Ölümün hakikati nedir?

Tarih: 30.04.2026 - 11:53 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ölüm her canlının başına gelen değişmez bir hakikat olmasına rağmen, ma-hiyeti insanlık tarihi boyunca gizli kalmıştır. Materyalist evrimciler ölümü canlının hayatını sonlandıran, tesadüflere dayalı, zararlı ve pasif bir olay olarak değerlendirmişler ve tabiatın canlılara kurduğu bir tuzak olarak görmüşlerdir. Ölümün çürüme, dağılma ve yok olma olduğunu zannetmişlerdir. Bazı filozoflar da, yaşlanmayı ve ölümü kötü bir kader olarak yorumlamışlardır.

Peki, hakikatte ölüm kütü müdür? Tabiatın bir eseri midir?

Ölüm, aslında yok olmak için değil, hayat bulmak ve hayatı sağlıklı devam ettirmek için lüzumlu bir mekanizmadır.

Ölüm tesadüfen meydana gelen geyesiz bir hâdise değildir. Ölüm kasıtlı olarak canlıya yerleştirilmiş bir program çerçevesinde meydana gelmekte, yani yaratılmaktadır. Bundan dolayı ölüm, aslında yok olmak için değil, hayat bulmak ve hayatı sağlıklı devam ettirmek için lüzumlu bir mekanizmadır.

Robert Browning ‘Hayatın manasını ölünceye kadar bilemezsiniz, hayatı yaşanılır kılan ve ona önemini veren ölümdür’ der. Dr. Mak ise hücre ölümü olmadan hayatın da olmayacağını ifade eder.4

John Owen ise ‘Biz ölümlüler binlerce şekilde ölüyoruz, ama bir şekilde doğuyoruz. Binlerce çeşit insan hastalığı var, ama sadece bir sağlık var’ der. İnsan ve çok hücreli canlıların binlerce farklı şekilde öldüklerinin yanında, günümüzde hücrelerin de binlerce farklı şekilde öldükleri anlaşılmıştır. Yani canlıda programlı hücre ölümünün binlerce sebebi ve farklı şekilleri vardır.5

Bu dünyada aslında hayat ölümle kaimdir, ölüm hayattan daha zahirdir.

4 Mak T.,BialBlaadMarrawTransplant 2003, 9: 483-8.

5 Banfalvi G.,Apoptosis, 2017, 22, 169–174.

Kur’an-ı Kerim’de ölümle ilgili bir ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

“Şüphesiz Allah, tohumu ve çekirdeği çatlatandır, ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur. O halde (haktan) nasıl dönersiniz!” (Enam/95). İlgili ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifleri yorumlayan müfessirler ölümün Yüce Allah’ın takdiri ile meydana geldiğini, tıpkı hayat gibi yaratıldığını ve yeni bir hayatın başlangıcı olduğunu ifade ederler.6

ÖLÜM ÇEŞİTLERİ

Biyoloji ilminde hücre ölümü; temelde programlanmış (Apaptoz ve otofaji)ve programlanmamış (Nekroz) hücre ölümü şeklinde ikiye ayrılabilir. Ancak son yıllar-da yapılan çalışmalarda apoptoz, otofaji ve nekroz tipi ölümlerden farklılıklar göste-ren başka ölüm tiplerinin de olduğu bildirilmiştir.7,8,9

PROGRAMLI ÖLÜM (APOPTOZ VE OTOFAJİ) APOPTOZ

Programlı hücre ölümünde (Apoptoz); sitoplazma yoğunlaşır, hücre küçülür ve büzülür, komşu hücreler ile bağlantı kopar. Çekirdek DNA’sı nükleozomal bölgeler-den intizamlı olarak kırılır. Sitokrom c mitokontri zarından stoplazmaya salınır. Kaspazlar olarak isimlendirilen proteolitik enzimlerin faaliyetleri artar. Hücre iskeleti elemanları parçalanır ve hücre yüzeyinde tekrar düzenlenir. Ribozomlar küçük grup-lar halindedir ve endositik veziküllerin çoğu hücre zarı ile birleşir. Programlanmış hücre ölümünde mitokondriyal görev kaybolur. Hücre zarı değişiklikleri sonucunda zar vezikülleri meydana gelir. Çekirdek materyali ve organelleri ihtiva eden sitoplazmik veziküller (Apoptotik cisimler)fagositik hücreler tarafından ortamdan kaldırıldı-ğı için inflamasyon görülmez.10,11,12

Bir yaratılış harikası ve kudret mu’cizesi olan hücrenin programlı ölümü üç safhada gerçekleştirilir:

  1. Ölüm sinyalinin alınması (Uyarılma),
  2. Kaspaz aktivasyonu (İşlem),
  3. Oluşan kalıntıların ortamdan kaldırılması.

6 Nursi, B.S.,Mektubat, RNK neşriyat, Istanbul, 2018. s. 7 ve s. 151.

7 Coşkun G. ve Özgür H., Arşiv 2011, 20, 145-158.

8 Tomatır A.G.T.,Klin J MedSci, 2003, 23, 499-508.

9 Yanık ve ark., Marmara Fen Bilimleri Dergisi, 2018, 1, 157-166.

10 Sharma ve ark., World Journal of PharmaceuticalResearch, 2014, 3 (4), 1854-1872.

11 Öniz H., SSK Tepecik HcwtDerg, 2004, 14 (1), 1-20.

12 Wyllie A.H.,CancerMetastasRev., 1992, 11, 95-103.

Programlı hücre ölümünde öncelikle;

  • Hücre içinden veya dışından gelen ölüm sinyali alınır.
  • İkinci adım olarak proteazlar (Kaspazlar) aktive edilir.
  • Aktif hale gelen kaspazlar ise hedef proteinleri yıkar.
  • Programlı ölümün son safhasında ise apoptotik cisimler oluşur ve oluşan apoptotik cisimler fagosite edilir.

OTOFAJİ

Programlı olup, ancak apoptoz’dan farklılıklar gösteren bir ölüm çeşidi de otofajidir. Fonksiyonu bozulmuş organellerin, hasarlı makromoleküllerin ve patojenlerin yok edilmesinden sorumlu, kaspazlardan bağımsız meydana gelen ve kaspaz aktivitesi görülmeyen fizyolojik programlı bir hücre ölüm çeşididir. Otofaji, canlıda kalite kontrol sistemi olarak çalışan mu’cizevî bir olaydır. Otofaji ‘kendi kendini yeme’ anlamında bir kelimedir. Hücre aç kalınca enerji elde etmek için kendi içindeki yapıları parçalar.13,14 Hücre muhtevasına bağlı olarak apoptozun yetersiz kaldığı şartlarda otofaji devreye girer ve hücre öldürülür. Tümör baskılayıcı bir mekanizma olarak da bilinir.

Otofajik hücre ölümü, özellikle açlık ve diğer tüm stres faktörlerine karşı hücre içi moleküllerin geri dönüşümünü sağlayarak homeostaziyi korur. Böylece sağlıklı kalmada ve hayatın devam etmesinde önemli bir görev yaptırılır.

Hücre besin temin edememesi durumunda, otofaji devreye girerek kendini içten yer ve varlığını sürdürür. Ayrıca otofaji patojen enfeksiyonu, toksin maddeler, hipoksi gibi hücresel stres faktörleri ile de tetiklenebilir. Otofaji aslında hücreyi zor şartlarda korumak için lüzumlu bir mekanizmadır. Ancak strese neden olan şartların baskısı artarsa hücreyi tüketerek ölüme götürür. Otofaji mekanizmasının bozulması ise; kanser, erken bunama, alzheimer ve çeşitli enfeksiyonların oluşmasına sebep olur.

Otofaji ayrıca canlıların gelişiminde de (Metamorfoz, kuşlarda kanat ve me-melilerde damak oluşumu gibi) etkili bir mekanizmadır.15ATGs (Autophagyrelated-genes) otofajik hücre ölümünde görevlendirilen genlerdir.16 Bazı özellikler bakımın-dan apoptoz ve otofajiye (Programlı hücre ölümü) benzeyen, ancak bazı özellikler bakımından benzemeyen farklı hücre ölüm tiplerinin de olduğu anlaşılmıştır. Mesela nekroptozis tipi ölüm programlı olsa da, bazı özellikler bakımından nekroza benzer.

13 Mizushima ve ark., Nature, 2008, 451, 1069-1075.

14 Karadağ A., Ankara Sağlık Hizmetleri Dergisi, 2016, 15 (2), 19-26.

15 Anding A. L. ve Baehrecke E.H.,Curr Top Dev Biol. 2015, 114, 67-91

16 Michaeli ve ark.,Trends in PlantScience, 2016, 21 (2), 134-144.

Her Canlı Ölüme Programlanmıştır

Programlı hücre ölümü ile ilgili 25’den fazla gen tanımlanmıştır. İnsanda bu genlerin en önemlilerinden birisi 393 aminoasitli bir protein olan p53 genidir.

Çok kabaca bir bakışla bile, her canlının ölüme programlandığı görülür. Canlıların hayat süreleri farklı olsa da, hiçbir canlı yaşlanma ve ölümden kurtulamaz. Hayatı tadan her canlı, bir gün mutlaka ölümü de tadar. Dünyamızda sayısız canlı yaşamış olmasına rağmen, hiçbiri ölüm gerçeğinin dışında kalmamış, yüce Yaratıcı tarafından takdir edilen sürelerde yaşamış ve ölmüştür. Her canlının takdir edilmiş bir hayat süresi olduğu gibi, türlerin de hayat

süreleri takdir edilmiştir. Mesela bazı türlere ait bireyler birkaç gün yaşarken, bazı türlere ait bireyler ise birkaç yıl veya birkaç yüz yıl yaşayabiliyorlar. İnsan da bu gerçeğin dışında değildir. Bilimde ve teknolojideki baş döndürücü ilerlemeye rağmen, insanın ölümü ötelense de önlenememiştir.

Bu gerçekler karşısında insanoğlu canlının ölüme programlandığını eski za-manlardan beri zaten bilmekte ve inanmaktaydı. Ancak ilmî metotlarla da canlının ve hücrelerin ölüme programlı olduğu 1970’lerden sonra anlaşılmıştır. Konunun tıp ve biyoloji alanındaki öneminden dolayı ‘programlanmış hücre ölümü ve organ gelişiminin genetik olarak düzenlenmesi’ konusunu çalışan ilim adamlarına 2002 yılında Nobel ödülü verilmiştir.17

Programlı Ölümde Genlerin Rolü

Hafîz isminin tecellisine ayna olan ve bir gen haritası tarzında yaratılmış bulu-nan kromozomların belirli bir kısmını oluşturan, bir RNA veya DNA parçalarına gen denir. Kromozomların belirli bir kısmını oluşturan, bir RNA veya DNA parçalarına gen denir. Her bir canlının sahip olduğu genetik yapı bir kütüphaneye benzetilirse, kromozom kütüphane içindeki bir kitap, gen de kitap içindeki bir sayfa veya bölümdür. Genler tüm organizmaların canlılık görevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli yazılım veya programlardır. Kromozomlar adeta paketlenmiş gibi DNA’lardan meydana gelmiştir. Dolayısıyla bir kromozomda çok sayıda gen, yani program var demektir.

Canlının yapısını teşkil eden bütün proteinler nasıl sentezlenir?

İşte bu genler üzerinde bulunan özel şifrelere, yani yazılıma göre hücrelerde sentezlenir.

Peki, akılsız ve şuursuz madde kendi başına tesadüfen bir araya gelip gayet hikmetli bir yazılım veya program yapabilir mi?

17 Coşkun G. ve Özgür H., Arşiv 2011, 20, 145-158.

Elbette yapamaz. Bir program varsa, programcı da mutlaka olacaktır. İşte materyalist evrimciler programı ve programın harikulade olduğunu kabul edeler. Lakin programcıyı kabul etmezler. Tüm canlılardaki mükemmel yazılım ve programların akılsız ve şuursuz atom, element ve moleküllerin tesadüfen bir araya gelip organize olmaları ile oluştuğunu iddia ederler.

İçinde yaşadığımız bu mükemmel sistem, sistem içindeki sanat harikası canlılar ve canlılardaki karmaşık yazılım ve programlar ancak sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir Yaratıcı’nın varlığıyla mümkündür.

Programlı hücre ölümü ile ilgili 25’den fazla gen tanımlanmıştır. İnsanda bu genlerin en önemlilerinden birisi 393 aminoasitli bir protein olan p53 genidir.

Programlı Ölümde P53 Geni ve Görevleri

p53 geninde yazılan program, bir programcının varlığını gösterir. Programın şartlara göre bazen çalışıp, bazen çalışmamak, hangi şartlarda ne yapılacağına karar vermek gibi iradeyi gerektiren özellikleri ise programcının her an görev başında olması ile mümkündür.

p53 geninin en önemli görevlerinden birisi çevre şartları ve hücrenin durumuna göre hücre döngüsünü kontrol etmektir. p53 ayrıca DNA tamiri ve sentezinde, hücrelerin farklılaşmasında, genomun şekillenmesinde ve programlı hücre ölümünde görev alır.18,19

p53 bir transkripsiyon regülatör genidir. p53 genindeki ölüm programı mutasyona uğrarsa veya hücre ölümünde p53 görevlendirilmezse, yani aktive edilmezse çalıştırılmaz. Dolayısıyla rahmet eseri olarak hücre de ölüm sürecine sokulmaz. Böylece hücre hayatı uzatılmış olur.

Hücrelerdeki p53 geni, genelde hücre hasarı ile aktive edilir. p53 genindeki yazılımın kontrolünde sentezlenen protein, DNA’ya bağlanarak hasarı tanır. Hasar tespit edil-dikten sonra p53 geninde iki ihtimalli bir yol izlenir.

Birinci yol; DNA hasarı az ise, hücre döngüsü G1 safhasında durdurulur ve hasarlı DNA tamir edilir. DNA tamir işlemi hücre S fazına geçmeden önce G1 saf-hasındayken yapılmalıdır. Çünkü S fazında hücre DNA’sı çoğaltılır. Hücre bölünmesi esnasında döngü G1 fazında durdurulmasaydı ve hasarlı DNA üretilmeye devam etseydi, mutasyonlarla oluşan hasarlı DNA’lar genomu, yani canlının gen yapısını değiştirirlerdi.

18 De Senedetti ve ark.,Med Pediatr Onca., 1996, 1, 2-11.

19 Öniz H., SSK Tepecik HcwtDerg, 2004, 14 (1), 1-20.

Demek ki, rahmet ve inayet böyle bir olumsuzluğa müsaade etmiyor.

İşte p53 geniyle, genomu değiştirici etkiye sahip olan mutasyonlardan temizlenene kadar hücrenin S fazına geçişi engellenir. Bundan dolayı p53 geni ‘genom gardiyanı’ olarak da bilinir.

İkinci yol ise; DNA hasarı çok ise, p53 genindeki ölüm programı işletilerek hücre öldürülür.20

Görüldüğü gibi p53 genindeki program, klasik bir bilgisayar yazılımı gibi değildir. p53 geni öncelikle şartlara göre çalıştılmaktadır.

İkinci olarak zamanlama çok mükemmel yapılmaktadır.

Üçüncü olarak da hangi şartlarda nasıl davranılacağı çok iyi bilinmektedir. En önemlisi de, yaptığı işin canlı için hayati öneme sahip olmasıdır. Hâlbuki p53 geni, akılsız ve şuursuz bir proteindir ve bunları bilmesi mümkün değildir.

İşte p53 geninde yazılan program, bir programcının varlığını gösterir. Programın şartlara göre bazen çalışıp, bazen çalışmamak, hangi şartlarda ne yapılacağına karar vermek gibi iradeyi gerektiren özellikleri ise, programcının her an görev başın-da olması ile mümkündür.

p53 geninin DNA’daki hasarı tespit etmesi basit bir iş değildir. Bu olayı idrak terazisi ile tartalım. Mesela otomobillerdeki arızayı tespit eden cihazları düşünelim.

Birinci olarak, arıza tespit cihazları teknoloji ve bilgi birikiminin neticesidir ve otomobildeki donanımları çok iyi bilen bir mucidin tasarımıdır.

İkinci olarak, arıza tespit cihazı kendi başına çalışmaz. Çalışması için akıllı ve işi bilen birisine ihtiyaç vardır.

Üçüncü olarak, arızaya göre ne yapılacağına karar vermek ve tamir işini yap-mak veya tamir edilemeyecek derecede hasar büyük ise otomobili hurdaya çıkarıp geri dönüşüme göndermek de bilgi ve irade sahibi birisinin yapabileceği işlerdir.

Hal böyle iken, p53 geninin DNA (Çok küçük ve çok karmaşık) hasarını tanıması, ne yapılacağına karar vermesi ve gereğinin yapılması (Tamir edilmesi ya da hücrenin öldürülerek ortamdan kaldırılması) tesadüflere dayalı evrim mekanizmaları ile açıklanamaz.

İşte yapılan bu harika işlerden Yaratıcı’nın varlığını ancak sağlıklı akıl ve idrak sahipleri anlayabilirler. Yoksa kendi yaptığı küçük eserlere bile telif hakkı isteyen veya patent alan bir insanın, canlıdaki harika işleri tesadüflere vermesi akıl ve idrak ile izah edilemez.

20 Offer ve ark.,Careinagenesis, 2002., 23(6), 1025-32.

Programlı Ölümde Bcl-2 Gen Ailesi ve Görevleri

Hücre içi antiapoptotik ve proapoptotik zar proteinlerden oluşan Bcl-2 gen ailesi de programlı ölüm mekanizmasının düzenlenmesinde önemli görevler üstlenirler. Ayrıca Bcl-2 gen ailesi hücre döngüsünün G0’dan G1’e ilerlemesini baskılama ve bazı nöronların yenilenme kabiliyetlerini arttırıcı özelliğe de sahiptirler.

Bcl-2 gen ailesi ile ilgili proteinler yapı ve görevlerine göre 3 grup altında incelenebilir.

  1. Bcl-2 alt grubu (Bcl-2, Bel-XL ve Bcl-w):

Antiapoptotik aktiviteye sahiptirler. Mitokondri dış zarına yerleşirler.

2. Bax alt grubu (Bax ve Bak):

Proapoptotiktirler, hücre hasarı ve stres algılayıcıları olarak görev yaparlar ve genelde sitoplazma içinde bulunurlar.

3. Bik alt grubu (ProapoptotikBik ve Birn).

Hücredeki Bcl-2 dağılımı hücre tipine göre değişir. Hücrenin programlı ölüme eğilimli olması bulundurduğu Bcl-2 çeşidine bağlıdır. Hücrede proapoptotik proteinler fazla ise hücre programlı ölüme daha çok, antiapoptotik proteinler fazla ise daha az eğilimlidir. Bel-2 en fazla mitokondri, düz endoplazmik retikulum ve çekirdek çevresindeki zarlarda yerleşir. Bcl-2 her hücre ölümünü önlemez.21,22,23

Akılsız ve Şuursuz Madde Kendi Başına Program Yapamaz.

Programlanmış hücre ölümünde; Çekirdek DNA’sı nükleozomal bölgelerden intizamlı olarak geri dönüşümsüz bir şekilde kırılır. Hücrede DNA’nın parçalanması, çekirdek endonükleazların (Bir nükleik asit zincirini belirli yerlerden kesen enzimler) faaliyetine, çekirdek endonükleazların faaliyeti ise hücre içinde Mg ve Ca elementlerinin artmasına bağlanmıştır. Bu elementler akılsız ve şuursuzdur. Ölüm programının oluşturulması ve işletilmesinde ancak birer görevli olabilirler. Bir kitabın veya bir bilgisayar programının yazımını harfler ve rakamlar kendi başlarına yapamadığı gibi, bir kitap hükmündeki canlıyı ve canlıdaki harika programları da akılsız ve şuursuz elementler yapamazlar.

21 Earnshaw ve ark.,Annual Review of Biochemistry, 1999, 68, 383-424.

22 Denault, ve ark.,Chemical Reviews, 2002, 102, 4489-4499.

23 Öniz H., SSK Tepecik Hcwt Derg, 2004, 14 (1), 1-20.

Hücrede bütün bu olaylar bilinçli ve şuurlu yapılır. Hücre sanki başına gelecek-leri önceden bilmekte ve ona göre hareket etmektedir. Programlı ölüm mekanizmaları kusursuz işletilir ve hücre ölüme götürülür. Küçücük hücrelerde harika programların varlığı ve tam zamanı gelince çalıştırılması ve tüm elementlere akıllıca işler yaptırılması elbette, materyalist evrimcilerin iddiası gibi, tesadüflere verilemez. Bu harika işlerin yapılması tüm elementleri alfabemizin harfleri gibi kullanan bir yaratıcının varlığını ve her an tasarruf ettiğini gösterir.

Bu gerçek de İslam dininin Yaratıcı tanımına uyar. Çünkü İslam dininde Yara-tıcı; İsim ve sıfatları ile (İlmi, Kudreti vb.) sınırsızdır. O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şey O’na muhtaçtır, ezeli ve ebedidir, yaratılan hiçbir varlığa benzemez, misli ve benzeri ikinci bir varlık yoktur. İşte şu muhteşem ve intizamlı kâinatın, kâinat içindeki sayısız acayip canlının, her bir canlıdaki harika sistem ve programların yapılması ve işletilmesi ancak Kur’an-ı Kerim’in tarif ettiği özelliklerde bir Yaratıcı ile mümkündür. Bu, farazi bir kabul değildir. Yapılan işler ve eserlerden akıl ve vicdanın tasdik ettiği bir hakikattir. Yoksa yapılan işlerdeki harikalığı, eserlerdeki mükemmel-liği akıl ve şuuru olmayan maddelere, kör tesadüflere vermek akıllı ve şuurlu olan bir insanın işi olamaz.

Ölüm Emrini Kim ve Nasıl Veriyor?

Her canlı ve hücrenin genetik yapısında ölüm programı vardır. Ancak zamanı gelmeden ölüm programı çalıştırılmaz. Ölüm programı normal fizyolojik şartlarda za-manı gelince aktive edilir ve ölüm bu programa göre gerçekleştirilir. Ölüm zamanı her canlı ve hücreye göre değişir. Canlıda ölüm programı nasıl aktive edilmektedir? Yani ölüm emri hangi sebeplerle verilmektedir ve ölüm mekanizması nasıl işlemektedir?

Ölüm emrinin verilmesinde ve ölüm mekanizmasının çalıştırılmasında sebep olarak; büyüme faktörleri eksikliği, sitokinler (Monositler, makrofajlar ve lenfositler tarafından salgılanan hücreler arası iletişimi sağlayan maddeler), hücre içi kalsiyum miktarındaki artış, tümör nekroz faktör (TNF), TGF-B (Transforming Growth Fac-tor), DNA hasarından dolayı p53 geninin aktive olması, Fas/FasL sisteminin aktive olması, viral ve bakteriyal enfeksiyonlar ve glukokortikoidler kullanılır.24

Programlı hücre ölümünün en belirgin özelliği, sitoplazma yoğunluğunun ğu bilinmemektedir. Programlı ölümden önce sitoplazmada kalsiyum miktarı artar. Kalsiyum hücrede birçok aktivitede, özellikle sinyal iletiminde görev yapar. Hücre sitoplazmasındaki kalsiyum artışı endonükleaz ve transglutaminaz gibi bazı sessiz enzimleri aktive eder. Bu enzimlerin aktive edilmesi de hücrede yapı değişimlerine sebep olur.25,26,27

Görüldüğü gibi; ölüm emrini verenler de aklı ve şuuru olmayan element veya moleküllerdir. Mesela hücre içi kalsiyum miktarının artması, programlı ölüm mekanizmasının işletilmesinde bir sebep olarak gösterilmiştir. O halde akla şu soru gelmektedir: Hücre içerisindeki kalsiyum miktarının arttırılmasına hangi olaylar neden olmaktadır? Sebepler noktasında bu zincirleme ilişkiler uzar gider. Zaten bilim ilerledikçe, bilinmeyenlerin artması da bundan dolayıdır.

İşte materyalist evrimcileri yanıltan nokta; Yaratıcı’nın sebepleri kullanarak iş yapmasıdır. Manayı göz ardı edip sadece maddeye nazar edenler, elbette sadece mad-deyi ve sebepleri görürler, hakikati göremezler. Silahla vurularak öldürülen bir insanı düşünelim. Öldüren, öldürmeyi planlayan ve silahın tetiğine basan akıllı ve iradeli bir insandır. Silah, tetik, barut ve kurşun ise öldürme eyleminin gerçekleştirilmesi için birer sebeptir. İşte materyalist evrimciler sebeplere, yani akılsız ve şuursuz maddeye nazar ederler ve öldürme fiilini maddeye verirler. Hâlbuki akıllı işler yapan akıl-sız, şuurlu işler yapan şuursuz, isabetli kararlar veren de iradesiz olamaz. Programlı hücre ölümünde akılsız, şuursuz ve iradesiz maddelerin akıllı, şuurlu ve iradeli işler yaptığını görüyoruz. O halde ölüm programını yapan, programın ne zaman ve nasıl işletileceğine karar veren İlahi İlim, Kudret ve İrade’dir. Akılsız ve şuursuz madde ise sadece görevli sebeplerdir veya memurlardır.

En Çok Bilinen Ölüm Reseptörleri

Programlı hücre ölümünde; ölüm reseptörleri, adaptör proteinler ve proteoli-tik enzimler (Kaspazlar) aktif olarak görev alan gruplardır. Hücrede ölüm sinyalinin alıcıları (Ölüm reseptörleri) genelde hücre döngüsünde önemli rolleri olan moleküllerdir.

En Çok Bilinen Ölüm Reseptörleri Şunlardır:

CD95 (APO-1/Fas), TRAIL (TNF RelatedApoptosis-InducingLigand)-R1, TRAILR2, TNF-R1, DR3 ve DR6.

25 Mason R. P.,Cancer 1999, 85, 2093-102.

26 Wyllie A.H.,CancerMetastasRev., 1992, 11, 95-103.

27 Öniz H., SSK Tepecik HcwtDerg, 2004, 14 (1), 1-20.

Ölüm reseptörlerinin görevi adaptör proteinlere bağlanmak ve ölüm sinyalini iletmektir. Ölüm sinyali alan adaptör proteinler ise kaspazlara bağlanır ve onları akti-ve ederler. Kaspazlar, proteinleri yalnızca aspartik asit bulunan bölgelerden keserler. Ölüm sinyali hücreye gelene kadar, kaspazlar hücre içerisinde aktif değildirler. Hücredeki inaktif kaspazlar aprokaspazlar denir.

Yapı ve görevleri bakımından 3 grup kaspaz vardır.

  1. Lenfokin (Lenfositler tarafından salgılanan ve bağışıklık sistemi hücreleri arasında sinyal görevi yapan, aktive edici maddeler) yapımında bulunan kaspazlar.
  2. Cellat kaspazlar.
  3. Aktive edici kaspazlar (Sinyal iletmede görevlidirler ve cellat kaspazları aktive ederler).

Hücrede programlı ölüm mekanizmasının işletilmesi sanki bir aksiyon filmi gibidir. Ölüm emrini verenler, aracılar, suikastçılar, cellâtlar, ölüler ve ölülerin ortamdan kaldırılması.

Kaspazlarsitokrom c’nin sitoplazma içine salınması ile aktif hale gelir. Ölüm sinyali alan kaspaz geri dönüşümsüz olarak çalışır ve diğer kaspazları da aktive eder. Ölüm sinyali alan ve veren başlatıcı kaspazlar, adaptöre bağlanarak hücreyi ölüme sevkederler. Lakin infazı gerçekleştirmezler. Ancak infazı yapacak kaspazları aktifve ederler. İnfazı gerçekleştiren uygulayıcı kaspazlardır. Aktive olan kaspaz dizisi de DNaz (CAD) enzimi vasıtası ile DNA yıkımına neden olur. Kaspaz inhibitörleri effektörkas-pazlarıinhibe eder ve programlı hücre ölümünü (Apoptoz) engeller.28

Görüldüğü gibi; hücrede programlı ölüm mekanizmasının işletilmesi sanki bir aksiyon filmi gibidir. Ölüm emrini verenler, aracılar, suikastçılar, cellâtlar, ölüler ve ölülerin ortamdan kaldırılması… İşte programlı hücre ölümünde görev alan tüm element ve moleküller birer aktördürler. Sadece verilen görevi yaparlar. Hücrede ölüm senaryosunu planlayan ve yazan, farklı aktörlere özel görevler veren ve verilen görevlerin hudutlarını çizen, bazen filmi durduran ve şartlara göre tekrar başlatan ancak İlahi Kudrettir.

Materyalist Evrimcilere Birkaç Soru

Programlanmış hücre ölümü (Apaptoz) hem fizyolojik hem de patolojik şartlarda meydana gelir. Fizyolojik şartlarda meydana gelen programlı hücre ölümü; embriyo gelişimi, doku modellenmesi, immun hücre seçimi vb. durumlarda kullanılır. Programlı ölüm hücrenin genetik yazılımında önceden planlanmıştır. Hücreler fizyolojik şartlar uygunken program gereği ölür. Burada akıl ve vicdan sahibi her insanın aklına şu sorular gelir:

  • Program, hele de canlıdaki son derece karmaşık programların, programcısız meydana gelmesi mümkün müdür?

Yazılım çağı olan günümüzde bu gerçek daha iyi anlaşılmaktadır. Her yazılımın arkasında mühendisler ve emek vardır.

  • Günümüzde kullanılan sayısız yazılımlardan hangisi tesadüfen oluşmuş olabilir?

Cevap çok açıktır. Hiçbiri.

  • O halde insan yapımı en basit programlar bile tesadüfen olamazsa, canlıdaki karmaşık programlar akılsız ve şuursuz maddenin tesadüfen bir araya gelmesi ile oluşmuş olabilir mi?
  • Canlının ölüme programlı olması, programı yapan Yaratıcı’nın varlığının açık bir delili değil midir?

Materyalist evrimciler fizyolojik şartlarda meydana gelen programlı hücre ölümünde canlının sağlığı ve faydası için hücrelerin kendi hayatını feda ettiğini, yani intihar ettiğini söylerler. Hücrelerin bu kararı nasıl verdiğini ve başkası için neden kendini feda ettiğini ise izah etmezler. Hücre neden kendinin sonu olacak bir celladı (Ölüm mekanizması) geliştirsin ve barındırsın ki.

  • Hücredeki programlı ölüm mekanizması hangi tabii seleksiyonla izah edilebilir?
  • Hayat bir mücadele ise, neden hücre başkası için kendini feda eder?

Bu sorulara verilecek mantıklı bir cevap materyalist evrimcilerin felsefelerine tamamen terstir. Çünkü onlar mana ile değil, tamamen sebeplerle ve mekanizmalarla meşgul olurlar. Darwinist görüşe göre, hayat bir mücadeledir ve güçlü olan hayatta kalır. Hâlbuki programlı hücre ölümünde, hücre başka hücrelerin faydası için kendini feda eder. Bu fizyolojik olay, kör tesadüflerin ve şuursuz maddenin yapabileceği bir iş değildir. Hücrelerin, hücrelerden oluşan doku, organ veya canlıların yapabileceği bir iş de değildir. Çünkü akılsız ve şuursuz madde böyle akıllı ve şuurlu işler yapamazlar. O halde hücreler ve canlılardaki ölüm programı, Yüce Yaratıcı’nın kasıtlı ve hikmetli işlerindendir. Bizzat O’nun takdiri ile Kader programının bir yansımasıdır.

28 Tomatır A.G.T.,Klin J MedSci, 2003, 23, 499-508.

Programlı Hücre Ölümü Hangi Gayeler İçin Kullanılır?

Programlı hücre ölümü hayatın her safhasında vardır ve yaratılışın önemli bir mekanizmasıdır (Şekil 1).

Şimdi programlı ölüm mekanizmasının önemli gayelerinden birkaçını daha ayrıntılı olarak düşünelim.

Canlı Bünyesindeki Denge (Homeostazi) Programlı Hücre Ölümü İle Korunur.

Programlı hücre ölümü canlının gelişim safhalarındaki organizasyonunda kullanılır. Sağlıklı çok hücreli canlılarda hücrelerin çoğalması da, ölümleri de kontrol altındadır. Canlıdaki organ ve dokuların şekli, büyüklüğü ve yaptığı görevler dikkate alınarak hücreler yaratılır ve sayıları hassas bir şekilde kontrol edilir. Hücre çoğalmasındaki hassas kontrol mekanizmaları ölümlerinde de yapılmalıdır ki, homeostazi korunsun ve canlı hayatı devam etsin (Şekil 2).

Programlı ölüm, normal şartlarda tüm vücut kısımlarının muhtevası, büyüklüğü ve şeklinin takdir edilen özelikte kalmasını sağlar. Homeostazi sadece hücre sayısının kontrol altında tutulması değil, su, sıcaklık, pH, şeker, iyot, Na, Cl vb. tüm faktörler bakımından iç dengelerin korunmasıdır. Bu bakımdan canlı hayatı tüm bu dengelerin korunması ile mümkündür. Ölümü ise, bir tane hücrenin kural dışına çıkmasıyla ve iç dengelerden birisinin bozulmasıyla meydana gelebilir.

Şekil 2. Hayat homeostazi ile devam eder. Canlıda homeostazi programlı ölümle mümkündür. Hayatın var olması ve devam etmesinde, hücrelerin programlı öldürülmesi, yaratılması kadar önemlidir.

Şekil 1. Programlı hücre ölümü hayatın tüm safhalarında kullanılır.

Bazı kaynaklarda insan vücudunda yaklaşık 1014 (100 tirilyon) hücre bulunduğu bildirilmiştir. Lakin son yapılan bir çalışmada bu sayının yaklaşık 34x1013(30-40 tirilyon) olduğu tespit edilmiştir. Öncelerde insan vücudundaki bakteri sayısının hücre sayısının yaklaşık 10 katı olduğu tahmin edilmekteydi. Bu bilginin de yanlış olduğu bildirilmiş ve insan vücudunda hücre sayısı ile bakteri sayısının yaklaşık aynı sayıda olduğu tespit edilmiştir.29

Normal fizyolojik fonksiyonların sağlanabilmesi ve insan hayatının devam edebilmesi için her gün milyarlarca hücre ölür. Ancak vücut büyüklüğü korunur. Doku ve organların bütünlüğü ve büyüklüğünün korunması ölen hücrelerle yaratılan hücreler arası dengenin sağlanması ile yapılır. Canlıda programlı hücre ölüm (Apop-toz) hızı, mitozdan, yani hücre bölünmesinden 20 kat daha hızlıdır.30,31

İşte dengenin korunması, öldürmenin gelişigüzel değil, ihtiyaç durumlarında yapılması ile sağlanmaktadır. İnsan vücudunda bir günde programlı hücre ölümü ile ölen hücre sayısı 8-14 yaş arası bir çocukta yaklaşık 20-30 milyar, erişkin bir insanda ise 50-70 milyar kadardır.

29 Sender ve ark.,RevisedEstimatesfortheNumber of Human andBacteriaCells in the Body. https:// www.biorxiv.org/content/early/2016/01/06/036103 (04.11.2018)

30 Sharma ve ark., World Journal of PharmaceuticalResearch, 2014, 3 (4), 1854-1872.

31 Raff M.C., Nature, 1992, 356, 397-400.

Eğer programlı hücre ölümü (Apoptoz) olmadan gelişim (Mitoz) devam etseydi, 80 yaşındaki bir insanda yaklaşık 2 ton kemik iliği ve lenf düğümü ile 16 km uzunluğunda bağırsak olacaktı.32

Öte yandan eritrositler insanda en çok bulunan hücre çeşididir. Eritrositlerin hayat süresi yaklaşık 100-120 gündür. Kanda eritrosit yenilenme hızı yaklaşık 200-250 milyar/gün (200-250X109/gün) dür. Eritrositler çekirdekleri ve mitokondrileri olmayan hücrelerdir. Bundan dolayı eritrositlerin programlı ölümleri (İntiharları) apoptosise bazı özellikleri ile benzerken, bazı özellikleri ile de farklılıklar gösterir. Eritrositlerin programlı ölümleri için ‘Eriptosis’ kelimesi kullanılmıştır.33,34

Her bir canlı harika bir saray gibidir. Bu sarayların her bir taşı (Hücre) taklit edilemez sanatlarla bezenmiştir.

Programlı hücre ölümü; istenmeyen, hasarlı veya anormal hücreleri ortadan kaldıran, normal doku ve organ gelişimini ve görevini sürdüren bir

mekanizmadır.

O halde ustanın (Yaratıcı) varlığı, sarayın varlığı kadar kesin ve açıktır. Bu muhteşem saraylarda her an eşsiz kıymette olan milyonlarca taşın değiştirilip, yerine yenilerinin konulması ve bu hızlı değişim içerisinde dengelerin (Homeostazi) bozulmaması ise ustanın her an iş başında olduğunu gösterir. İşte böylesine sayısız muhteşem sarayların inşa edilip, belli sürelerde harika şe-kilde idare edildikten sonra planlı ve programlı şekilde yıkılmasından (Öldürülmesi) anlaşılıyor

ki, işler tesadüflerle olmuyor. Ustanın bu sayısız sarayları özenli inşasında ve prog-ramlı yıkmasında önemli gayeleri olduğu anlaşılıyor.

İşte materyalist evrimciler sarayların inşasına ve yıkımına bakarlar. Ustayı ve Ustanın neden böyle yaptığını düşünmezler. Soranlara da verecek cevapları olmadı-ğından kızarlar, bağırırlar, gericilikle itham ederler ve aşağılarlar. Ustanın maksadını izah eden semavi dinleri de tanımazlar. Göstermek istesen, gözlerini kaparlar. Anlat-mak istesen, kulaklarını tıkarlar.

Sağlıklı Hayat Programlı Hücre Ölümü İle Mümkündür.

Programlı hücre ölüm mekanizması zararlı hücrelerin ortadan kaldırılmasında ve hastalıkları önlemede de görevlidir. Yaşlanmış, görevini yitirmiş, fazla üretilmiş, düzensiz gelişmiş veya genetik olarak hasarlı hücrelerin organizma için güvenli bir şekilde yok edilmesi programlı hücre ölümü ile olur. Programlı hücre ölümü sinyalleme mekanizması, hücrenin ölümünden büyümesine, gelişmesine ve stres tepkilerine kadar tüm hücre faktörlerine verilecek cevapları düzenleyen hücre sinyalizasyon ağına entegre edilmiştir.

32 Sharma ve ark., World Journal of PharmaceuticalResearch, 2014, 3 (4), 1854-1872.

33 Föller ve ark., IUBMB Life, 2008, 60, 10, 661–668.

34 Lockshin R.A. ve Zakeri Z. J., Cell. Mol. Med. 2007, 11(6), 1214-1224.

Programlı hücre ölümü; istenmeyen, hasarlı veya anormal hücreleri ortadan kaldıran, normal doku ve organ gelişimini ve görevini sürdüren bir mekanizmadır.

Canlıda programlı hücre ölüm mekanizması bozulursa, ölümcül hastalıklar meydana gelir.

. O halde programlı hücre ölümü, normal organizma fonksiyonu ve sağ kalımı için lüzumlu bir mekanizmadır. Buradan yola çıkarak ‘Hayatın yolu, ölümden geçer’ denebilir. Çünkü dengeli hücre büyümesi ve ölümü, sağlıklı organizmaların bir özelliğidir. Canlıda programlı hücre ölüm mekanizması bozulursa ölümcül hastalıklar meydana gelir.35

Sağlıklı fertlerde dengede olan programlı ölüm mekanizması, sadece hastalık durumlarında bozulur.36

Sağlıklı olma veya sağlığın devamı ancak canlıda programlı ölüm mekanizmasının dengeli çalıştırılmasına bağlıdır (Şekil 3).

Canlıda yapısı bozulan zararlı hücrelerin programlı hücre ölümü ile imhası hayatın her safhasında aktif olarak yapılır. Zaten canlı hayatının devamı da böyle sağlanır.

Deri, barsak epiteli ve kan gibi hücre yapım ve yıkımının hızlı olduğu dokularda yaş-anan hücreler de programlı hücre ölümü ile öldürülür, vücutta birikip enflamasyona neden olmadan ortamdan temizlenir ve yeni hücrelere yer açılır. Organizmada zararlı hücrelerin ortadan kaldırılması: Virus ile enfekte olmuş hücreler; sitotoksik T hücreleri ile, immun sistem hücreleri; hücresel bağışıklık sistemleri ile, DNA hasarı olan hücreler; p53 yolu ile, kanser hücreleri ise; kemoterepi ajanları ile olur.

Canlıda yapısı bozulan zararlı hücrelerin programlı hücre ölümü ile imhası ha-yatın her safhasında aktif olarak yapılır. Zaten canlı hayatının devamı da böyle sağla-nır. Mesela vücudumuzda her zaman kanserli hücreler meydana gelir. Bundan dolayı her zaman kanser hastası olma ihtimalimiz vardır.

35 Milisav ve ark.,Apoptosis, 2017, 22, 265–283.

36 Mesela programlı ölümün aşırı artması ile nörodejenaratif hastalıklar (Alzheimer, huntington, parkinson vb.), hematolojik hastalıklar (Aplastik anemi, fanconi anemisi, hodgkin hastalığı vb.), otoimmün hastalıklar (Fulminant hepatit, İnsüline bağlı diyabet, multipli skleroz, romatoidartrit vb.), toksinlere bağlı hastalıklar (Alkole bağlı hepatit, sepsis, pulmonarfibrozis vb.), iskemik hastalıklar (Böbrek enfarktüsü, miyokardial enfarktüs, inme vb.), bakteriyal ve viralenfeksiyon (AIDS, ebo-la virüsü vb.) hasıl olur. Canlıda programlı ölüm mekanizmasının yetersiz kalması ile de kanser, lösemi, lenfoma, sarkom, premalign hastalıklar, otoimmün hastalıklar, ateroskleroz, osteoporozis, Wilson hastalığı ve çeşitli viralenfeksiyonlar, Down sendromu, erken yaşlanma gibi hastalıklar mey-dana gelir.

Şekil 3. Hücre sayısının dengesiz artması da, azalması da hastalık sebebidir.

Ancak normal şartlarda programlı hücre ölüm mekanizması ile yapısı bozulan kanserli hücreler imha edilir ve kanser olmamız engellenir. Eğer programlı hücre ölümü mekanizması düzenli çalıştırılmaz ve yapısı bozulan hücreler imha edilmezse, kanser hastalığına yakalanmış oluruz.

Sağlıklı beslenme ve çevre faktörleri ölüm programının işletilmesinde etkilidir. Ancak şartlar ne kadar uygun olursa olsun, hiçbir canlı ölümden kurtulamamakta ve ölümü tatmaktadır. Ölüm programının ne zaman işletileceği, canlının ne zaman öldürüleceği ise, şartları da hesaba katarak karar veren Yaratıcı’nın iradesindedir.

Programlı Ölüm Üreme Hücreleri Üretiminde de kullanılır

Programlı hücre ölümü sperm üretiminde (Spermatogenez) düzenleyici bir mekanizmadır ve hayat boyu devam eder. Sperm üretiminde programlı hücre ölümü şu amaçlarla kullanılır:

  1. Sperm sayısını sertoli hücrelerinin destekleyebileceği sayıda sınırlamak,
  2. Anormal düşük sperm sayısı durumunda seçici davranmak,
  3. DNA yapısı bozuk spermlerin tamirini sağlamak, tamir edilemezse öldürü-lerek hatalı genetik bilginin embriyoya geçmesini engellemekte.

Memeli yumurtalıklarındaki germ hücrelerinin (Yumurta hücresinin olgunlaşmadan önceki ilk hali) % 99’dan fazlasının ortadan kaldırılmasında da programlı hücre ölümü kullanılır. Böylece germ hücrelerinin % 1’inden çok daha azı mayoz geçirerek döllenme ve enbriyonal gelişim için uygun olgun yumurta hücresi olur. Beş aylık bir kız fötüsü ovaryumunda yaklaşık 7-8 milyon olgunlaşmamış yumurta (Primordiyal folikül içindeki oogonium) bulunurken, ergenlik yaşına kadar yaklaşık 400-500 bin civarına düşer. Ergenlik döneminden menapoza kadar ise ancak 400-500 tane yumurta atılabilir. İşte ovaryumlardaki yumurta sayısının bu denli azalması atresi, nekroz ve genelde programlı hücre ölümü ile olur. İnsanın var olabilmesi için sebepler noktasında sperm ve yumurta hücrelerine ihtiyaç vardır. Bu hücrelerin sağlıklı üretilebilmesi için ise programlı hücre ölümü mekanizması aktif olarak kullanıl-maktadır.37

El ve Ayak Parmakları Programlı Ölüm İle Yapılır

Atomlar, elementler, moleküller, organeller, hücreler, dokular, organlar ve sistemler organize edilerek canlı yaratılır. Bu harika organizasyonda hayat ve ölüm iç içedir ve dengelidir. Mesela programlı hücre ölümü ile yapılan organizasyonlardan anne karnında el ve ayak parmaklarının yaratılmasını ele alalım: Programlı hücre ölümü ile el ve ayak parmakları arasındaki perdeler kaldırılarak parmaklar birbirlerinden ayrılır. Aynı zamanda yeni hücreler yaratılarak parmakların mevcut şeklini alması ve görev yapabilecek duruma gelmesi sağlanır.

Hiçbir organizasyon, organizatör olmadan olamaz. Hele de cahil, akılsız ve şuursuz madde ve hücreler kendi başlarına gayeli işler ve harika organizasyonlar yapamazlar. Ancak gözümüzün önünde kendimizde ve tüm canlılarda akılsız ve şuursuz maddenin önemli gayelerle bir araya geldikleri veya dağıldıklarını görüyor, müthiş organizasyonlar yaptıklarını müşahede ediyoruz. O halde bu harika işleri akılsız ve şuuruz madde değil, sonsuz ilim ve kudret sahibi Yaratıcı yapıyor. Aksi takdirde akılsıza akıl, şuursuza şuur, cahile ilim ve iradesi olmayana irade isnat etmek lazım gelecek. Böyle bir durum ise muhaldir, olamaz.

Bitki Gelişiminde de Programlı Hücre Ölümü Kullanılır.

Hayvan embriyosu gibi, bitki embriyosunun yaratılmasında da programlı hücre ölümü kullanılır. Programlı hücre ölümü bitki organlarının normal gelişimleri için de lüzumlu bir mekanizmadır. İncecik bitki köklerinin sert toprak ve kaya içinde nasıl ilerlediğini hiç düşündünüz mü? Kök, bitkiyi toprağa bağlayan vejetatif bir organdır.

37 Tiwari ve ark.,Apoptosis, 2015, 20, 1019–1025.

Kök şapkası hücreleri, sert toprağın verebileceği mekanik zararlardan kök uçlarını korur. Programlı hücre ölümü kök şapkasının yaratılmasında da kullanılır.

Zarar gören veya yaşlanan kök şapkası hücreleri programlı hücre ölümü ile hızlı bir şekilde değiştirilir. Bitkilerde ksilem elemanlarından trake-trakeitler de programlı hücre ölümü ile yaratılır. Mezofil hücrelerin trake elemanlarına değişimi, bitkilere mahsus programlı vakuoler hücre ölümü ile yapılır. Hücre muhtevası hızlıca sindirilerek boru şeklinde hücrelere dönüştürülür

Yaratıcı, insanların sanattan sanatkârı görmeleri için de, her ilkbaharda yaptığı muhteşem tabloları ve açtığı eşsiz sanat sergilerini sonbaharda programlı hücre ölümü ile toplayıp kaldırmaktadır.

.Bitkilerde havalandırma parankiması ve sklerenkima oluşumunda, trikom (tüy) gelişiminde, yaprak, çiçek ve meyvelerin olgunlaşıp dökülmesinde, üreme organlarının gelişiminde programlı hücre ölümü kullanılır.38,39

Bitki gelişimi sırasında görülen programlı hücre ölümü genetik olarak kontrol altındadır. Ancak yaprak ve diğer bitki organlarının yaşla-

narak ölümünde görevli genetik kontrol mekanizmasında iklim vb. çevre kaynaklı faktörler de etkilidir.40,41

Bitki ve hayvanlardaki programlı hücre ölümü ortak morfolojik özelliklere sahiptir. Hayvanlarda olduğu gibi bitkilerde de programlı hücre ölümünün başlatılması, devamı ve sonuçlandırılması sırasında gerçekleşen moleküler olaylar ve transkripsiyon faktörleri henüz aydınlatılamamıştır. Bitki gelişimi ve stres faktörleri ile alakalı olan programlı hücre ölümlerinin aynı mı, yoksa farklı mekanizmalar tarafından mı kontrol edildiği de hala tam olarak anlaşılamamıştır.42

Netice olarak bitki hayatının var olması ve devamı için programlı hücre ölüm mekanizması lüzumludur. Mesela bitkilerin sonbahar mevsiminde programlı ölümle yapraklarını dökmesi ne kadar faydalı ve manidardır. Bitki programlı ölümle sonbaharda yaprak dökerken, aslında sonraki ilkbaharda misliyle doğuşa hazırlanmaktadır. Ayrıca Yaratıcı her bitkiyi muhteşem bir sanat eseri, her baharı da eşsiz bir tablo mahiyetinde yaratmıştır.

İnsanların sanattan sanatkârı görmeleri için de, her ilkbaharda yaptığı muhte-şem tabloları ve açtığı eşsiz sanat sergilerini sonbaharda programlı hücre ölümü ile toplayıp kaldırmaktadır. Yaratıcı’nın her yıl bunu yapmasındaki pek çok gayelerinden birisi de, insanın ülfet etmemesi ve gaflete düşmemesidir.

38 Munne-Bosch, S.,JournalofExperimentalBotany, 2016, 67 (20), 5885-5886.

39 Vardar F. ve Ünal M.,ActaBiologicaHungarica, 2012, 63(1), 52-66.

40 Van Hautegem ve ark.,Trends in PlantScience, 2015, 20, 102-113.

41 Van Durme M. ve Nowack M.K.,CurrentOpinion in PlantBiology, 2016, 29, 29-37.

42 Yanık ve ark., Marmara Fen Bilimleri Dergisi, 2018, 1, 157-166.

Programlı Hücre Ölümü Tek Hücreli Canlılar İçin de Önemlidir

Çok hücreli organizmalarda hücreler, bütünün yararı için öldürülürler. Mese-la doku geliştirmek ve canlıyı hastalıklardan korumak gayesi ile meydana getirilen programlı hücre ölümleri tamamen canlının menfaatinedir. Hâlbuki programlı hücre ölümü tek hücreli canlılarda da görülür. Tek hücreli bir canlıda bütünün yararı düşünülemez. Çünkü canlı zaten tek hücreden yaratılmıştır. O halde tek hücreli bir canlıda neden programlı ölüm mekanizması vardır? Bu soru uzun zaman ilim ehlini meşgul etmiştir. Tek hücreli canlılarda (Mesela maya hücreleri) yaşlanma, toksinlere maruz kalma vb. durumlarda programlı hücre ölümü mekanizmasının işletildiği tespit edil-miştir. Buradan öncelikle şu neticeler çıkarılabilir:

  1. Hayatı yaratan yüce Yaratıcı, ölümü de yaratmış ve tüm canlılara ölüm programını yerleştirmiştir. Normal şartlarda tüm canlılar takdir edilen sürelerde yaşarlar, ekosistemlerde yüklenen görevleri yaparlar ve program gereği öldürülürler. Tek hücreli canlılarda programlı hücre ölüm mekanizmasının fizyolojik faydalarını maya hücrelerini ele alarak anlatmaya çalışalım.43
  2. Üreyemeyen maya hücreleri programlı hücre ölümü ile öldürülürler. Maya hücrelerinde eşleşme başarılı olursa, programlı hücre ölümü görülmez. Bu olaya eşleşmenin başarısız veya verimsiz olması halinde düşük dozda salgılanan feromonların (Aynı türün üyeleri arasında sosyal ilişkileri düzenleyen kimyasal maddeler) sebep olduğu düşünülmektedir. Programlı hücre ölümü ile üreme bakımından verim-siz (İnfertil) hücreler temizlenmiş olur. Üreme zamanında maya hücrelerin yaklaşık

% 20’si üreme yeteneği olmadığından programlı olarak ölür ve geri kalan % 80’ni normal üremeye (Spor üretmeye) devam eder. Üreme kabiliyeti olmayan maya hücrelerinin tam üreme zamanında öldürülmeleri, aslında neslin devamını garanti altına alan bir mekanizmadır.44,45

Elbette günümüzde ancak anlaşılan, yani neslin devamı için kendisini feda etmeyi, akılsız ve şuursuz tek hücreli bir canlı düşünemez. Günümüzde akıl ve şuur sahibi insanoğlu bile, sürdürülebilir bir nüfus artışı elde etmekte zorlanmaktadır. Akılsız ve şuursuz bir maya hücresinde neslinin devamı için böylesine faydalı bir ölüm mekanizmanın olması, elbette kör tesadüflerle ve şuursuz sebeplerle izah edilemez. İşte bir maya hücresinin akıllıca işler yapması, ancak sonsuz ilim, irade ve kudret sahibinin rahmetiyle mümkündür.

43 Büttner ve ark., 2006. TheJournal of Cell Biology, 175 (4), 521–525

44 Severin, F.F. ve Hyman AA., 2002. Curr. Biol., 12, 233–235.

45 Knorre ve ark.,Biochemistry (Mosc.). 70. 264–266.

3. Maya hücreleri sadece üreme zamanlarında değil, diğer zamanlarda da programlı hücre ölümü ile ortadan kaldırılırlar. Ortamda besin miktarının azalması, yaşlı maya hücrelerinde programlı hücre ölüm mekanizmasını tetikler. Genç bireylerin hayatta kalması için yaşlı bireyler kendini feda ederler.

Mikroorganizmaların çoğu toplu hayat ve biyofilmler oluşturma eğilimindedirler. Bu tür toplu hayatlarda bireyin değil, toplumun faydası düşünülür. Ortamda besin azalınca, yaşlı bireyler programlı ölümle öldürülür. Böylece genç bireylere daha çok besin temin edilir. Genç fertlere daha uzun yaşama ve üreme imkânı sağlanmış olur. Ayrıca Virüslerle enfekte olmuş, yaşlanmış, genetik olarak hasar görmüş (Mutasyona uğramış) maya hücreleri de programlı ölümle öldürülürler. Böylece daha sağlıklı bir nesil ve topluluk elde edilmiş olur.

Tek hücreli canlılara yüksek üreme gücü verilmesi ne kadar hikmetli bir iş ise, programlı ölüm mekanizmasının konulması da o kadar hikmetlidir.

Çürüyen bir meyve üzerine yerleşen maya hücreleri, besin azalana kadar hızla çoğa-lırlar ve büyük bir koloni oluştururlar. Meyve tamamen koloni ile kaplandığında ve besinin (Meyvenin) devamının olmadığı anlaşıldığın-da, öncelikle yaşlı ve hasarlı hücreler programlı olarak öldürülür.46,47

Bu, aslında koloninin hayatta kalması ve devamı için ölüm pahasına yapılan bir fedakârlık ve dayanışma misalidir. Enteresan olan, böyle bir durumda hangi yaş-lı veya hasarlı hücrelerin intihar edeceğinin nasıl belirlendiğidir. Bazı çalışmalarda maya hücreleri arası şaşırtıcı bu gibi sosyal etkileşimlerde bazı özel kimyasal bileşik-ler (Alkoller) kullanıldığı bildirilmiştir.48

Bu öylesine mükemmel bir mekanizmadır ki; maya hücreleri binlerce kimyasal içinde ölüm emrini ifade eden özel kimyasalı tanır, ölüm emrini alır ve ölür. Tek hüc-reli bir canlının programlı ölümü için yüzlerce aracı kimyasallar (Enzimler gibi özel proteinler) kullanılır ve mekanizma kusursuz işler. Bilim insanlarının bile bilemediği böylesine karmaşık mekanizmaları ve davranış örneklerini küçücük canlıların bilmesi ve uygulaması elbette tesadüflere dayalı evrim mekanizmaları ile kazanılmış olamaz.

İşte Yaratıcı’nın varlığı ve birliği yaptığı bu gibi harika eser ve işlerden anlaşılmaktadır. Programlı hücre ölümünün yaşlı bireyleri ortamdan kaldırması, ekolojik olarak olması gerekli bir mekanizmadır.

Aynı husus çok hücreli hayvanlar ve insanlar için de geçerlidir. Programlı hüc-re ölümü ile hayvan ve insanların yaşlı bireyleri öldürülmeseydi, hem ekolojik dengeden ve hem de canlıların sıhhatli varlığından söz edilmezdi. Çünkü yaşlı, hasta ve kusurlu hücrelerin ölümüyle yeni ve sağlam hücrelere yer açılmaktadır.

Maya hücrelerinde kalori kısıtlamasının hayat süresini arttırdığı tespit edilmiştir. Bu hususun tek hücreli canlılardan tut, memeli ve insanlara kadar tüm canlılarda geçerli olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca canlıda glikoza bağlı sinyalleme mekanizmasının programlı hücre ölümü mekanizması ile de ilişkili olduğu tahmin edilmektedir Özellikle yaşlanma sürecinde kalori kısıtlaması programlı hücre ölümünü geciktirmekte ve yaşam süresini uzatmaktadır.49,50

Yeryüzünde canlılar içerisinde en akıllı ve şuurlu olan insanın, kendi bedenin-deki hücrelerin ölümünde ve yenilerinin yaratılmasında rolü olmazsa, elbette bitki ve hayvanlardaki programlı ölümde onların rolü hiç olamaz.

İşte bütün bu programlı ölümler sonsuz bir rahmetin ve inayetin eseridir.

4. Maya hücreleri savaş zamanında da programlı olarak ölürler. Rakip maya hücrelerinin salgıladıkları toksinler az düzeyde ise, maya hücrelerinde programlı ölüm tetiklenmekte, salgılanan toksin yüksek düzeyde ise nekrotik ölüm gerçekleş-mektedir.51

Görüldüğü gibi; tek hücreli canlılarda da hayatın her safhasında programlı hücre ölüm mekanizması işletilir. Ölüm ferdin aleyhine olsa da, türün lehinedir ve güzeldir. Tek hücreli canlılara yüksek üreme gücü verilmesi ne kadar hikmetli bir iş ise, programlı ölüm mekanizmasının konulması da o kadar hikmetlidir. Yapılan tüm bu hikmetli işler de Yaratıcı’nın varlığını göstermektedir.

PROGRAMLANMAMIŞ ÖLÜM (NEKROZ)

1970’lere kadar bilinen tek ölüm çeşidi nekrozdu. Nekroz, canlının genetik programında olmayan fizikî veya kimyevî etkenler (hipoksi, hipotermi, düşük veya yüksek tuzluluk, radyasyon, zehirli maddeler vb.) neticesinde meydana gelen ölümdür.

46 Fabrizio ve ark., 2004. J. Cell Biol. 166, 1055–1067.

47 Büttner ve ark., 2006. TheJournal of Cell Biology, 175 (4), 521–525

48 Chen H. ve Fink GR., 2006. Genes Dev. 20, 1150–1161.

49 Fabrizio ve ark., 2004. J. Cell Biol. 166, 1055–1067.

50 Koubova J. ve Guarente L., 2003. Genes Dev. 17:313–321.

51 Reiter ve ark. J., Cell Biol. 168, 353–358.

Ölüm sebebi genelde canlı dışı etkenlerdir. Dış kaynaklı fizikî veya kimyevî etkenler hücre zarının hasar görmesine sebep olur. Hücre zarı hasarından dolayı hücre içi ve dışı iyonlar kontrol edilemez, yani hücre homeostazı bozulur. Hücrede su ve iyon dengesinin bozulması ile hücre içi organellerde değişiklikler meydana gelir, hücre şişer ve hücre zarı parçalanır. Zarı parçalanan hücrede, sitoplâzma muhtevası ve lizozomal enzimler hücre dışına salınır.

Nekrozla hücre ölümünde; nükleer kromatin dağılır, rastgele DNA kırıkları oluşur, doku hasarı meydana gelir, enflamasyon oluşur.52,53,54,55

Nekrozla meydana gelen ölüm, genelde canlı dışı faktörlerden kaynaklanır ve canlının genetik programı ile ilgisi yoktur. Bundan dolayı materyalist evrimciler nekrozla meydana gelen ölümü Yaratıcı’ya vermezler, sebeplere verirler ve tesadüfî bir olay olarak görürler. Bu hatalarında bir derece mazur sayılabilirler! Çünkü materyalist evrimciler Kuran’ın tarif ettiği gibi bir İlah’a inanmazlar.

Kur’an; Yaratıcıyı tüm Kâinat ve sebepler emrinde olan, İlmi ve Kudreti her şeye yeten ve bu âlemde yaptığı işleri genelde sebeplerle yapan, yaratılan hiçbir şeye benzemeyen, varlığı yaptığı işlerden anlaşılan tabiatüstü yüce bir varlık olarak tarif eder.

İşte böyle bir Yaratıcı telakkisi olmayan materyalistler nekrozla ölümü sebep-lerin eseri, tesadüflere bağlı tabii bir olay olarak algılaması gayet normaldir. Hâlbuki Kur’an’nın tarif ettiği şekli ile Yaratıcıya inanan bir Müslüman nekrozla ölümü de Allah’a verir ve canlıyı yaratanın da öldürenin de Allah olduğuna inanır. Bir Müslü-mana göre atomlar da, gezegenler de; hücre de hücrelerden oluşan canlı da; sebepler de, sebepler neticesinde meydana gelen fiiller de Allah’ın İlmi ve Kudreti ile hareket ederler. Sistem bu sayede dengede durur ve devam eder.

İSLAMÎ BAKIŞA GÖRE ÖLÜMÜN DEĞERLENDİRİLMESİ

Kur’an-ı Kerim’e göre ölüm; programlıdır ve güzeldir. Ölüm dünya hayatının sonu, ebedi bir hayatın ise başlangıcıdır. Kur’an-ı Kerim’de ölümün Allah’ın takdiri ile meydana geldiğini, ölümün son olmadığını ve yeni bir hayatın başlangıcı olduğunu bildiren birçok ayet-i kerime vardır.56

52 Öniz H., SSK Tepecik HcwtDerg, 2004, 14 (1), 1-20.

53 Tomatır A.G.T.,Klin J MedSci, 2003, 23, 499-508.

54 Yanık ve ark., Marmara Fen Bilimleri Dergisi, 2018, 1, 157-166.

55 Coşkun G. ve Özgür H., Arşiv 2011, 20, 145-158.

56 Enbiya/35, Necm/44, Rum/50, Rum/19, Ankebut/57.

Mesela Mülk süresi 2. Ayette hayat ve ölüm ile ilgili olarak şöyle buyrulur: “Hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye sizi imtihan etmek için ölümü de, hayatı da yaratan O’dur.”

Kur’an müfessiri âlimler de Kur’an-ı Kerim’in bakışı ile ölüme nazar ederler. Ölümle ilgili yukarıda verilen ayet-i kerimenin (Mülk/ 2) tefsirinde ölümün nimet olarak yaratıldığı şöyle anlatılır:

İslami inanca göre ölümle dünya hayatı sona erdirilirken, başka bir âlemde ebedi bir hayat başlar. Tıpkı ölüp çürüyen bir çekirdeğin yeni bir hayatın başlangıcı olması gibi.

“Nasıl ki hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdir iledir. Öyle de, dünya-dan gitmesi de bir halk ve takdir ile, bir hikmet ve tedbir iledir’. ‘Sizlere müjde! Mevt (ölüm) idam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedi (ebedî bir ayrılık) değil, adem değil, tesadüf değil, failsiz bir in’idam değil; belki, bir Fail-i Hakim-i Rahim tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır, saadet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslilerine bir sevkiyattır, yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır57.”

Ölümün yaratıldığı gerçeği, yaklaşık 50 yıl önce programlı hücre ölümünün keşfedilme-sinden sonra anlaşılmıştır. Hâlbuki Kur’an-ı Kerim yaklaşık 1450 yıl önce ölümün yaratılarak meydana geldiğini açıkça ifade etmiş ve binlerce müfessir de bu manayı açıklayan eser-ler yazmışlardır.

Ölüm hakikatine İslamî bakış ile günümüz ilmî bakışın uyumlu olduğu noktalar şunlardır:

  1. Her canlının ölüme programlı olması.
  2. Ölümün pasif bir olay olmayıp, enerji ve madde sentezini gerektirmesi (Yaratılması).
  3. Ölümün güzel olması, yani hayatın devamının aslında ölümle mümkün olması.

Bu üç noktada İslamî ve ilmî bakışlar birbirine benzer. Ancak materyalist evrimciler ilmî gerçekleri farklı yorumlarlar. Onlara göre; her hücrede ölüm programı vardır, lakin programcı yoktur. Her canlının bu dünyadan terhisi (ölümü) kararlaştırılmıştır, lakin karar veren yoktur. Programlı ölüm canlının faydasınadır ve güzeldir, lakin programlı ölümle yaşlanmak ve ölmek çirkindir. Materyalist evrimcilerin felsefelerini yansıtan bu gibi mansız cümleleri çoğaltmamız mümkündür. İslamî bakışta ise; her hücrede ölüm programı varsa, programcı vardır. Her canlının bu dünyadan erhisi (ölümü) kararlaştırılmış ise, karar veren de olmalıdır. Programlı ölüm canlının faydasına ve güzelse, programlı ölümle olan yaşlanmak ve ölmek de canlının faydasınadır ve güzeldir.

57 Nursi B.S. Mektubat.Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları-605.3.baskı, Ankara, 2016, s.287.

SONUÇ

Çok hücreli canlıların yaratılması ve hayatlarının devam ettirilmesi programlı hücre ölümü ile mümkündür. Canlılardaki ölüm programının yazılmasında ve işle-tilmesinde başta p53 olmak üzere birçok gen görevlidir. Genler ve genlerde yazılan programlar materyalist evrimcilerin iddia ettikleri gibi tesadüfî mutasyonlar ve do-ğal seçilim yolu ile oluşmuş olamaz. Çünkü canlılardaki genler ve genlerdeki ölüm programı günümüzde bile anlaşılamayan mekanizmalara sahip son derece karmaşık yazılımlardır. Dahası önemli faydalar gözetilerek, belli amaçlar için yapılmıştır. O halde canlıya ölüm programını yerleştiren ve programın işletimini elinde tutan bir yaratıcı olmalıdır.

Ölüm programının yapılması ve işletilmesi pasif bir olay değildir. Çünküçok özel yüzlerce bileşik sentezlenmektedir. Bunun için ise enerji gereklidir. Yani nor-mal fizyolojik şartlarda canlıyı öldürmek, aslında aktif bir hâdisedir. Bunun da İslami literatürde karşılığı yaratmadır. Nasıl ki fiil varsa, fail de olmalıdır. Aynen öyle de yaratılanlar var ise, yaratan da olmalıdır.

Canlıyı yaşatmak da, öldürmek de Yaratıcının elindedir. İşin enteresan tarafı, canlılardaki ölüm programı öyle bir özellikte hazırlanmıştır ki; çevre faktörlerinin de etkisi hesaba katılmıştır. Ancak bu etki, sonsuz bir etki değil, biraz uzatma veya kısaltma şeklindedir. Yoksa çevre faktörleri ne kadar uygun olursa olsun ölüm programı işletilmekte, hücre veya canlı ölüme götürülmektedir. Canlı ölüme programlanmıştır ve ölümün elinden kurtuluş yoktur. O halde canlıların öldürülmesinde önemli hik-metler ve gayeler olmalıdır.

Canlı hayatının her safhasında programlı hücre ölümü yaygın olarak kullanılır. Yani hayatın devamı, ölüm programının dengeli işletilmesi ile sağlanır. Mesela üre-me hücrelerinin (Yumurta ve sperm) üretilmesi, uterusun (döl yatağı) her ay yeniden hazırlanması, anne karnında doku ve organların bu dünya hayatına uygun şekilde yaratılması, dünya hayatında hastalıklardan korunması ve homeostazinin (İç dengeler) sağlanması hep programlı hücre ölümü iledir. Canlının normal şartlarda yaşlanması ve ölümü de fizyolojik programlanmış hücre ölümü ile meydana gelir. O halde canlının yaşlanması ve ölümü de canlının lehinedir ve güzeldir denebilir (Şekil 4).

Başta İslamiyet ve tüm semavi dinler, başta peygamberimiz ve tüm hak pey-gamberler ölümün yaratılarak meydana geldiğini ve neticesinin güzel olduğunu söyler.

İslami inanca göre ölüm dünya hayatını sona erdirirken, başka bir âlemde ebedi bir hayatı başlatır.

Şekil 4. Hayat geri dönüşü olmayan bir yolculuktur ve her safhası ölüm programı ile kontrol edilmektedir.

Materyalist evrimciler ise bir istisna dışında programlı hücre ölümünün canlı için faydalı olduğunu kabul ederler. O istisna da canlının yaşlanması ve yaşlanma neticesinde meydana gelen ölümüdür. Bu da canlıları ölüme programlayan Yaratıcıyı kabul etmemekten ve O’nun yaratılış gayelerini bilmemekten kaynaklanır. Yani dünya ve dünya içindeki şartları hayat için planlayan, akılsız ve şuursuz maddeleri organize ederek canlı yaratan, programlı ölüm mekanizmasını hayatın her safhasında kullanan İlahi bir Kudretin varlığını görememenin neticesidir.

Hâlbuki nasıl ki anne karnında hayatın başlaması, gelişmesi ve sonlanması programlı ölümledir. Canlının anne karnından ayrılmasının neticesi, başka bir âleme (Dünya) geçiştir. Yani bambaşka ve yeni bir hayatın başlangıcıdır. Aynı bunun gibi; dünya hayatında canlının sağlıklı kalması, hayatın devamı, sonunda yaşlanması ve ölümü de programlı hücre ölümü iledir. O halde programlı ölümle dünya hayatının sonlanması da, yeni ve farklı bir hayatın başlangıcı olacaktır. Ölümle ancak dünya hayatı son bulacak, lakin ebedi bir hayat başlayacaktır. Bu, vicdan ve aklın düsturlarına aykırı değildir. Bilakis, varlık âleminin manasızlıktan kurtulması için gereklidir.

Prof. Dr. Kâzım UYSAL

Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü, Kütahya/TÜRKİYE, [email protected]

Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun