Her konuda konuşmak doğru mu?

Tarih: 03.11.2026 - 08:52 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bilginin önce kendimize etkisine bakmak gerekir. Alınan her bilginin ve bilginin kullanılma biçiminin ilk muhatabı yine kişinin kendisidir. Dolayısıyla fayda veya zarar halkası ilk olarak bireyin zihnine, kalbine ve ruhuna dokunur.

Bu açıdan manevi sağlığımızı korumak önceliğimiz olmalı. Nasıl ki bedenimize zarar verecek zararlı maddelerden sakınıyorsak; aklımıza, ahlakımıza, kalbimize ve maneviyatımıza zarar verecek kirli veya zehirli bilgilerden de aynı titizlikle kaçınmalıyız.

Ayrıca sadece kendimize karşı değil başkalarına karşı da sorumluluk bilinci içinde olmalıyız. Çünkü, süzgeçten geçmemiş, kişiye zarar veren veya hakikatten uzak bilgiler yalnızca sahibini zehirlemekle kalmaz; bu bilgilerin başkalarına aktarılması toplumsal ve manevi bir zarara da kapı aralar.

Bu yüzden öncelik, süzülmüş, faydalı ve insana değer katan bilgiye ulaşmaktır.

Bu yaklaşım her zaman önemli olmakla beraber, özellikle "bilgi kirliliği çağı"nda neyi alıp neyi süzmemiz gerektiği konusunda çok daha önemli bir ahlaki ve zihinsel süzgeç içinde olmamızı gerektirir.

Bu kısa bilgiden sonra her konuda konuşmaya gelince:

1. Mutlak ilim yalnızca Allah’a mahsustur

İnsan sınırlı bir varlıktır; dolayısıyla her şeyi bilmesi ve her konuda mutlak ilim sahibi olması imkansızdır. Kuran-ı Kerim'de meleklere hitaben ifade edildiği gibi, insanın bilgisi ancak Yaratıcı’nın öğrettiği kadardır. (Bakara, 32)

Sokrates'in "İnsan neyi bilmediğini fark etmelidir" sözü ile Montaigne'in "Ne biliyorum?" sorusu, insanın sahip olması gereken entelektüel tevazuun ve sınır bilincinin en güzel örnekleridir.

2. Bilgi çağı mı, bilgi kirliliği çağı mı?

Günümüzde bilgiye ulaşmak birkaç dakika sürse de, bu kolaylık insanları zaman zaman hadsizleştirebilmektedir. Bilgi çok önemlidir ancak tek başına "her şey" değildir.

Bir konuda fikir beyan edebilmek için o alanda yeterli altyapıya, donanıma ve birikime sahip olmak şarttır. Altyapı olmadan sadece ulaşılan bilgilerle hüküm vermek, neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt etmeyi engeller.

3. Bilmek mi, "Biliyor Görünmek" mi?

Günümüz ekranlarında ve sosyal medyasında uzmanlık alanı olmadığı halde her konuda konuşan popüler figürlere sıkça rastlanmaktadır.

İnsanlar bilmedikleri konularda bile biliyor görünmeye çalışmakta; haklı olmak ile haklı görünmek birbirine karıştırılmaktadır. Çoğu tartışma hakikati bulmak için değil, karşısındakini "mat etmek" veya değersizleştirmek üzerine kuruludur. Oysa birisini değersizleştirmek insanı yüceltmez.

4. En hassas alanlar: Din ve sağlık

Ülkemiz özelinde özellikle siyaset, din ve sağlık konularında herkesin her şeyi bildiği varsayımıyla ahkâm kesildiği görülmektedir.

Atalarımızın dediği gibi, "Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder." Bu gibi hassas ve uzmanlık gerektiren konularda, farklı uzmanları dinlemek, derinlemesine düşünmek ve analiz etmek büyük önem arz eder.

5. İnsanın haddini ve sınırlarını bilmesi

Tıpkı bir ağacın yetişmesi gibi, insanın da olgunlaşmaya, anlamaya, kavramaya ve tecrübe kazanmaya ihtiyacı vardır. Bilgi, insanı her zaman anlayışlı ve muhakemeli yapmaz; önemli olan bilginin davranışlara etkisi ve kişiyi ne kadar değiştirebildiğidir.

İnsanın nerede duracağını, nerede konuşacağını ve en önemlisi nerede susması gerektiğini bilmesi erdemdir.

Özetle:

Her konuda konuşmak doğru değildir. Gerçek ilim insanı gurura değil, Allah’a yöneltir. Bilmediğimiz konularda konuşmaktan kaçınmak, haddimizi bilmek ve her şeyden önce "ne bilmediğimizi fark etmek" akıl ve erdemin gereğidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun