Öven için dört afet vardır hadisi sahih mi?
Öven için dört afet vardır:
1- Överken fazlaya kaçar, hakikati aşar; böylece yalan söyler.
2- Kalbine riya karışır. Zira maksadı hakikat değil, sevgisini göstermek yahut karşısındakini memnun etmektir.
3- Övdüğü şeyleri tahkik etmemiştir. İç yüzünü bilmediği hâlde söz söyler, böylece gaflete düşer.
4- Belki de övdüğü kimse zalimdir, fasıktır. Onu överek bu hâlinden razı olmuş olur. Zalim ve fasığı övmek, zulme ortak olmaktır.
Bu sözlerden ne anlamalıyız? Övdüğümüz kişi zalimse ama bizimle de iyiyse biz de onun bu güzel yönünü övüyorsak, bizimle güzelliğinin ne alakası vardır, sonuçta biz içini değil dış görünüşünü övüyoruzdur?
Değerli kardeşimiz,
"Öven için dört afet vardır" şeklindeki ifade, doğrudan Peygamber Efendimize (asm) atfedilen lafzi (sözsel) bir hadis-i şeriften ziyade, İslam alimlerinin (özellikle İmam Gazali gibi) övgü konusundaki hadislerden çıkardıkları hikmetli bir tespit ve ahlaki bir uyarıdır. Bu sözlerden herkes bir şey anlar.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, öven kimsenin gerçek dışı ve abartılı övmelerde bulunmasıdır. İşte bu tür övmelerde dört afet olduğu ifade edilei:
1. Yalan söylemek.
2. Riya ve gösteriş yapmak. Bu hal, münafıklık derecesine kadar gidebilir. Çünkü, gerçek dışı ve abartarak öven bir kimse, kendisinin de inanmadığı bir şeyi söyler. Bu ise münafıklıktır.
3. Allah Teâlâ’n bir türlü bildiği bir kimseyi başka türlü göstermeye çalışmak. Bu afet, iyi olan bir kimseyi kötülemekte de söz konusudur.
4. Zalim ve fasıkları kötülükte ısrarcı olmaya sevk etmek. Çünkü övüldüklerini gören bu kimseler, yaptıkları kötülüklerden korkmak, utanmak, vazgeçme ihtiyacını duymak gibi hisler taşımazlar. Herkesi kör ve âlemi sağır gören bu gözü dönmüşler, kötülüklerini gönül rahatlığıyla sürdürmeye devam ederler. (İmam Gazalinin Risaleleri, 3/217-218)
Şu halde gerçeğe uygun olmayan övmelerin zararlarından ve afetlerinden söz edilmiştir. Yoksa gerçeği ifade eden ve teşvik edici mahiyette olan övmeler yalan değildir, eğer övülen kişiye zarar vermeyeceği biliniyorsa, yapılan işin güzel ve hayırlı olduğunu belirtmek maksadıyla övmenin sakıncası olmadığı gibi faydası da olabilir.
Buna göre, “Bir kimseyi yüzüne karşı övmek doğru mu?”
Ahlak ve fıkıh kaynaklarında, bir insanı yüzüne karşı övmenin uygun olup olmadığı geniş şekilde ele alınmıştır. İslâm âlimlerinin çoğunluğu, bu konudaki hadisleri birlikte değerlendirerek şu sonuca varmıştır:
Eğer bir kimseyi yüzüne karşı övmek, onda kibir, gurur ve şımarıklığa yol açacaksa bu doğru değildir. Ayrıca her durumda, övgüde aşırıya kaçmamak ve gerçeğin dışına çıkmamak gerekir.
Nitekim Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (asm), huzurunda bir kişiyi aşırı şekilde öven kimseye: “Yazık sana! Arkadaşının boynunu kopardın.” buyurmuş ve bunu birkaç kez tekrar etmiştir. Ardından da birini överken, “Şöyle olduğunu zannediyorum” gibi ihtiyatlı bir ifade kullanılmasını tavsiye etmiştir. (Buhârî, Edeb 54; Müslim, Zühd 65)
Buradaki ifade, övülen kişinin kendisini gerçekten övüldüğü gibi sanıp kibirlenme tehlikesine dikkat çeker. Yine başka bir hadiste, aşırı övgü yapan kimseler hakkında: “Meddahlarla karşılaştığınızda yüzlerine toprak saçın.” buyurularak bu tehlikeye işaret edilmiştir. (Müslim, Zühd 69)
Bununla birlikte, eğer bir kimse övülmekten olumsuz etkilenmeyecekse ve övgü de gerçekçi ve ölçülü ise, bu tür bir övgüde sakınca görülmemiştir. Hatta bu, iyiliği teşvik edici olabilir. Nitekim sahabeden bazı şairlerin Peygamberimizi öven şiirleri onun tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Efendimiz kendisi de bir çok sahabiyi isim vererek bazılarını da yüzüne karşı övmüştür.
Öte yandan bazı alimler, övgü doğru bile olsa, bunun hem öven hem de övülen açısından zararlı olabileceğini söylemişlerdir. Bu görüşe göre övgü, insanı farkında olmadan kibir ve gurura sürükleyebilir. Eğer övgü gerçeğe aykırıysa, bu durum daha da tehlikelidir; çünkü kişi sahte bir algıya kapılabilir.
İnsan tabiatında övülmekten hoşlanma ve yerilmekten kaçınma eğilimi vardır. Ancak bu eğilim doğru yönlendirilmezse ahlâkî zaaflara yol açabilir. Bu yüzden övgü, ancak iyi bir amaca hizmet ediyorsa ve ölçüyü aşmıyorsa değerli kabul edilir.
Nitekim “Rabbinin nimetlerini ise durmayıp söyle” (Duhâ, 93/11) ayeti, Allah’ın kuluna verdiği maddî ve manevî nimetlerin hatırlanmasını, dile getirilmesini ve bunun şükür bilincine dönüşmesini teşvik etmektedir. Bu çerçevede, bir insanda bulunan hayırlı vasıfların uygun bir üslupla dile getirilmesi, eğer kişiyi kibir ve gurura sevk etmiyor; bilakis nimetin Allah’tan olduğunu hatırlamasına ve şükür duygusunun güçlenmesine vesile oluyorsa, bu tür bir hatırlatmanın sakıncalı olmadığı söylenebilir.
Buradaki ölçü, övgünün kişiyi kendine değil, nimetin sahibine yöneltmesidir. Yani amaç, insanı yüceltmek değil; Allah’ın lütfunu hatırlatmaktır. Bu şekilde yapılan bir hatırlatma, aslında bir nevi şükre davet hükmündedir.
Ancak övgü, kişiyi benlik ve gurura sürükleyecek bir üsluba dönüşürse, bu durumda maksat aşılmış olur ve sakıncalı hâle gelir. Bu yüzden hem niyet hem de ifade tarzı belirleyici ölçüdür.
Sonuç olarak:
Bir kimseyi yüzüne karşı övmek, ölçülü, doğru ve kişiyi şımartmayacak şekilde olursa caiz görülebilir. Ancak aşırı ve abartılı övgü, çoğu zaman zararlı olduğu için kaçınılması gereken bir davranıştır.
Bununla beraber, övgünün kişiyi kendine değil, nimetin sahibine yöneltmek ise, yani amaç, insanı yüceltmek değil; Allah’ın lütfunu hatırlatmak ise, bu şekilde yapılan bir hatırlatma, aslında bir nevi şükre davet hükmündedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- "Övünmek, övülmek ve övmek" fiillerini hiç yapmamalı mıyız?
- Bir kişiyi övmenin ve kendiyle övünmenin İslâm’daki yeri nedir?
- MEDH, MEDİH
- Cennetin ebedi nimetlerini isteyen övülmekten hoşlanmasın, hadis mi?
- Birisi bir şey söylediğinde, estağfirullah demek doğru mu?
- Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Buradaki övme Allah'ın insanı övmesi, övülme ise Allah'ın övülmesi manasına mıdır?
- Namazda rükudan kalkarken, Semi'allahu limen hamideh, demenin hikmeti nedir?
- Fâtiha, Enam, Kehf, Sebe', Fâtır sûrelerinin 1. âyetinde geçen el-Hamdü Lillah’ın, "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah´a mahsustur" anlamına gelmesi ne demektir?
- Kalben / içimizden, dili kıpırdatmadan / oynatmadan Allah'ı zikretmek caiz midir?
- Kur'an-ı Kerim'de zikir hakkındaki ayetleri açıklar mısınız?