Peygamber Efendimizin siyasi liderliği hakkında bilgi verir misiniz?
Değerli kardeşimiz,
Allah’ın Hz. Peygamber için emrettiği aslî görev, kendisinden aldığı vahyi insanlara ulaştırmasıdır. Vahyin açıklanması ve uygulanması da bu görevin devamı mahiyetinde olduğundan, bu konularda Resûlullah’ın otoritesinin tanınması da istenmiştir. Allah, birçok âyette resulüne (elçisine) inanmayı, ona itaat ve ittibâ etmeyi emretmiş; isyan etmeyi ise yasaklamıştır. Bu âyetlerden bazıları şöyledir:
“Allah’a ve resulüne iman edin.” (en-Nisâ 4/171)
“Allah, kendisine ve resulüne itaat edenleri, ebediyen kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Bu ne büyük bir kazançtır. Allah’a ve resulüne isyan edenleri ve koyduğu sınırları geçenleri de ebediyen kalacakları ve acıklı bir azap görecekleri bir ateşe sokar.” (en-Nisâ 4/13, 14)
“Eğer O’na itaat ederseniz, hidayet bulursunuz. Resulün görevi yalnızca açık tebliğdir.” (en-Nûr 24/54)
“Kim Allah’a ve resulüne isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (el-Ahzâb 33/36)
“Allah’a itaat edin, resule itaat edin ve sakının.” (el-Mâide 5/92)
“Sizin rabbiniz rahmândır. Bana ittibâ edin ve emrime itaat edin.” (Tâhâ 20/90)
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin; resule ve aranızdan çıkan emîr sahiplerine itaat edin. Bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, eğer Allah’a ve âhiret gününe inanan kimseler iseniz, onu Allah’a ve resule götürün.” (en-Nisâ 4/59)
“Şayet onu resule ve içlerinden çıkmış emîr sahiplerine götürselerdi...” (en-Nisâ 4/83)
“Müminler, Allah’a ve peygamberine inanan kimselerdir ve toplumu ilgilendiren bir işte peygamber ile bulundukları zaman ondan izin almadıkça çekip gitmezler.” (en-Nûr 24/62)
Hz. Peygamber aslî görevi olan tebliğ ve bunun doğal uzantısı olan tebyin yani Allah’tan aldığı mesajı insanlara ulaştırma ve bu mesaja ilişkin gerekli açıklama ve uygulamaları yapma dışında, konjonktürel olarak Medine’de, içerisinde müslümanlar yanında yahudi ve putperestlerin de bulunduğu bir topluluğun lideri olmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’de Resûl-i Ekrem’e itaat etmeyi emreden âyetler, esas itibariyle Resûlullah’ın asıl vazifesiyle alakalı olmakla birlikte, bu itaat emri onun siyasi otoritesine tâbi olmayı da içerecek bir genellik taşır.
Medine dönemi dikkate alındığında, Hz. Peygamber’in, hem yasama hem de yönetme yetkisini kendisinde topladığı ve aynı anda hem hukukî hem de siyasal otorite olduğu görülür. Fakat Hz. Muhammed’in Medine toplumuna lider oluşunun dinin bir gereği olmaktan çok konjonktüre bağlı siyasi bir liderlik olduğu kanaati ağırlıklıdır. Gerek Resûlullah’ın gerekse onun ölümünden sonra Müslüman toplumların siyasetle ilgilenmesini doğal bir gelişme olarak değerlendirmek daha uygundur.
Hz. Peygamber’in Mekke’de iken herhangi bir siyasî talepte bulunduğu bilinmemektedir. Bu durum onun asıl gayesiyle alakalı olduğu gibi, içinde bulunduğu sosyopolitik durumla da ilgilidir. Medine döneminde ise, dinin icaplarının rahatça yerine getirilebilmesi için toplumsal bir bütünleşme ve örgütlenme kaçınılmaz olmuş, Resûl-i Ekrem de vahye ve ictihadına dayanarak bu yönde gerekli önlemleri almıştır. İslâm bilginlerinin Resûlullah’ın sünnetini değerlendirirken onun peygamber olarak yaptığı davranışlarla devlet başkanı ve siyasî-askerî lider vasfıyla yaptıkları arasında bir ayırım gözetmesi ve ikinci grup sünneti yorumlamada kendilerini daha rahat hissetmeleri de bu sebepledir.
Kaynak: Diyanet İslam İlmihali II. Cilt, İslâm ve Toplum
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Nebiler vahiy almazlar mı?
- Kur'an yeterliyse, neden namazın nasıl kılınacağı yok?
- Devlet idarecilerine itaat şart mı?
- Ahzab suresi 36. ayetinden peygamberimizin de hüküm verebileceğini anlıyorsak, aynı mantıkla Tevbe suresi 1. ayeti nasıl açıklayabiliriz?
- Nisâ Suresi 59. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Kur’an’da yirmiden fazla yerde Resulullah’a itaat emrediliyor- Hadis Savunması 21
- Yahudilerin dini ve sosyal açıdan fayda ve zararları neler olmuştur?
- Kim Resule itaat ederse, şüphesiz Allah’a itaat etmiştir- Hadis Savunması 15
- Allah bu kimseleri altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak- Hadis Savunması 17
- Fussilet Suresi 33. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?