Kunut-ı nazile ne zaman, hangi namazlarda yapılır hangi dualar okunur?

Tarih: 16.06.2026 - 14:12 | Güncelleme:

Soru Detayı

Kunut-ı nazile'nin nasıl okunacağını sormak istiyorum. Rükûdan sonra “Allahu Ekber” deyip ellerimizi dua eder gibi kaldırmalı mıyız, yoksa ellerimizi kaldırmadan ayakta mı durmalıyız?
Hangi duayı okumalıyız? Bunun için belirli bir dua mı vardır, yoksa Arapça dualardan herhangi biri okunabilir mi? Ya da kişi kendi dilinde dua edebilir mi?
Aslında Filistin için Kunut-ı Nâzile okumak istiyorum. Bildiğim kadarıyla bu dua, beş vakit farz namazın sonunda ve rükûdan sonra okunuyor. Ancak nasıl uygulanacağını ve tam olarak ne okunacağını bilmiyorum. Ayrıca Kunut-ı Nâzile sırasında rükûdan sonra ellerimin durumu nasıl olmalıdır?
Kardeşim, lütfen bu soruma cevap verin. Uzun zamandır bunun cevabını arıyorum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kunut kelimesi; namaz içerisinde Allah Teâlâ’ya dua etmek, O’na yönelmek ve O’nun huzurunda boyun eğmek anlamına gelir. Kunutun namazda uygulanması Hz. Peygamber (asm) Efendimizin hadisleriyle sabittir. (1)

İslam alimleri bu rivayetlerden hareketle kunutu genel olarak iki kısma ayırmışlardır:

Mutad (sürekli yapılan) kunut

Musibet ve olağanüstü durumlarda yapılan kunut (Kunut-ı Nazile)

1. Mutad Kunut

Dört mezhep alimleri, mutad olarak yapılan kunutun meşruiyetini kabul etmişlerdir. Ancak hangi namazda ve hangi aşamada okunacağı konusunda mezhepler arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır.

Hanefî mezhebine göre:

Kunut, vitir namazının üçüncü rekatında rükudan önce okunur ve tekbir alınarak eller bağlanır ve kunuta başlanır. Hanefîlere göre vitirde kunut okumak vaciptir.

Şâfiî mezhebine göre:

Sabah namazının ikinci rekatında rükûdan sonra ve ayrıca Ramazan ayının ikinci yarısında vitir namazında kunut okunması sünnettir.

Hanbelî mezhebine göre: Vitir namazında kunut yapılır.

Mâlikî mezhebine göre: Sabah namazında kunut okunur. (2)

2. Kunut-ı Nâzile (Musibet Zamanı Okunan Kunut)

Kunut-ı nazile; Müslümanların büyük bir sıkıntıya, zulme, savaşa, felakete veya toplumsal bir musibete maruz kaldıkları zamanlarda Allah Teâlâ’dan yardım istemek amacıyla yapılan kunuttur.

Hanefî mezhebine göre:

Müslümanların başına büyük bir bela veya musibet geldiğinde, cehrî (sesli okunan) farz namazlarında kunut-ı nâzile okunabilir.

Burada "iki çeşit kunut" denilmesinin sebebi, uygulama alanlarını ayırmaktır; yoksa kunut-ı nazile tamamen ayrı bir ibadet türü değildir.

Şâfiî mezhebine göre:

Böyle durumlarda beş vakit farz namazların tamamında kunut okumak müstehaptır.

Hanbelî mezhebine göre:

Kunut-ı nâzilenin sabah namazında okunması müstehaptır. (3)

Kunut-ı Nâzile Nasıl Yapılır?

Kunutun yeri konusunda mezhepler arasında farklı uygulamalar bulunmaktadır.

Genel olarak: Rükûdan sonra yapılacaksa imam veya tek başına namaz kılan kişi rükûdan kalkar ve "Semi‘allahu limen hamideh, Rabbenâ ve lekel-hamd" dedikten sonra kunut duasını okur.

Bazı mezheplerde rükûdan önce yapılır.

Ellerin kaldırılması konusunda da farklı görüşler vardır. Kunut sırasında ellerin kaldırılması, dua hâline uygun bir davranış olarak görülmüştür. Ancak bu konuda bütün mezheplerin aynı uygulaması yoktur.

Genel prensip olarak dua sırasında, Allah’tan bir nimet, yardım ve rahmet istenirken ellerin içi yukarı doğru çevrilir. Bir bela ve musibetin kaldırılması istenirken ellerin içi aşağıya doğru tutulabilir.

Bu sebeple kunut-ı nazilede yapılan duanın içeriğine göre ellerin durumuna dikkat edilebilir.

Kunut Duası Olarak Hangi Dua Okunur?

Kunut-ı nazile için sadece tek bir dua belirlenmiş değildir. Yaşanan sıkıntıya uygun şekilde Allah Teâlâ’ya dua edilir.

Ancak fıkıh kitaplarında iki meşhur kunut duası bulunmaktadır:

Hanefîlerin Okuduğu Kunut Duası

اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ وَنَسْتَغْفِرُكَ، وَنُؤْمِنُ بِكَ وَنَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ، وَنُثْنِي عَلَيْكَ الْخَيْرَ كُلَّهُ، نَشْكُرُكَ وَلَا نَكْفُرُكَ، وَنَخْلَعُ وَنَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ

اللَّهُمَّ إِيَّاكَ نَعْبُدُ، وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ، وَإِلَيْكَ نَسْعَى وَنَحْفِدُ، وَنَرْجُو رَحْمَتَكَ، وَنَخْشَى عَذَابَكَ، إِنَّ عَذَابَكَ بِالْكُفَّارِ مُلْحِقٌ

Allahümme innâ nesteînüke ve nestağfiruke, ve nü’minü bike ve netevekkelü aleyke, ve nüsnî aleykel-hayra küllehû, neşkuruke ve lâ nekfüruke, ve nahleu ve netruku men yefcuruk.

Allahümme iyyâke na‘büdü, ve leke nusallî ve nescüdü, ve ileyke nes‘â ve nahfidu, ve nercû rahmeteke, ve nahşâ azâbek. İnne azâbeke bil-küffâri mülhık.

Anlamı:

"Allah’ım! Senden yardım ister, senden bağışlanma dileriz. Sana iman eder, sana tevekkül ederiz. Bütün hayırlarla seni överiz. Sana şükreder, nankörlük etmeyiz. Sana isyan edenlerden uzak dururuz. Allah’ım! Yalnız sana kulluk eder, senin için namaz kılar ve secde ederiz. Sana yönelir ve sana koşarız. Rahmetini umar, azabından korkarız. Şüphesiz senin azabın inkârcılara ulaşacaktır."

Şâfiîlerin Okuduğu Kunut Duası

اللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنِي فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنِي فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنِي شَرَّ مَا قَضَيْتَ، فَإِنَّكَ تَقْضِي وَلَا يُقْضَى عَلَيْكَ، وَإِنَّهُ لَا يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، وَلَا يَعِزُّ مَنْ عَادَيْتَ، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ

Allahümme'hdinî fîmen hedeyte, ve âfinî fîmen âfeyte, ve tevellenî fîmen tevelleyte, ve bârik lî fîmâ a‘tâyte, ve kınî şerra mâ kadayte.

Fe inneke takdî ve lâ yukdâ aleyk, ve innehû lâ yezillü men vâleyte, ve lâ ye‘izzü men âdeyte. Tebârekte rabbenâ ve teâleyte.

Anlamı:

"Allah’ım! Hidayet verdiklerinin arasında bana da hidayet ver. Afiyet verdiklerinin arasında bana da afiyet ver. Dost edindiklerinin arasında beni de dost edin. Bana verdiklerini bereketli kıl. Hükmettiğin şeylerin kötülüğünden beni koru. Çünkü sen hükmedersin, sana hükmedilemez. Senin dost edindiğin kimse zelil olmaz; düşman olduğun kimse de izzet bulamaz. Rabbimiz! Sen bereket ve yücelik sahibisin." (4)

Sonuç olarak; Filistin gibi Müslümanların büyük acılar yaşadığı durumlarda kunut-ı nâzile okunması birçok âlim tarafından meşru görülmüştür. Uygulama şekli mezheplere göre farklılık gösterebilir. Önemli olan, Allah Teâlâ’ya samimiyetle yönelmek, zulmün kaldırılması, mazlumların korunması ve Müslümanların selameti için dua etmektir.

Kaynak:
1) Buhârî, Vitir, 7; Müslim, Mesâcid, 294-308
2) Merğinânî, el-Hidâye, 1/66-67; Nevevî, el-Mecmû‘, 3/492-493; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/111-115; Şinkîtî, Levâmi‘ü’d-Dürer, 2/127-130.
3) Vehbe ez-Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletühû, 2/1000-1002.
4) Vehbe ez-Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletühû, 2/1000-1002.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun