Toprağın oluşumu, özellikleri ve önemi hakkında bilgi verir misiniz?
Değerli kardeşimiz,
INTERPRETATION OF THE SOIL BLACK BOX AS A CREATION MATERIAL
Assoc. Prof. Dr. Müdahir ÖZGÜL
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü, Erzurum, Türkiye [email protected]
Abstract
Soil is one of the main forces (air, water, earth and fire) in the assembly of the whole universe. Soil and water are described as the base material of life’s existence in in all religious and philosophical sources. In mythology, the soil is expressed as the earliest goddess of goddesses. There are significant deficiencies when the formation of soils and their characteristics are explained with today’s scientific knowledge. This situation always exists at all stages in explaining soil formation (geogenesis and pedogenesis) and its use for a production material. It sometimes may not be possible to explain contradictions in the detailed interpretation of soil properties. It is still mysterious to explain the negative (-) load of soil mineral and organic colloids, the presence of cations and anions and the dipolar nature of water. Soil is always there in the adventure of existence and destruction of living and nonliving beings on earth. The systematic explanation in soil formation from the minerals, the processes of decompositionseparation of the parent material of the rocks, wettingdrying and freezingthawing has not been established. The material that has emerged as a result of these processes is defined as soil, and this cycle is known as the black box by the scientists. In this respect, these factors and processes have not been enough to explain the formation (evolution) of the soil. Interpretation of the physical, chemical, biological, mineralogical and morphological properties of soils as a material and a production source will be possible by explaining soil evolution on the development process of soil forming. The objective of this study is to explain soil evolution, which is a basic substance between existence and death (another form of return), in the context of the philosophy.
Key Words: Soil, Creation, Formation, Black box
YARATILIŞ MATERYALİ OLARAK TOPRAĞIN KARANLIK KUTUSU (BLACK BOX)’NUN
YORUMLANMASI
Doç. Dr. Müdahir ÖZGÜL Özet
Toprak; bütün Evren’in düzene konulmasında temel güç olan dört unsurdan (hava, su, toprak ve ateş) biridir. Toprak, dini ve felsefi kaynakların tamamında su ile birlikte canlı varoluşunun (yaratılışın) temel maddesi olarak tanımlanmıştır. Mitolojide ise toprak en eski Tanrıça olarak ifade edilmektedir. Toprakların oluşumu ve ortaya çıkan özellikleri, eldeki mevcut bilimsel bilgilerle açıklanırken önemli eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Bu durum toprağın oluşumu (jeogenesis ve pedogenesis) ve üretim materyali olmasının açıklamasında tüm evrelerde karşımıza çıkmaktadır. Toprak özelliklerinin detaylı yorumundaki çelişkileri açıklamak bazen mevcut bilgilerle mümkün olmamaktadır. Toprağın mineral ve organik kolloidlerinin negatif (-) yüklü olması, içerisinde katyon ve anyonları bulundurması ve suyun iki kutuplu (dipol) özellikte olmasının gizemi izaha muhtaçtır.
Yeryüzündeki canlı ve cansız varlıkların var oluş ve yok oluş serüveninin içerisinde toprak hep vardır. Toprakların minerallerden, minerallerin oluşturduğu kayalardan ve kayaların ayrışma ürünü ana materyalden parçalanmaayrışması, ıslanmakuruması, donmaçözülmesi gibi süreçlerle oluşmasının sistematiği ortaya konulamamıştır. Bu süreçlerin sonucunda ortaya çıkan materyal toprak olarak tanımlanmış bu döngü (devinim) bilim adamlarınca karanlık kutu (black box) olarak tanımlanmıştır. Bu yönüyle toprağın tanımına giren faktör ve süreçler, toprağın oluşumunu (yaratılışını) değişimini (evrimini) açıklamağa yetmemiştir. Toprağın bir materyal ve üretim ortamı olarak fiziksel, kimyasal, biyolojik, mineralojik ve morfolojik özelliklerinin irdelenmesi, oluşum sürecinin gelişim ve değişimine etkisinin açıklanmasıyla mümkün olacaktır. Bu çalışmanın amacı, yaratılış (var oluş) ve ölüm (başka bir şekle dönüş) arasında temel bir madde olan toprağın bu süreçte geçirdiği evrimi varlık felsefesi bağlamında açıklamaktır.
Anahtar Kelimeler: Toprak, Yaratılış, Oluşum, Karanlık kutu
1. GİRİŞ
Topraklar; dünyadaki karasal ortamların yüzeyini ince bir tabaka halinde kaplayan, çeşitli kayaç ve minerallerin çevresel faktörlerin etkisiyle ayrışması sonucu oluşan, içerisinde inorganik ve organik materyaller ile birlikte belirli oranlarda hava ve su bulunduran, bitkilere tutunma yeri ve besin kaynağı olan üç boyutlu, üç fazlı, canlı ve doğal varlıklar olup; başlı başına bir ekosistemdir ve son derece karmaşık ve değişken bir yapıya sahiptirler.
Toprakların minerallerden, minerallerin oluşturduğu kayalardan ve kayaların ayrışma ürünü ana materyalden parçalanmaayrışması, ıslanmakuruması, donmaçözülmesi gibi süreçlerle oluşmasının sistematiği ortaya konulamamıştır. Bu süreçlerin sonucunda ortaya çıkan materyal toprak olarak tanımlanmış bu döngü (devinim) bilim adamlarınca karanlık kutu (black box) olarak tanımlanmıştır. Bu yönüyle toprağın tanımına giren faktör ve süreçler, toprağın oluşumunu (yaratılışını) değişimini (evrimini) ve kompleksliğini açıklamağa yetmemiştir.
Toprağın bir materyal ve üretim ortamı olarak fiziksel, kimyasal, biyolojik, mineralojik ve morfolojik özelliklerinin irdelenmesi, oluşum sürecinin gelişim ve değişimine etkisinin açıklanmasıyla mümkün olacaktır. Bu özellikleri açıklanırken, toprağın incelenmesi gereken en önemli bileşeni kuşkusuz kil (kolloid) dir. Kil mineralleri yerkürenin bileşiminde bulunan birincil (primer) minerallerin belli koşullarda (sıcaklık ve basınç) değişimleri altında değişim ve dönüşümü sonucu oluşan maddelerdir.
Buna göre "kil minerali, birincil (primer) minerallerin su ile reaksiyona girmesi sonucu oluşmuş çoğu kez tabaka yapısında olan ve genelde parçacık iriliği 2 µm' nin altında olan çoğunlukla sulu Al, bazen sulu Mg ve seyrek olarak sulu Fe silikatlarıdır" biçiminde tanımlanabilir. Kil mineralleri kristallerinin neden diğer minerallerden farklı olarak büyümediği ilginç bir durumdur.
Kil minerali olabilmek için şart, parçacık iriliğinin çoğu kez 2 µm'den küçük olması ve mineralin su ile reaksiyon sonucu birincil, başka bir deyişle püskürük kayaların yapısında olan minerallerden oluşmasıdır. Bu su sıcak (hidrotermal) veya soğuk (normal yeryüzü suyu) olabilmektedir. O halde kil minerallerinin en önemli özellikleri parçacık irilik sınırının yanında ikincil olarak oluşmuş olmalarıdır. Kil minerali olmak için gerekli koşullara sahip olan ancak tabaka yapısında olmayan silikatlar da vardır (Sayın, 1999).
Mineraller ayrışırken hidrosfer, biyosfer ve atmosfer ajanlarının etkisinde kalırlar. Bu ajanlar sırasıyla su, organizma ve oksijendir. Minerallerin ayrışma hız ve miktarları strüktürlerinin kimyasal ayrışma ajanlarına karşı direncine bağlı olarak değişmektedir.
Bu çalışmanın amacı, yaratılış (var oluş) ve ölüm (başka bir şekle dönüş) arasında temel bir madde olan toprağın bu süreçte geçirdiği evrimi varlık felsefesi bağlamında açıklamaktır.
2. TOPRAĞIN TARİFİ VE OLUŞUMU
2.1.TOPRAĞIN TARİFİ
Yeryüzü koşulları altında oluşmayan püskürük kayalardaki minerallerin kimyasal etmenlerle reaksiyona girmeleri, bu minerallerin yeni koşullara kendilerini adapte amacını taşımaktadır. Şöyle ki, yer kabuğunun derinliklerinde yüksek sıcaklık ve basınç altında oluşan mineraller eskiden maruz kaldıkları koşullar ortadan kalktığında kararsız bir duruma geçmektedir. Kararlılıklarını sürdürmeleri ancak bu yeni koşulların etkisini azaltacak yönde davranmalarıyla gerçekleşebilmektedir (Le Chatellier ilkesi).
Azalan basıncı karşılamak üzere minerallerin hacimleri genişler; alçalan sıcaklığa tepki olarak sıcaklık oluşturan reaksiyonlara girerler. Birinciye hidroliz ikinciye oksitlenme, birer örnek olarak verilebilir. Kayaç daha önceden değişmişse, örneğin sedimanter karakterde ise mineraller çoğu kez değişmeden doğrudan doğruya toprağa geçebilirler. Ancak toprakta yeni iyonar ortamda bulunan minerallerin kararlılığının kaybolması ve yeni minerallerin oluşması söz konusu olabilir. Bu bakımdan ayrışma ve oluşmanın birlikte incelenmesinde fayda vardır (Sayın, 1999).
Toprak bilimi ise, toprakların özelliklerini, gelişmelerini ve dağılımlarını ayrıca bunların insanlar tarafından kullanılması ile ilişkili olanakları ve tehlikeleri inceleyen bir bilim dalıdır.
2.2. TOPRAĞIN OLUŞUMU
Toprakların oluşumları hakkındaki görüşlerde dünden bugüne hep değişmiştir. Toprakla ilgili en ilkel değerlendirmelerden en modern araştırmalara kadar geçen süreçte bilgilere ekleme yapılmıştır. Pedologlar toprağın oluşumunu açıklarken toprak genetiği veya genesisi ifadelerini kullanarak onun canlı (organizma) özelliklerine atıfta bulunmuşlardır. Bazen ortaya konulan bir görüş yeniden tanımlanan bir toprak özelliği ile tartışmalı hale gelirken, toprak özellikleri dinamik bir değişimin sembolü haline gelebilmişlerdir.
Bütün bu tartışmalara bakarak toprakları birbirinden tamamen ayrı süreçlerin ürünüymüş (Podzollaşma, Lateritleşme, Karbonatlaşma) gibi gören eski toprak genesisi görüşlerinin hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Aynı zamanda toprak oluşumunun devamlı bir süreç olduğu bir toprağın önce genç (Litosoller) sonra olgun (Podzoller) ve en sonra yaşlı (Latosoller) olacağı şeklinde görüşün de ancak kısmen doğru olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
Toprak minerallerinin ana kaynağı kaya(ç)lardır. Ancak bir toprağın kimya ve mineralojisi oluştuğu kayanınkinden farklıdır. Bu farklılık toprağı yapan ayrışma ajanlarının etkinliği ve toprağın geçirdiği genetik değişimle artmaktadır.
Bir toprağın kimyasal yapısı kendisini oluşturan kayanınki ile karşılaştırıldığında bazı önemli farklılıklar görülmektedir (Çizelge II.1).
Çizelge 2.1. Yerkabuğunda, Toprakta ve Deniz Suyunda Elementlerin Bolluğu
|
Element |
Yerkabuğu (%) |
Toprak (%) |
Deniz Suyu (%) |
|
0 |
46.4 |
53.6 |
85.7 |
|
Si |
28.2 |
32.5 |
0.00003 |
|
Al |
8.2 |
6.0 |
1x10-6 |
|
Fe |
5.6 |
2.7 |
1x106 |
|
Ca |
4.1 |
1.2 |
0.04 |
|
Na |
2.4 |
0.8 |
1.05 |
|
Mg |
2.3 |
0.55 |
0.14 |
|
K |
2.1 |
1.5 |
0.038 |
|
Ti |
0.57 |
0.29 |
lxl0-7 |
|
H |
0.014 |
1.1 |
10.8 |
|
P |
0.0105 |
0.07 |
0.0007 |
|
S |
0.026 |
0.06 |
0.089 |
|
Mn |
0.0095 |
0.12 |
2x10- |
|
Cl |
0.0013 |
- |
1.9 |
En büyük farklılık hidrojen oranının aşağı yukarı 80 kez artmasıdır. Oksijen oranı da bir miktar artmıştır. Bu durum toprağa hidrojen ve oksijen içeren bir bileşiğin girdiğini göstermektedir; bu bileşik sudur. Su, toprakta oluşan minerallerin yapısına (ki bunlar çoğunlukla kil mineralleridir) molekül veya hidroksitler halinde bağlanmaktadır. Kalsiyum, Mg ve Na oranlarında düşmeler olmuştur (Şekil II.1).
Şekil 2.1. Topraklarda Kil Kolloidleri, Katyonlar ve Su molekülleri Arasındaki İlişki
Bitkiler topraklarda bulunan K, Ca ve Mg gibi önemli besin elementlerini, birincil minerallerden çok bu minerallerin topraktaki ayrışma ürünü olan kil minerallerinden almaktadır. Kil mineralleri yüksek özgül yüzey alanı sayesinde fazla miktarda suyu bünyesinde tutmakta ve sahip olduğu çok tipik izomorfızm olgusu ile besin elementlerini iyon değişimi yoluyla yüzeyinde bulundurmaktadır (Şekil II.2).
Şekil 2.2. Ara Tabakalı Mineral (Dixon ve Jackson, 1962)
Toprak mineralojisinin konusu toprak minerallerinin yapısını incelemek ve doğal ayrışma ortamındaki davranışım ortaya koymaktadır. Bu bilim dalı bir bakıma jeokimyanın jeolojideki rolünü toprak bilimi içinde yüklenmektedir. Toprak mineralojisi minerallerin toprak içindeki davranışını incelediğine göre bazı yüzey ve çözelti olaylarının da bu bilim dalı içinde incelenmesi gerekmektedir. Bu bakımdan toprak mineralojisi yüzey ve çözelti kimyası ile ilişki içindedir.
|
GİRDİLER |
KARANLIK KUTU |
ÇIKTILAR |
|
TOPRAK OLUŞ (ÇEVRE) ETMENLERİ |
TOPRAK OLUŞ SÜREÇLERİ (KESİNTİSİZ DEVAM EDEN OLAYLAR DİZİNİ) |
TOPRAK ÖZELLİKLERİ |
|
İklim (Aktif etmen) |
Organik madde, kil, demir, |
Toprak profili içindeki |
|
Canlılar (Aktif etmen) |
aluminyum, silika, kalsiyum |
solum (genetik toprak |
|
Topoğrafya (Pasif |
karbonat, jips vs.’nin; |
gövdesi) ana ve ayırt |
|
etmen) |
Toprak sistemine eklenmesi |
edici horizonların |
|
Ana Materyal (Pasif |
Toprak sisteminden uzaklaşması |
oluşumu, solum ana |
|
etmen) |
Toprak sisteminde yer değiştirmesi |
materyal ilişkisi ve ana |
|
Zaman (Pasif etmen |
Toprak sisteminde şekil değiştirmesi |
kayanın durumu |
|
T= f (i, c, t, m,z) |
|
|
Şekil 2.3. Toprak Oluş faktörleri, Toprak Oluş Süreçleri ve Ortaya Çıkan Toprak Özellikleri (KARA KUTU) (Şimşek, G. 1999).
Toprak genesisi, kil genesisi ile iç içe olduğundan mineraloji genesis ile kısmen çakışmaktadır. Toprak mineralojisi toprak bileşenlerinin fiziksel etkileşimlerini makro düzeyde inceleyen toprak fiziği ile toprağın doğal ortamdaki yapısını mikro düzeyde inceleyen mikromorfoloji ile de bağlantı halindedir. Minerallerin tavrını su miktarına bağlı olarak incelendiği toprak mekaniği ise toprak mineralojisi ile yakından ilgilidir.
Şekil 2.4. Kaolinitin Diyagramatik Görünümü (Grim, 1968)
Kil minerali olabilmek için şart, parçacık iriliğinin çoğu kez 2 µm'den küçük olması ve mineralin su ile reaksiyon sonucu birincil, başka bir deyişle mağmatik (püskürük) kayaların yapısında olan minerallerden oluşmasıdır. Bu su sıcak (hidrotermal) veya soğuk (normal yeryüzü suyu) olabilmektedir. O halde kil minerallerinin en önemli özellikleri parçacık büyüklük sınırının yanında ikincil olarak oluşmuş olmalıdır. Kil minerali olmak için gerekli koşullara sahip olan ancak tabaka yapısında olmayan silikatlar da vardır (Sayın, 1999).
Killerin, aynı boyuttaki başka minerallerden farklı kılan en önemli özelliği su ile karıştırıldığında gösterdiği davranış biçimidir. Su ile karıştırıldığında çamurlaşır ve hamur gibi şekil verebilecek kıvamda plastisiteye sahiptir. Kuruduğunda ise bir kaya gibi sağlam gözükebilir.
Genel olarak toprakların pedojen kil minerallerinin kristalleri, saf olanlarınkinden daha küçüktür ve tam oluşmamışlardır. Kristallerde bozuk yerler vardır. Kısa bir uzaklıkta, hatta tabakadan tabakaya bazal aralık tabaka yükleri farklı olur yani kristalinite azdır. Bunun nedeni her şeyden önce oluştukları ortamla ilgilidir. Parçacıkların küçük ve kristalitenin az olması topraktaki kil mineralinin, tabaka yükü yanında yüksek derecede reaksiyona eğilimli olmasına neden olur.
Yeryüzünde canlı olarak tanımlanan varlıkların tamamında, oluşma ve genetik, gerçekleşen olayların teorilerine atıflar yapılarak açıklanmaya çalışılmaktadır. Canlıların temel hammaddesi ve gen kaynağı olan toprak, bütün bu canlılardan çok daha derin manalar ifade eder.
Bilimsel olarak toprakçılar veya pedologlar, toprağın gelişimi ve içeriğinin bilimsel ifadesini bir sistem içerisinde tanımlayamadıklarından, onun oluşumunda etkin faktör ve süreçleri konu alan ifadelerle yorumlamaya çalışmışlardır. Bundan sonra toprağı inceleyenlerin temel hedefi bu karanlık olaylar dizininin şifreleri üzerine yoğunlaşmak olmuştur. Hiç kuşkusuz kainatın düzeni içerisinde bu gizemli varlığın rolü de, bir düzen içerisinde açıklanabilmelidir.
Şekil 2.5. Toprak Profilinin ve Solum (genetik toprak gövdesi) nin Farklı Görünümleri
Bütün bunlara göre yer kabuğunun katılaşmasından sonra insanoğlunu ortaya çıkmasına uygun koşullar ancak 4.5 milyar yılda hazırlanmıştır. Yeryüzünün şekillenmesiyle başlayan değişim süreci son derece yavaş bir şekilde olmasına rağmen hala devam etmektedir.
3. SUYUN AYRIŞMA KİMYASINDAKİ ROLÜ
Kayaçların ayrışarak toprak haline gelmesinde ana etmen sudur. Her ne kadar bir kayanın rüzgar gibi fiziksel ajanlarla ayrışıp ufalanması söz konusu olursa da bu ufalanma sırasında kayanın mineralojik yapısı değişmez. Elde edilen gevşek yapı tozdur, toprak değildir. Su bütün kaya mineralleriyle reaksiyona girer, onları çözer ve başka minerallere dönüştürür.
3.1. SU MOLEKÜLÜNÜN KAFES YAPISI
Bir su molekülü iki hidrojen ve bir oksijen atomundan yapılmıştır. Hidrojen atomlarının elektronları oksijenin en dıştaki elektronlarıyla kovalent bağlanarak ortak bir yörünge oluştururlar (Şekil. III.1).
Bu dönüşüm sırasında oksijen, hidrojen ve elektronlarla işbirliği yapar. Aynı zamanda toprağın organikliğine sebep olarak onun kayaçtan belki de en büyük farklılığını, canlı oluşunu sağlar. Suyun bu reaktif özelliğini molekülünün çok özel yapısında aramak gerekir (Soıl Survey Staff, 1992).
Şekil 3.1. Su Molekülünde Valans Elektronların Eşleşmesi.
Toprağın içerisindeki kolloid olarak tanımladığımız bir elektron yüküyle (negatif yük) yüklenmiş parçacıkların iki tane iki kutuplu (dipol) özellikteki su (H2O) molekülleriyle olan ilişkisi bu komleksliğin oluşmasının temel kaynağıdır. Kolloidin negatif yükü ile suyun dipol özelliğinin keşfine kadar toprak ortamıyla ilgili fiziksel kimyasal ve mineralojik değerlendirmeler yapılamamıştır. Ancak morfolojik bazı değerlendirmelerle topraklar hakkında tahmine dayalı görüşler sunulmuştur.
3.2. SUYUN TOPRAKLA İLİŞKİSİ
Atmosferle litosferin karşılaştığı arz kabuğunda canlı faaliyeti birinci mucizedir. Bu anlamda birbiriyle ilişkili iki temel nesne, toprak ve sudur. Yaratılışın veya var edilişin temel materyali bu maddeler canlı devamının özneleridir. Bu ilişki fiziksel ve kimyasal benzerlikleri ve uyumu ifade eder.
Toprakla suyun ilişkisini ve benzerliğini ifade edenler, çoğu noktaların akıl ermezliğini söylemekten çekinmemişlerdir. Toprakla suyun teması sırasında suyun kristalleşmesi ve oluşan reaksiyondan açığa çıkan enerjinin (ıslanma ısısı) tanımlanması bu noktalardan birisidir. Kainatın düzeni bu materyallerin ilişkileri ile açıklanmayı bekleyecek ve belki de bu süreç insanlığı yeni keşiflere iterek daha mükemmelini bulmaya zorlayacaktır.
4. TOPRAĞIN DAVRANIŞINA FELSEFİ VE DİNİ YAKLAŞIMLAR
Beşerin veya insanın yaratılışı konusu, insanların kendi varlıklarını veya hayatın başlangıcının anlamlandırılma isteğinden kaynaklanmaktadır. Kuran-ı Kerim beşerin ve insanın yaratılışının bir süreç içerisinde farklı aşamalarda olduğunu ifade eder. Toprağın oluşumunun açıklaması da ancak bir süreçle tanımlanabilir. Bu süreci ölçmek veya deneysel olarak izlemek asla mümkün olamaz. Başka bir deyişle ilahi hitâb, insan söz konusu olduğunda ondan bir varlık olarak değil, süreç olarak “varoluş”undan söz eder (Kavşut, 2012).
Toprak; bütün Evren’in düzene konulmasında temel güç olan dört unsurdan (hava, su, toprak ve ateş) biridir. Toprak, dini ve felsefi kaynakların tamamında su ile birlikte canlı varoluşunun (yaratılışın) temel maddesi olarak tarif edilmiştir.
Varlığı oluş olarak alan devinizm yaklaşımına göre varlık vardır ancak statik açıdan ele alınamayacak bir süreçtir. Her şey her an değişim halindedir (dinamiktir). Temel doğru evrenin bir nehir gibi sürekli akış içinde oluşudur. Bunun dışında üzerinde uzlaşılabilecek temel bir doğru yoktur. Bu akımın en önemli temsilcileri Heraklitos ve Whitehead adlı filozoflardır. Toprak, bu yaklaşımla uyumlu olacak bir değişim ve dinamizme sahiptir. Bu dinamizmin devamını sağlamak üzere zerreden küreye her şey muazzam bir gayret içerisindedir.
4.1. VAHIY KAYNAKLARINDA ANLATILAN TOPRAK ÖZELLIKLERI
İnsanın yaratılış aşamaları incelenirken başlıca iki yöntemle yapılmış çalışmalar olduğu görülür. Birincisi, nakle dayalı metod olup, konunun tefsir geleneğindeki açılımını ortaya koymayı hedefleyen kelam ve felsefik tarafını açıklamaktır. İkinci yöntem ile de yaratılış aşamalarındaki temel vurguları anlama ve yorumlama merkezinde ancak bilimsel çalışmalar ile gelişen genetik, kimya ve biyoloji gibi bilim dallarının terminolojisinden yararlanılmıştır (Kavşut, 2012).
Hz. Adem’in topraktan gelerek tamamlanan yaratılış süreci teolojik ve felsefe kaynaklarında farklı ifadelerle anlatılmıştır. Yaratılış malzemesi olan toprağın farklı devrelerdeki durumunu ifade eden bu kavramların anlam alanlarını doğru tespit edebilmek, güç olduğu kadar kesin bir yargı oluşturmak neredeyse imkansızdır.
İbranice de Adem kızıl toprak manasında kullanılmaktadır. Çok eski uygarlıklarda (örneğin sümer yazıları), Adem toprakla ilgilenen demektir. Kuranda, Tevratta ve İncilde toprak farklı ifade kullanılarak anlatılmış ve toprağın su ile ilişkisi üzerine ortaya çıkan materyaller farklı şekilde tarif edilmiştir. Kuran, insan yaratılırken kullanılan maddelerin toprak ve su olduğunu ortaya koymaktadır. Kuran, bazen bu maddeleri ayrı ayrı vurgulamakta, bazen de insanın çamurdan yaratıldığını söyleyip; toprak ve suyun bileşiminden insanın yaratıldığını açıklamaktadır.
Tevratta“Yahudi Yurdu” ve buraları kendilerine vaat edilen topraklar olduğu düşüncesi vardır. Yahudilerdeki Arz-ı Mev’ud anlayışı, Allah’ın emirlerini yerine getirmeleri karşılığında, Allah’la yapmış oldukları anlaşma anlamına gelmektedir. Tevrat’ın Tekvin bölümünde, Yahudiler, namaz kılma, zekât verme, kan dökmeme, kimseyi yurtlarından çıkarmama, yetim ve düşkünlere yardım etme konularında Allah’a söz vermiştir. Allah’ta Yahudilere verdikleri sözü tutarsa, Yahudileri seçkin bir kavim ve kutsal topraklara varis kılacağını belirtmiştir. Yahudiler verdikleri sözü tutmayıp anlaşmağa uymadıklarından memleketlerinden kovularak cezalandırılmıştır. Allah’ın emirlerini yerine getirilerse Allah’ta onlara Arz-ı Mev’ud’u verip ve diğer kavimler üzerinde hakimiyet sağlayacaktır. Arz-ı Mev’ud’ta vadedilen topraklar ise Tekvin’in 15. bölümünün
18. ayetinde belirtilmiştir. Vadedilmiş toprak anlayışı Tevrat’ın bu hükmü ile ifade edilmiştir.
RAB Tanrı yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümünü topraktan yaratmıştı. Yaratılmış olduğun toprağa dönünceye dek ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın ve yine toprağa döneceksin (İncil Yaratılış (Genesis).
Su ile olan birliktelikle toprak, insanlara bir kullanım alanı ve bu sayede bunlara davranışlarına göre bir çalışma alanı olmuştur. Bu maddelerle doğan büyüyen insanoğlu bunlarla yıkanmış, bunlarla temizlenmiş ve bunlarla karnını doyurmuştur. Sonra bu maddelere bağlı olarak cismi yok olacak ve kutsal kitaplara göre, bunlardan diriltilecek ve yine toprak olacaktır.
4.2. TOPRAĞIN ÖZELLİKLERİNE UYUMLU AYET MANALARI
İnsanın topraktan yaratılması üzerine çok spekülasyonlar yapılmıştır. Biyoloji ve kimya gibi bilimlerin ilerlemesiyle; hem toprağın, hem de insan vücudunun analitik incelemesi yapıldı. Bu incelemeler sonucunda insan vücudunun içerdiği maddeler ile toprağın içerdiği maddelerin benzer olduğu anlaşıldı. Bu maddeler alüminyum, demir, kalsiyum, oksijen, silikon, sodyum, potasyum, magnezyum, hidrojen, klor, iyot, manganez, kurşun, fosfor, bakır, gümüş, karbon, çinko, kükürt ve azottur. Amerika’daki bir kimya bürosunun yaptığı analize göre insan vücudunun % 65’i oksijen, % 18’i karbon, % 10’u hidrojen, % 3’ü azot, % 1.5’u kalsiyum, % 1’i fosfor, geri kalanı da diğer elementlerdir.
Rum Suresi, 20. ayet: Sizi topraktan yaratmış bulunması, O'nun ayetlerindendir; sonra siz, (yeryüzünün her yanına) yayılmakta olan bir beşer (türü) oldunuz. Bu ayette geçen Türab kelimesi, kendisinden fayda ve menfaât temin edilen temiz toprak anlamındadır.
Saffat 11’de Onlara (şunu) sor: Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri mi! Şüphesiz, biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık. Ayette geçen Tin-i Lazib yapışkan çamur olarak açıklanmıştır.
Müminun 12’ de Andolsun, biz insanı, çamurdan süzülmüş bir özden yarattık. Ayetinde ifade edilen Sülâle min Tîn ifadesi çamurdan süzülen öz olarak tefsir edilmiştir.
Hicr 26’da ise Andolsun, biz insanı kuru ve değişime uğramış kara bir çamurdan yarattık. Burada geçen Hame-i Mesnun ifadesi değişime uğramış kararmış çamuru ifade etmektedir.
Rahman 14’te “(Allah), insanı ateşte pişmiş gibi kuru (olan) bir çamurdan yarattı. Ayetindeki Salsâl
kelimesi kuru çamur veya parçaları birbirine değdiğinde ses çıkaran kuru çamur anlamında kullanılmıştır.
Hicr 29’da Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için secde ederek yere kapanın. Ayetinde, tasvir (şekil verme) kelimesinden ziyade, düzenlemek, eşit kılmak, tekmil etmek manalarına gelen tesviye terimiyle anlatılmıştır.
Yukarıda açıklanan ayetlerin içinde tarif edilen toprak ve toprağın su ile birlikte farklı özellikleri, modern anlamda toprakların laboratuvar ve arazideki özelliklerini açıklayan tanımlardır. Yaratılışın ifadelerini açıklayan tanımların tamamı, toprağın fiziksel ve mekanik özellikleri başta olmak üzere mineralojik, kimyasal ve morfolojik özelliklerini tanımlamaktadır.
Yasin Suresi, 33. ayet: Ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler. Bu ayette toprağın verimlilik özellikleri ile bitki besleme yönü ifade edilmektedir.
SONUÇLAR
Toprağı anlamak, salt bilimsel verilere dayalı değerlendirmelerle mümkün değildir. Toprağı anlamak, onun kültürel, sosyolojik ve felsefik yönünü irdelemek ve bütün bu yönlerini birlikte değerlendirmekle mümkün olabilir.
Sahip olduğu potansiyeli açıklanamayan teorileri ile toprak, doğal bir nesne olarak canlı, bazen de, canlıların içerisinde yaşadığı bir ortam olarak değerlendirilmiştir. Ancak toprak canlıdan da öte bir varlık olarak bütün bu düşüncelerin üzerinde, canlı varlığının devamında temel bir nesne olarak durmaktadır.
Yapay olarak üretilemeyen ve yerine başka varlıkların geçemeyeceği özelliklere sahip bu maddenin oluşumundaki süreç, canlı oluşumundaki süreçle neredeyse aynıdır.
Toprakların bileşimindeki farklı maddelerin hal ve tanımları kavramsal olarak tespit edilip tanımlanamadığı gibi, bir yargıya da varılamıyor. Aynı şekilde, teolojik ve felsefi kaynaklarda da yaratılış bir sistematikle ifade edilemiyor. Maturidi, Yeryüzünün tüm ulemâ ve hakîmleri bir araya gelse dahi, Allah’ın kudret ve iradesi dışında, toprağın ya da nutfenin insana dönüşmesini sağlayacak herhangi bir sebep bulamayacaklardır ifadesini kullanmaktadır.
Toprağın bilimsel, sosyolojik, kültürel ve felsefi tarif ve manalarının yanında, özellikle vahiy kaynaklarındaki tarifine kafa yormak ve araştırma yapmak gerekir.
KAYNAKLAR
- Akalan, İ., 1965. Toprak oluşu yapısı ve özellikleri. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları No:231 Ankara.
- Ergene, A., 1993. Toprak biliminin esasları. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayın No: 267. Ders Kitapları Serisi No: 42. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ofset Tesisi Erzurum-1993.
- Kavşut, M. S.,2012. Kur’ân’da İnsanın Yaratılış Aşamaları-Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Te’vîlat Ekseninde Bir Değerlendirme e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi -www.e-sarkiyat.com- ISSN: 1308-9633 Sayı: VII, Nisan 2012.
- Köse, T. 2015. Filistin-İsrail Sorunu’nda Askeri Müdahale ve Barış Gücü Operasyonları: İmkanlar ve Sınırlar. Vadedilmiş Topraklar İnancı, Yahudi Karşıtlığı ve Siyonizm Üzerine Tarihsel Bir İnceleme.
- http://www.kenandabirkuyu.org/kategori/biyografi.
- Soıl Survey Staff, 1992. Keys to soıl taxonomy, 5th Edition. SMSS Tecnical Monograph No. 19. Blacksburg, Pocahontas Pres, Inc. 556 pages.
- Sayın, M. 1999. Toprak Mineralojisi. Çukurova Üniversiyesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü. Genel Yayın No: 227, Ders Kitapları yayın No: 72 ADANA
- Şimşek, G. 1999. Toprak oluşumu (pedogenesis) ve sınıflama ders notları. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları Ders Notu Yayın No: 139 Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ofset Tesisi 1999 Erzurum.
Kaynak: Bilim Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- "Kuş Avlayan Ağaç" hakkında bilgi verir misiniz?
- Hayatın temel unsuru olan karbon hakkında bilgi verir misiniz?
- Tahılların başaklarda depolanmasının hikmeti nedir?
- Su niçin akışkandır? Suyun teşekkülü ve yeryüzüne dağılımı nasıl olmuştur? Diğer gezegenlerde su var mı?
- Biyolojik açıdan Evrimci görüş nedir?
- Kreasyonizm nedir, ispat edilebilir mi?
- İbni Sînâ'nın yaratılış hususundaki fikirleri nelerdir?
- Çizgi filmlerdeki tehlikeler nelerdir?
- Kur'an-ı Kerim'de evrimi reddeden ayetler hakkında bilgi verir misiniz?
- Polenler hakkında bilgi verir misiniz?