Allah'ın koyduğu sınırlar nelerdir?

Tarih: 22.08.2023 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kur'an'da yer alan Allah'ın koyduğu sınırlar nelerdir?
- Allah'ın bize koyduğu sınırları ayetlere göre yazabilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hududullah, Allah’ın sınırları demektir. Cenab-ı Hakk’ın beşerî münasebetleri düzenlemek için koyduğu sınırlardır bunlar.

İlahî emirler sünnet, vacib ve farz şeklinde yasaklar da mekruh ve haram şeklinde iç içe birbirini koruyan halkalar gibidir. Sünnet ve vacibi terk eden kul, dış iki sınırı aşmış ve haram sınırıyla karşı karşıya kalmış demektir. İşte orası hudûdullahtır.

Aynı şey sünnet ve vacip konusunda da söz konusudur. Sünnet ve vacibi terk eden farzı tehlikeye sokmuş sayılır.

Hududullah Kuran’da sekiz ayette geçmektedir. Ancak söz konusu ayetlerde anlatılan hududun altı tanesinin aile hukukuna; yani karı-koca ilişkileriyle miras konularına ait olması ilgi çekicidir. Belki bunun anlamı, insanların birbirinin hukukuna riayet konusunda en dikkatli olması gerekli alanın aile hayatı olduğudur.

Kuran’da aile hukukuna taalluk eden ve hudud-i ilahiyi belirten ayetler şunlardır:

1. Ramazan’da mescidlerde itikafa girenlerin eşleriyle cinsel ilişkiye girmeleri yasaklanmıştır. Bu hükmü belirten ayetin devamında “Bunlar Allah’ın sınırlarıdır, bunlara yaklaşmayın.”(1) buyurulmaktadır.

Aslında bu yasaklar, kul için koruma alanları mesabesindedir. Koruma alanlarına sokulmak, yasak bölgelere yaklaşmak demektir. Nitekim bir hadis-i şerifte buyurulur ki:

“Her hükümdarın bir korusu vardır. Allah’ın korusu da yasakladığı; haram kıldığı şeylerdir. Koru etrafında dolaşanlar içine düşmek tehlikesiyle karşı karşıyadır.”(2)

2. Boşanma konusunda ilahi hükmü belirten ayette kadınlara verilen hediye ve malların geri alınmasının helal olmadığı, kadının ayrılma isteğinden vazgeçmesinde bir günah bulunmadığı ve bu hükümlerin “hududullah” olduğu belirtilmektedir.(3)

3. İkinci ayetin devamında üç talakla boşanan bir kadınla erkeğin yeniden evlenmesinin mümkün olmadığı belirtilir. Ancak kadın bir başkasıyla evlenip boşanırsa bu durum müstesnadır. Ayetin devamında “bunun bilenler için hududullah olduğu” anlatılmaktadır.(4)

4. Hududullah kavramı, “kadın-erkeğin birbirlerine varis olacakları miktarları belirten” ayetin devamında da söz konusu edilmektedir.

Konulan miras oranlarının Allah’ın sınırları olduğuna işaret edildikten sonra Allah’a ve peygamberine itaat edenlerin cennetle taltif edileceği Allah’ın koyduğu, hududu aşanların ise cehenneme girecekleri anlatılır.(5)

5. Hududullah kavramının geçtiği ayetlerden biri “zıhar” ayetidir.

Bilindiği gibi zıhar sırt demektir. Adamın karısına boşamak niyetiyle: “Senin sırtın bana anamın sırtı gibi olsun.” demesi zıhardır. Bu niyet ve ifadelerle zıhar yapan bir adam eğer karısına geri dönmek isterse bunun cezai şartları vardır. Önce bir köle azadı, bu olmazsa iki ay peşpeşe oruç ya da altmış fakiri iki öğün doyurmak şeklinde sıralanan bu cezai şartlara Kuran “hududullah” adını vermektedir. (6)

6. Boşanma ve boşanmanın, apaçık bir hayasızlık olmadan yapılmaması gerektiğini belirten ayetin devamında, bu kuralın hududullah olduğuna dikkat çekilerek inananların aile kurumuna vermeleri gereken öneme işaret edilmektedir.

Burada bir ayet-i kerimeye daha işaret etmeliyiz. Gerçi bu ayette hududullah kelimesi geçmese de “haddi aşanlar” ifadesiyle benzer manada bir kelime kullanılmaktadır. Üstelik buradaki ayette aile hukukuna ait olup şöyledir:

“Eşlerinden ve cariyelerinden başkasına gitmek isteyenler haddi aşan kimselerdir.”(7)

Başka bir yerde genel anlamda iman-amel bütünlüğüne işaret eden bir ayette de hududullah söz konusu edilmektedir. Allah Teâlâ buyurur ki:

“Ey Muhammed, Allah’a tövbe eden, kullukta bulunan, onu öven, oruç tutan, rükû ve secde ile namaz kılan, uygun olanı buyurup fenalığı yasaklayan ve Allah’ın sınırlarını koruyan müminleri müjdele!”(8)

Bu ayette hem iman ve ibadet, hem de sosyal hizmetler, sınırların kapsamı içinde yer almaktadır.

Bir ayette de Allah’ın peygamberine indirdiği hududu bilmemek bir eksiklik olarak görülmekte ve bunu yapanların da küfür ve nifakta ileri giden bedeviler olduğuna işaret edilmektedir.(9)

Allah’ın koyduğu sınırları korumak inananların görevidir. Bu sınırları bozmak ve aşmak ise kendi kendine yazık etmek, nefsine zulmetmektir. Hududullah’ı belirten bazı ayetlerin sonunda: “Bu sınırlara yaklaşmayın” ifadesi sedd-i zerayi olarak nitelenmektedir.

Sedd-i zerayi, vesile ve bahanelerin önünü kesmek; harama giden yolları kapamak demektir.

Haram ve yasak sınırına yaklaştıkça içine düşülme tehlikesi melhûz ve muhtemeldir. Bu yüzden harama giden yolda dolaşmamak esastır. Yasaklara karşı direnme, emirleri yerine getirme konusunda cemaat ruhu ve psikolojisi çok önemlidir.

Bu yüzden Kuran’da insanların hayır ve takva üzere dayanışması; günah, yasak ve düşmanlık üzre yardımlaşmaması emrolunmaktadır. Ayetin tamamı şöyledir:

“Ey iman edenler, Allah’ın şeairine (koyduğu dînî alâmetlere) haram aya, kurbana, Rabbının rızasını umarak Beyt-i haram’a yönelmiş kimselere saygısızlık etmeyin… İyilik ve takvâ üzere yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın.” (10)

Aslında işlenen her günah, bir zulüm, haddi aşma ve tecavüzdür. Çünkü günah, Allah’ın emrettiğini yapmamak, yasakladığını yapmaktır. Dolayısıyla günahta emir ve yasak sınırını tecavüz vardır. Tecavüz fiili, işleyeni günahkâr kılar.

Zulüm ve tecavüz helal sınırını aşıp haram sınırına dayanmaktır. Kişinin başkasında olan hakkını alırken sınırı aşması da bir tecavüz sayılır. Kendisine bir laf söyleyene birkaç katını söylemek de böyledir.

Hududullah Allah’ın koyduğu sınırlara riayet konusunda “sedd-i zerayi”de bulunan kişi, korunun etrafında dolaşan gibidir. Gözleri hayret ve şaşkınlık içinde kalbi de yerinden fırlayacakmış gibi olur. Çünkü göz kalbin casusudur. Onun haber toplamak üzere yaptığı tecessüs, kalbi de peşinden sürükler ve insanı korunun sınırına getirir. İşte orada “Allah’ın sınırlarına yaklaşmayın.” emrini hatırlayıp gözünü önüne indiren Allah’ın rızasına erer ve nefsin yeni isteklerine direnç göstermiş olur.

İnsanların haram sınırını zorlamada ve yasaklara giden yolu tıkamada duyarlılıkları azdır. İnsanlar genellikle harama düşmenin zilleti ile haramı işlemenin lezzeti arasındaki farkı kavrayamamaktadırlar. Gözlerde perde olduğundan kaygan zeminle düzgün sathı fark etmeleri zordur. Çünkü kalpler gaflet yorganları altında ve gurur döşekleri üstünde olduğu için basiret kapalıdır. Nitekim “Kör olan sadırlardaki kalplerdir, gözler değil.”(11) bunu ifade etmektedir.

İnsanlar gündelik hayat içinde karşılaştıkları olayların vehametini her zaman gereği gibi fark edemezler. Böyle olunca da gelişen şartlar onlara tabii gelmeye başlar. İnsanların en kolay ihlâl ettikleri yasaklar ve en çabuk geçtikleri sınırlar aile hukukuna ait konular olduğundan olsa gerek ki Allah Teâlâ bu konudaki “hudûd”a sıklıkla vurgu yapmaktadır.

Görüldüğü gibi hududullah ve bu sınırları aşma kelimeleri genellikle kul hakkına tecavüz manasında kullanılmıştır. Bu yaklaşım tarzı da Kuran’ın hayata ve insana bakış mantalitesine uygun düşmektedir.

Dinin temelinde Allah’ın emirlerini tazim ve Allah’ın yaratıklarına şefkat nazarıyla bakmak esas olduğundan beşerî münasebetlerde "kul hakkı" ayrı bir önem taşır. Çünkü insanların, zulüm adı verilen yanlışları, daha çok insan ilişkilerinde ortaya çıkmaktadır. Hukukun ortaya koyduğu esasların dinin ve ahlaki değerlerin ortaya vazettiği esaslarla teyid edilmesi hayatı daha anlamlı kılmaktadır. Fiziki hayatın metafizik duygu ve düşüncelerle beslenmesi insan ilişkilerine derinlik ve duygusallık kazandırmaktadır.

Fıtratına konulan din ve inanma istidadı gereği insan, Yaratıcı kudretle bir şekilde buluşmak durumundadır. Bu buluşmanın kulun iradesiyle ve gösterilen çerçevede olması, dini normların gündelik hayatımıza ve gönül dünyamıza sağladığı bir açılımdır.

“Hududullah”ı bilmek elbette önemli, ayette sadece bedevîlerin bilmekte zorlandığı bu sınırları bilmenin ötesinde hayat standardı hâline getirilmesi hayatı “takva” üzere yaşamak demektir.

İnsanoğlu “hududullah”ı da aşacak bir taşkınlık içinde olursa şaşkınlıktan kurtulamaz.

İlave bilgi için tıklayınız:

Hudud / hududullah kelimesinin Kur'an'da geçtiği yerleri ve ...

Dipnotlar:

1) el-Bakara, 2/187.
2) Buhârî, İman, 39; Büyû, 3; Müslim, Müsâkat, 107; Ebû Dâvud, Büyû, 1; Nesâî, Büyû, 3; İbn Mâce, Fiten, 14; İbn Hanbel, IV, 267.
3) bk. el-Bakara, 2/229.
4) bk. el-Bakara, 2/230.
5) bk. en-Nisâ, 4/13-14.
6) bk. el-Mücadele, 58/4.
7) el-Müminûn, 23/7.
8) et-Tevbe, 10/97.
9) et-Tevbe, 10/97.
10) el-Mâide, 5/2.
11) el-Hacc, 22/46.
12) Hasan Kâmil Yılmaz, Altınoluk Dergisi, 2005 – Ocak, Sayı: 227, Sayfa: 010.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun