Otomatik refleksler kendiliğinden mi oldu?
- Modern biyoloji ve evrimsel psikoloji; insanın statü arayışı, bir gruba ait olma ihtiyacı, kıskançlık, gurur, hiyerarşide yükselme ve 'görülme/beğenilme' isteği gibi tüm davranışlarını hayatta kalma ve nesli devam ettirme içgüdüsüyle (hormonlar, nöronlar ve genetik kodlar üzerinden) açıklıyor. İnsanda bulunan pek çok davranışın aslında irade dışı çalışan birer 'refleks' veya biyolojik program olduğu görülüyor.
- Örneğin; ani bir tehlike anındaki 'Savaş-Kaç-Donma' (Fight-Flight-Freeze) tepkileri, vücudun otonom sisteminin birer parçası. Sadece bunlar da değil; toplumsal hayattaki statü arayışı, bir gruba ait olma ihtiyacı, kıskançlık, beğenilme isteği ve hiyerarşide yer edinme gibi karmaşık sosyal davranışların da aslında beynin hayatta kalma adına kurguladığı biyolojik mekanizmalar olduğu bilimsel olarak açıklanıyor. Hatta bir tartışma anında vücudun dikleşmesi veya güçlü bir figür karşısında göz kaçırma gibi 'sosyal refleksler' bile tamamen biyokimyasal süreçlerle yönetiliyor.
- Eğer insandaki bu temel güdüler ve sosyal davranışlar aslında vücudun hayatta kalma adına geliştirdiği otomatik refleksler (tesadüfen doğada kendiliğinden mi oldu?
- Bilim neden diyor kendiliğinden doğada öyle evrilerek oldu, direk olmadı?
Değerli kardeşimiz,
İnsanın sahip olduğu hayatın idaresi ve tehlikelerden korunması da belirli organlara verilmiş, o organların idaresini de Allah ruh vasıtasıyla sağlamaktadır.
Beyin: Duyu organlarından gelen uyarıları değerlendirir. İstemli hareketlerin oluşmasında görevlidir. Konuşma, hayal kurma, hatırlama, acıkma, susama, uyku durumlarını düzenleme, vücut sıcaklığı ve kan basıncını ayarlama, vücudun su miktarını dengeleme görevi beyne verilmiştir.
Beyincik ise vücudun dengesini sağlamada, hareketlerin düzenlemekle vazifelidir. Bisiklete binerken veya düz bir çizgi üzerinde yürürken dengede kalmamıza yardımcı olur.
Omurilik Soğanı; Solunum, dolaşım, sindirim, boşaltım gibi sistemlerimizin ve organlarımızın çalışması omurilik soğanı tarafından kontrol edilir.
Hayatımız boyunca, başımıza bir hastalık ya da bir kaza gelmediği sürece, neredeyse hiç farkında olmadan kolayca yaptığımız yutkunma, nefes alma, öksürme, hapşırma, kalp atışı gibi olaylar omurilik soğanı kontrolünde gerçekleştirilir.
Omurilik; omurga kemikleri içerisinde yer alan omurilik, beyin ile diğer organlar arasındaki sinir iletimini sağlamakla görevlidir. Beyinden gelen emirleri vücuttaki kaslara ve organlara iletirken vücuttan gelen bilgileri (dokunma, ağrı, sıcaklık gibi) beyne taşır. Omuriliğin diğer bir görevi de vücudun reflekslerini kontrol etmektir.
Düşünmeye Gerek Kalmadan Yapılan İşler
Refleks; vücudun gösterdiği ani ve hızlı tepkilere refleks denir. Düşünmeye bile fırsat kalmadan, sürekli ve seri bir biçimde işlenerek vücudumuz tehlikelerden korunur.
Refleks dediğimiz ani hareketler bilinçsiz ve hızlı bir biçimde gerçekleşir. Bilinçsizdir çünkü hareket kararı beyinden değil, omurilikten gelir; hızlıdır, çünkü beyne gidip geri dönmeye kıyasla çok daha kısa bir yol izlenmiş olur.
Bu mekanizma omurilikten değil de beyinden yönetilseydi, mesela yanlışlıkla bir ütüye dokunduğumuzda, belki de elimizi ancak ciddi biçimde yandıktan sonra çekebilecektik! Mevcut tehlikenin anında tanınması ve farklı durumlara ait reflekslerin ayrı sinir yollarından birbirine karıştırılmadan sinyal olarak ulaştırılması son derece karmaşık ve mükemmel işlemlerdir. Vücudumuza baktığımızda istem dışı çalışan organlara ait, otomatik olarak kendini koruyan, iyileştiren ve hiç şaşmadan işleyen kusursuz bir tasarımın en güzel örnekleriyle karşılaşırız.
Refleksler de işte bu kusursuz sistemin çok önemli bir parçasıdırlar.
Refleksler iki ana gruba ayrılır:
1. Doğuştan Gelen Refleksler (Kalıtsal Refleksler): İnsan organizması, daha doğumdan itibaren hayatta kalmayı kolaylaştıracak bir dizi hazır tepkiyle donatılmış olarak dünyaya gelir. Bu tepkiler, herhangi bir öğrenmeye ihtiyaç duymadan kendiliğinden devreye girer ve bireyin çevresel risklere karşı korunmasında önemli bir rol oynar. Örneğin, diz kapağına vurulunca ayağın kalkması, yeni doğan bir bebeğin emme davranışı, göz bebeğinin ışık şiddetine göre genişleyip daralması reflekslere örnektir.
Bu tür refleksler, insan vücudunun hayati faaliyetleri sürdürebilmesi ve çevresel tehditlere anında cevap verebilmesi bakımından çok önemlidir.
2. Sonradan Kazanılan Refleksler (Şartlı Refleksler): İnsan sinir sistemi, hayatı boyunca karşılaştığı durumlara uyum sağlayacak şekilde yapılandırılmıştır. Bu süreçte bazı tepkiler, öğrenme ve tekrar yoluyla gelişir ve zamanla otomatik hâle gelir. Başlangıçta beyin tarafından bilinçli olarak kontrol edilen bu davranışlar, tekrarlandıkça alışkanlığa dönüşür. Daha sonra omurilik tarafından yönetilmeye başlanır. Bu tür tepkilere sonradan kazanılmış refleks denir.
Limon görünce ağzın sulanması ya da bisiklet sürmeyi öğrendikten sonra bu eylemi düşünmeden gerçekleştirebilmek, sonradan kazanılmış reflekslere örnektir.
Sonuç
İnsansız hava araçlarının uzaktan emir ve kumanda ile idare edilmesi Allah’ın koyduğu kanunlarladır.
Bütün kâinat her an Allah’ın idaresi ve tasarrufu altındadır. Allah’ın kâinattaki idaresi emirledir. İnsanın da vücudundaki her bir hücre Allah’ın tasarrufundan hariç değildir. Bütün kâinatın Allah’ın “Kün” emrine itaati bir tek nefer hükmünde olan bir zerrenin (atomu) itaati gibidir. Bu idareye tesadüf ve tabiat karışamaz.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Bitkisel hayat nedir, beyin ölümü nedir, beyin ölünce ruh gider mi?
- Kas Kasılmasındaki Mucize
- Az yeme ve içmenin faydaları nedir?
- Tesbih çekimi (zikir) sonucunda kişiye cinlerin musallat olabileceği belirtiliyor. Böyle bir şey doğru mudur?
- Evrimci görüşün "Körelmiş Organ" yanılması ile alakalı bilgi verir misiniz?
- İnsan, beyninin yüzde kaçını kullanmaktadır?
- Beyinde görülen ilmi şeyleri insan yönetebilir mi?
- Bilim mi Din mi?
- Küçük ve büyükbaş hayvanlar, neden boğazlarından kesilir?
- Yeni tanıştığım insanları tanıyor gibi hissediyorum, sebebi ne olabilir?