Sonra da dördüncü bölümü tekrar dört parçaya ayırdı. ..

- Bu hadis ve diğer bazı hadisler çerçevesinde hadiste geçen nûr'un ne anlama geldiği açıklanmaya çalışılarak, yanlış bir anlamanın önüne geçilmek istenmiştir:

"Allah Teâlâ için muhal olduğundan dolayı O'nun nûrundan kastedilen, kelimenin zahirine göre, O'nun zatıyla kaim olan bir nûr değildir. Çünkü nûr ancak cisimlerle birlikte var olabilir. Burada kastedilen, Muhammed'i, nûrundan önce yaratılmış bir nûrdan var ettiğidir. Buna ek olarak şu ihtimal de eklenebilir. Muhammed'i yarattığı nûr, O'nun zatıdır. Ancak bu, Muhammed'in yaratıldığı nûrun madde olduğu anlamında değildir. Aksine Allah Teâlâ'nın, hiç bir şeyi aracı kılmadan, nûru yaratması hakkındaki iradesine ilişkin bir manası vardır (Aclûnî, 312).

- Bu açıklama, işrakîlerin, maddî nûr anlayışı ile ilahî gerçekliği ortaya koymaları felsefesinin çarpıklığını da göstermektedir. Allah Teâlâ'nın her türlü yakıştırmaların ötesinde olduğu, Kur'anî ve mutlak bir gerçektir. Ve onun zatının gerçekliği, insan aklının kavrayabileceği sınırların çok ötesindedir. Muhammed'i yarattığı nûr, O'nun zatıdır. Ancak maddi nur değildir derken ne demek istiyor.. Yine Allah’ın nurundan oldu ama maddi olmayan nurdan mı oldu diyor. Ya da bu anlatımın yanlış olduğunu mu anlatmak istemiş açıklayın lütfen?..

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu konuyu birkaç madde halinde açıklamakta fayda vardır:

 a) Allah’ın bir ism-i celili de Nur'dur. Ancak Nur isminin maddi ışık gibi, nurlarla hiç bir ilişkisinin olmadığını biliyoruz. Çünkü: “Allah’ın hiçbir varlığa benzemesi söz konusu olmadığına" göre, elbette Onun “Nur” isminin mahiyetini de bilmek mümkün değildir. Zira, bilinmeyenler bilinenlere kıyasla bilinebilir. Bilinmeyen bir varlığın mahiyetini benzerlik yoluyla kıyaslama imkanı olmadığına göre elbette bunu bilemeyiz.

“Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O, her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla görendir.” (Şura, 42/11)

mealindeki ayette açıkça bize “Allah’ın isim ve sıfatlarını -isim benzerliğinden hareketle- bir benzerlik kurmanın yanlış olduğu gerçeği” ders verilmiştir.

Evet, Allah da işitir, insanlar da işitir, fakat bu işitme şekli asla birbirine benzemez. Allah da Nurdur, güneş te nurdur fakat bu iki nurun mahiyeti çok farklıdır, birbirine asla benzemez.

Evet, “Allah’ın esma-i hüsnasından Nur isminin bir kesif âyinesi hükmünde olan güneş” (bk. Sözler, s. 166) ile Nur isminin mahiyeti elbette çok farklıdır.

“Elbette güneşin nur ve harareti, ilim ve kudretine nisbeten toprak gibi kesif hükmünde, 'Nur-un Nur, Münevvir-un Nur, Mukaddir-un Nur' olan Zât-ı Zülcelal, her şeye, ilim ve kudretiyle nihayetsiz yakın ve hazır ve nâzırdır.” (bk. Sözler, s. 166)

b) Denilebilir ki, bu hadis rivayetinde meal olarak yer alan “Allah Teâlâ, eşyayı yaratmadan evvel kendi nûrundan senin nebînin nûrunu yarattı” ifadesi bir mecazdır, bir teşrif izafesidir. Yani Allah Hz. Peygamberi “kendi zat-ı akdesinin nurundan” değil, özel olarak yarattığı bir nurdan yaratmıştır. Burada “kendi nurundan” ifadesi, o ilk yaratılan nura ve Hz. Peygambere şeref kazandırmaya yöneliktir.

Nitekim, muhakkik alimlere göre, “(Allah) Sonra ona (insana)  en uygun şeklini verdi, ona ruhundan üfledi.” (Secde, 30/9) mealindeki ayette meal olarak yer alan “ruhundan üfledi” mealindeki ifadenin manası “yarattığı ruhundan” demektir. “Min Ruhihi” (Ruhundan) ifadesinin kullanılması insan için yaratılan ruhun Allah katındaki önemine vurgu yapmaya ve ona şeref kazandırmaya yöneliktir. (bk. Razî, Beydavî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

c) Hz. Peygamber (asm)'in nurdan yaratılmış olması, onun mahiyetinin isim ve sıfatların azami derecedeki nurani tecellilerine mazhar olması anlamına da gelebilir. Aslında Allah’ın bütün isim ve sıfatları mahiyeti meçhul birer nurdur. Bu açıdan bakıldığı zaman yarattığı her şey nuranidir, bu nurlu isimlerin cilveleridir.

Ancak, Hz. Muhammed (asm)’in nuraniyetine özel vurgu yapılması onun nezd-i uluhiyetteki kadr-u kıymetine işarettir. Çünkü, yaratıklar arasında hiç bir varlık Hz. Muhammed kadar bu ilahi nura mazhar olmuş değildir.  

“İşte şu sırdandır ki; mahiyeti nur ve hüviyeti nuraniye olan Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, dünyada bütün ümmetinin salavatlarını birden işitir. Ve kıyamette bütün asfiya ile bir anda görüşür. Birbirisine mani olmaz. Hattâ evliyadan, ziyade nuraniyet kesbeden ve ebdal denilen bir kısmı, bir anda birçok yerlerde müşahede ediliyormuş.” (bk. Sözler, s. 194-195)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun