Evrimin teoriye benzeyen yönleri var mı?

Tarih: 28.04.2026 - 15:15 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

EVRİM HİPOTEZİNİN TEORİYE BENZEYEN YÖNLERİ

Genel olarak bakıldığında evrimin teori değil, hipotez olduğu görülmektedir. Bu hükmün sağlamasını şununla yapabiliriz; evrim ilk canlıyı açıklamak zorun-dadır. Çünkü evrime göre var olan tüm canlılar bir ilk canlıdan meydana gelmiştir. Günümüzde ilk canlının oluşumuyla ilgili bilimsel manada pek çok hipotez (çözüm önerisi) vardır. Bu konuda bilimsel bir teori söz konusu değildir. Ancak evrim herhangi bir hipotez de değildir. Çünkü bilimsel yöntem basamaklarına göre, problemler için birer çözüm önerisi olan hipotezler şayet kontrollü deney veya onun yerine geçebilecek (fosil bulgular gibi) bir delille desteklenmez ise bu çözüm önerilerinin (hipotezlerin) değiştirilmesi icap etmektedir.

Bakıldığında evrim hipotezinin ilk ortaya atıldığı andan itibaren değiştirilmediğini; canlıların nasıl ortaya çıktığı ve çeşitlendiği (türleştiği) ile ilgili çözüm öne-risi olarak yerini koruduğu görülmektedir. Bunun iki sebebini sayabiliriz. Birincisi; söz konusu problemle ilgili materyal olarak günümüz canlıları ve geçmişte yaşamış ve günümüzde yaşamayan ancak fosillerini bildiğimiz materyal dışında elimizde de-ğerlendireceğimiz bir malzemenin olmaması. Bu malzemenin değerlendirilmesi ve sonuç çıkarılması kimilerince ancak bu materyale dayalı olarak yapılabileceği düşüncesidir.

Maddeye Dayalı Bazı Düşünceler

Canlıların ortaya çıkmasını ve türleşmesini ancak elimizdeki materyale dayalı olarak yapabiliriz. Burada elimizde olan materyale dayalı olarak pek çok çıkarımda bulunabiliriz. Burada yapılması gereken ise materyale dayalı, ortaya konulan hipote-zin bilimsel olarak tutarlı olup olmadığıdır.

En azından ilk canlı açısından evrim hipotezinde deneye dayalı olmayan çıkarımların olduğu aşikârdır. Bu çıkarımlar maddeye dayalı bazı düşüncelere dayanmaktadır.

En azından ilk canlı açısından evrim hipotezinde deneye dayalı olmayan çıkarımların olduğu aşikârdır. Bu çıkarımlar maddeye dayalı bazı düşüncelere dayan-maktadır.

Darwin’den önce her ne kadar çeşitli düşünürler veya araştırmacılar evrim konusunda fikir beyan etmişlerse de; bu hiçbir zaman Türlerin Kökeni’nin yayınlan-ması kadar etkili olmamış, antik birer düşünce olarak zikredilmiş ve deneysel olarak bunlara çeşitli itirazlar yapılmıştır.

İkincisi ise, evrim hipotezinin bazı yönlerinin teoriye benzerliğidir. Bu ben-zerlikler başka hipotezlerde olmadığı içindir ki, evrim hipotezi hala varlığını devam ettirmektedir. Bunları birkaç başlık altında ele almak mümkündür.

Basit Organizmaların Kendiliğinden Meydana Geldiğine İnanma

Bunlardan birincisi evrim düşüncesinin ortaya atıldığı zamanda mevcut bil-ginin yetersizliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani evrim ilk ortaya atıldığı 1859 da günümüzde evrime yapılan en büyük itirazlardan olan ilk canlının nasıl oluştuğu o dönem için ciddi bir problem değildi. Zira o dönemde organizmaların en azından küçük olanlarının kendiliğinden meydana geldiğine inanılıyor ve bu konuda yapılan deneyler de vardı. Abiyogenez ve Biyogenez arasındaki deneye dayalı atışmalar henüz devam ediyordu.

Evrimin diğer ayağı olan türleşme ile ilgili de Darwin gelecekte paleontolojiye işaret ediyordu. Biyogenezin tartışmasız bir şekilde teorileştiği ve Abiyogenezin bir hipotez olarak bilim tarihinde yerini alması ise ancak Louis Pasteur’ün 1861’deki meşhur deneyi ile gerçekleşti. Yani Türlerin Kökeninin yayınlanmasından iki yıl sonra.

Alt Türleşme

Evrimin teoriye benzeyen ikinci yönü, türlerde alt türleşmenin görülmesidir. Bir türün zaman içinde bazı coğrafi ya da topoğrafik sebeplerden alt türlere dönüştü-ğü bilinmektedir. Bu, bir taksondan iki farklı taksonun oluşmasıdır.

Evrimcilerin bunu çokça nazara vermesi gerekirken mevcut durumun böyle olmadığını müşahede etmekteyiz. Bunun sebebini anlamaya çalıştığımızda; alt tür-leşme ile var olan tam bir taksondan (türden) iki yeni takson meydana gelmektedir. Bu durum evrimin, ilkelden daha gelişmişin evrildiği ana düşüncesi ile çeliştiğinden olsa gerek, alt türleşme evrimcilerin pek üzerinde durdukları bir konu değildir.

Alt türleşme ile yeni türlerin oluştuğu varsayılsa bile, bu evrimin hipotetik soy ağaçlarına ters düşmektedir. Adeta bu ağaçların ters yüz edilmesidir. Mesela bü-tün Eklembacaklıların var olan tek bir Eklembacaklı ana türünün alt türleşmesiyle meydana gelmesi çok daha mantıklı olmasına rağmen, böyle bir iddiaya rastlanma-maktadır. Bununla ilgili hiçbir delil arayışına da rastlanmamaktadır. Aslında böyle bir iddia, evrimin ortak ata iddiasından çok daha mantıklıdır. Çünkü pek çok alttür vardır. Ancak böyle bir iddia en azından canlı şubeleri adedince ana türleri gerektirir.

Daha tek bir ata türü bulamayan evrimin böyle yüzlerce şube ata türünün nerden geldiği sorusu karşısındaki durumu çok daha zor olmalıdır. Üstelik tüm donanımı ile ortada olacak böyle yüzlerce türün nerden geldiği sorusu evrimin tek ortak ata tür hipotezini hükümsüz kılar.

Suni Seleksiyon

En azından ilk canlı açısından evrim hipotezinde deneye dayalı olmayan çıkarımların olduğu aşikârdır. Bu çıkarımlar maddeye

dayalı bazı düşüncelere dayanmaktadır.

Evrimin teoriye benzeyen diğer bir yönü suni seleksiyondur. Zaten Darwin’de bunu Türlerin Kökeni’nde güvercinler için zikretmektedir. Olaya bakıldı-ğında seçilmiş nesiller boyunca popülasyonların değiştikleri görülmektedir. Bu değişimlerin ilgili grubun kalıtım materyali tarafından korunduğu da bilinmektedir. Ancak bunun da iki çıkmazı söz konusudur. Öncelikle suni seleksiyona tabi olmuş bir türden farklı bir tür, ya da türlerin oluştuğu en azından hayvanlar için bilinmemektedir. Dolayısı ile hayvanlar için bu yolla bir tür ne kadar değişirse değişsin bu hep bir tür içi varyasyon olacaktır. Bu durum genel olarak hayvanlar ve bitkilerde belirli oranda farklılık gösterebilir. Hayvanlar için tür sınırı çok daha korunaklı iken, bitkilerde bu sınır daha esnektir. Bitkiler için “Yakın karakterlere sahip iki türden üçüncüsünün çıkması mümkün ve vakidir”.7

Bütün canlılar için tür sınırını aşamayan bir değişim evrimin işine tam olarak yaramaz.

Değişim Tür İçi Varyasyondan İleri Geçmemektedir

Mikro evolüsyonla birçok canlının yeni karakterler kazandığı ve bunu sonra-ki nesillere ilettikleri bilinmektedir. Örneğin antibiyotiğe karşı direnç kazanan bir bakteri mikro ölçekte evrimleşmiş demektir. Bu yönüyle de evrim hipotezi teoriye benzemektedir. Ancak burada da yeni durumlara uyumun ilgili canlıyı bir türden di-ğerine çevrildiği ile ilgili bir bilgiye rastlamamaktayız. Yani tür sınırını aşamayan tür içi varyasyondan öteye geçememektedir.

Adeta Evrim Evrimleşmekte ve

Yeni Gelişmelere Ayak Uydurmaktadır

Sıradan hipotezler hiçbir şekilde yeni gelişmelere ayak uyduramazken evrimin yeni gelişmelere ayak uydurduğunu görmekteyiz. Adeta evrim evrimleşmekte ve yeni gelişmelere ayak uydurmaktadır. Örneğin yeni bulunan bir türün sanki evrimdeki yeri bellidir. Yine moleküler seviyedeki gelişmelere de evrim uyum sağlamaktadır. Yeni gelişmelere ayak uydurmak hipotezlerin değil teorilerin özelliğidir. Bu yönüyle de evrim hipotezi teoriye benzemektedir.

Mutasyonlar evrimin taşıyıcı gücü olarak ifade edilmektedir. Bir neslin tümünü etkileyen bir mutasyon mikro ölçekte evrimdir. Ancak bırakın doğal şartlarda meydana gelen mutasyonları, son elli senedir pek çok laboratuvarda kontrollü ger-çekleştirilen mutasyonlarla bile bir türün diğerine dönüşümünü sağlayan bir mekanizma gösterilememektedir.

Sonuç olarak, evrim ortaya çıktığı zaman açısından ve yeni gelişmelere ayak uydurmak açısından teoriye benzemektedir. Ancak günümüzde baktığımızda ortaya çıktığı zamanı da, şimdi daha iyi değerlendirebildiğimizden bu durum o zamana has kalmaktadır. Dolayısı ile şu an için evrimin teoriye benzeyen tek bir yönü, yeni gelişmelere ayak uydurmasıdır. O da Darwinizmin evrimciler tarafından çatlayan yerlerinin yamanmasından ve ilmi verilere uymayan yerlerinin, zamana havale edilerek ideoloji ile kapatılmasından kaynaklanmaktadır.

Diğer teoriye benzer olarak saydığımız yönlerin hiçbirisi en azından tüm canlılar için tür sınırını aşıp türleşmeyi sağlayamadığından evrimin işine gerçek manada yaramamaktadır.

KAYNAKLAR

Charles D. (Çeviren: Öner Ünalan). Türlerin Kökeni. Evrensel Basın Yayın, 4. Basım.2013 Demirsoy A. Kalıtım ve Evrim. Ankara: Meteksan Anonim Şirketi.2008

Duralı T. Biyoloji Felsefesi. Ankara: Akçağ Yayınları.1992

Futuyma DJ. Evrim. (Çeviri Editörleri: Prof. Dr. Aykut Kence, Prof. Dr. A. Nihat Bozcuk),-Palme Yayıncılık.2008

Neil A. Champbell NA, Reece JB.(Çeviri Editörleri: Prof. Dr. Ertunç Gündüz, Prof. Dr. Ali Demirsoy, Prof. Dr. İsmail Türkkan). Biyoloj. Altıncı Baskıdan Çeviri, Gözden Geçirilmiş 2. Türkçe Baskı, Palme Yayıncılık.2008.

Taslaman, C. Evrim Teorisi Felsefe ve Tanrı. İstanbul Yayınevi. 2007. Tatlı Â. Evrim ve Yaratılış. İstanbul: Nesil Yayınları.2008.

Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin ALLAHVERDİ

Muş Alparslan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Muş/TÜRKİYE, [email protected]

Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun