Bilim mi Din mi?
Değerli kardeşimiz,
Bilim, eşyayı ve evreni bilme uğraşısıdır. Bilim, olayları açıklama ve birbirine bağlama gayesiyle gözlemler ve deneyler yapmak, bu gözlem ve deneylerden genel yasalara ulaşmaktır.
İnsan, kendisine verilen akıl ve mütemmimi duyularla bilim yapabilecek kapasitede yaratılmıştır. Bildiğimiz diğer varlıklarda ise böyle bir kapasite yoktur. Kuşlar çok güzel uçarlar, ama uçmayı bir bilim olarak bilmezler. Arılar çok güzel bal yapar, ama bunu gözlem ve deneylere dayanarak gerçekleştirmezler, ilâhî ilhamla yaparlar…
İnsanın bilme kapasiteli yaratılması bilimle uğraşması için fıtrî bir emirdir. İnsanoğlu bu kapasitesini kullanarak bilimde daima daha ileriye gitmiş, âlem kitabını okumaya ve anlamaya çalışmıştır. Ancak bu durum bazılarını onu tek ve yanılmaz mürşit görme durumuna getirmiş, “Bilim bize yeter. Dine ihtiyaç yok!” dedirtmiştir.
Anlatılır ki soğanı çok seven birisine sormuşlar: “Babanı mı seversin, yoksa soğanı mı?”
Demiş: “Allah aşkına beni iki aziz arasında bırakmayın!”
Hâlbuki şöyle diyebilirdi: “Babamı da severim soğanı da…”
Bilimi esas alanların bazıları benzeri bir soruyu şöyle sorarlar: “Bilimi mi tercih edersin yoksa dini mi?”
Bu sorunun doğru cevabı bunlardan birini seçmek olmamalıdır. Bilim ve din birbirinin alternatifi değil, birbirinin tamamlayıcısıdır. Bu misalde olduğu gibi, bilimi de severiz dini de severiz, çünkü her ikisine de ihtiyacımız vardır.
Bilim bize eşya ve varlıklar hakkında bilgi getirir. Bu bilgi ile onları daha iyi tanırız. Mesela bilimden öğrendiğimize göre güneş dünyamızdan bir milyon defadan daha fazla büyük bir gök cismidir. Bize yüz elli milyon kilometre mesafededir… Bu tür bilgileri bilimden öğreniriz. Ama “O güneşi kim yarattı, oraya kim astı? Güneşi bize lamba yapan zat bizden neler istiyor?” gibi sorularımızın cevabını dinden alırız. Bu bağlamda Kuran şöyle der:
“Allah güneşi bir lamba kıldı.”[1]
Öte yandan eşyayı tanımanın sonucu olarak teknolojiyi meydana getirir, onlardan yararlanırız. Mesela kuşları inceler, onların nasıl uçtuklarını araştırır, havanın özelliklerini, kuşların kanat yapılarını öğrenir ve sonunda uçak yaparız. Dinde ise bu gibi araştırmalara teşvikler görürüz. Mesela Kur'ân şöyle der:
“Üstlerinde kanatlarını aça kapaya uçan kuşları görmediler mi? Onları havada tutan ancak Rahman’dır. Şüphesiz O her şeyi görendir.”[2]
Bilim ve dinin alanları farklıdır. Mesela “İnsanda sindirim sistemi nasıl çalışmaktadır” sorusunun cevabını bilimden öğreniriz. Ama “Bu insanın yemesi haram olan şeyler var mı?” gibi soruların cevabını dinden öğreniriz. Sadece bilimle öğrendiğimiz bilgiler insanı mutlu etmeye yetmez. Çünkü hayatımızda dine yer vermediğimizde varoluşun sırrını çözemeyecek, şu dünyada kısa bir süreliğine yaşayacak, sonra da yok olup gideceğiz.
Hayata ve olaylara dine göre baktığımızda ise şu dünyayı askeri bir talimgâh ve büyük bir imtihan salonu olarak görürüz. Sorumlu bir varlık olarak şu dünyada iman ve ibadetle tekâmül eder, ebedi bir hayatta daimî bir saadete ehil oluruz. Böylece varoluşun sırrını yakalar, bedbinlikten kurtuluruz.
[1] Nuh, 71/16.
[2] Mülk, 67/19.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Bilim, Felsefe ve Din 6. Ders- İlahi İrade | Prof Dr Şadi Eren
- Bilim, Felsefe ve Din 7. Ders- Yaratılış ve Tecelli | Prof Dr Şadi Eren
- Bilim, Felsefe ve Din 8. Ders- Yaratılış ve Evrim | Prof Dr Şadi Eren
- Bilim, Felsefe ve Din 9. Ders- Teodise Problemi | Prof Dr Şadi Eren
- Bilim, Felsefe ve Din 10. Ders- Felsefe ve Akıl | Prof Dr Şadi Eren
- Bilim, Felsefe ve Din 11. Ders- Gerçeğe ulaşmak | Prof Dr Şadi Eren
- Bilim, Felsefe ve Din 12. Ders- Gerçeğe ulaşmada engeller | Prof Dr Şadi Eren
- Bilim, Felsefe ve Din 13. Ders- Allah ve Din | Prof Dr Şadi Eren
- Bilim, Felsefe ve Din 1. Ders- Alemin Esrarı | Prof Dr Şadi Eren
- Bilim, Felsefe ve Din 2. Ders- Metafizik Sırlar | Prof Dr Şadi Eren