Şifa için hangi salavatları getirmeliyiz?

Tarih: 08.05.2026 - 12:04 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Şifa niyetiyle okunan salavat-ı şerifeler, hem Peygamber Efendimize (asm) olan sevgi ve bağlılığın bir ifadesi, hem de manevi huzur ve bereket vesilesi olarak görülmüştür. Asırlardır alimler ve salih zatlar, özellikle bazı salavatların kalbe ferahlık verdiğini, duaya bereket kattığını ve şifa niyetiyle okunabileceğini ifade etmişlerdir.

Nitekim Hz. Ömer’den (ra) mevkuf olarak rivayet edilen, ancak alimlerin “merfu hükmünde” kabul ettiği bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur:

“Şüphesiz dua, Peygamber’e salât getirilmedikçe gök ile yer arasında durdurulur; yukarıya yükselmez.” (Tirmizî, Vitr, 21)

Peygamberimiz (asm)'e salavat getirilmesi, Kuran ayetiyle sabittir:

"Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin." (Ahzab, 33/56)

Allah Rasulü (asm) de pek çok hadislerinde, dua ederken kendilerine salavat getirilmesini istemiş ve bunu duanın kabulü için bir vesile olarak zikretmişlerdir.

Tirmizi'nin rivâyet ettiği bir hadiste de Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: "Beni, hayvanına binen yolcunun maşrabası yerine tutmayın. Bana, duanızın başında, ortasında ve sonunda salât okuyun." (Tirmizî, Salât, 352)

Şifa niyetiyle meşhur olmuş salavatlardan biri şöyledir:

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبْدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبْصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ

“Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbi’l-kulûbi ve devâihâ ve âfiyeti’l-ebdâni ve şifâihâ ve nûri’l-ebsâri ve diyâihâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.”

“Allah’ım! Kalplerin tabibi ve devası, bedenlerin afiyeti ve şifası, gözlerin nuru ve aydınlığı olan Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashabına salât ve selam eyle.”

Bu salavat, özellikle manevi huzur, kalp ferahlığı ve şifa niyetiyle çokça okunmuştur.

Bir diğer meşhur salavat ise şöyledir:

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ

Okunuşu:

“Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin bi adedi külli dâin ve devâin.”

Manası:

“Allah’ım! Hastalıkların ve devaların sayısınca Efendimiz Muhammed’e ve âline salât eyle.”

Bazı rivayetlerde buna şu ilave de yapılmıştır:

وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا

“Ona ve âline çokça bereket, selam ve esenlik ihsan eyle.”

Bu salavatın, özellikle Halid Bağdadi Hazretleri tarafından vird olarak okunduğu da nakledilmiştir.

Elbette şifayı veren yalnızca Allah’tır. Salavatlar ise birer dua, zikir ve Resulullah’a muhabbet vesilesidir. Bu nedenle müminler, maddi tedavilerin yanında salavatı da manevi destek ve bereket kapısı olarak görmüşlerdir.

Ayrıca, bu salavatlar yalnızca maddi hastalıklar için değil; kalbin hastalıkları, günahların manevi yaraları, gaflet, huzursuzluk ve manevi sıkıntılardan arınma niyetiyle de okunmalıdır. Çünkü insanın en büyük ihtiyacı, bedenle birlikte kalbin de şifa bulmasıdır.

Nitekim salavatta geçen “Tıbbi’l-kulûbi ve devâihâ” ifadesi de “kalplerin tabibi ve devası” manasına gelmektedir. Bu yüzden müminler, bu salavatları hem maddi hem manevi şifa niyetiyle okumayı güzel görmüşlerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun