Sakal bırakmanın ne gibi faydaları vardır ki, Müslümanların sakal bırakması isteniyor?

Tarih: 02.08.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Peygamberimiz (asm) niye bunu önerdi bize?..

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Peygamberimiz (a.s.m) kendisi bizzat sakal bıraktığı gibi, “Bıyıkları kısaltın, sakalı ise bırakın” mealindeki ifadeleriyle de sakalın bırakılmasını emretmiştir. Alimlerin bir kısmına göre, bu emir vücubu ifade eder ve dolayısıyla sakal bırakmak vaciptir. Diğer bir kısım alimlere göre ise, bu bir emr-i istihbabîdir / müstehap olmayı ifade eder, dolayısıyla sakal bırakmak vacip değil, sünnettir. Durum ne olursa olsun, sakal bırakmak için Efendimiz (asm)'in bu emri, bir mümin için yeterli bir gerekçedir.

Sakal bırakmak, aynı zamanda fıtrat kanununa/yaratılıştaki ilahî hikmetin uygun gördüğü prensibe tevfik-i hareket etmek demektir. Bilindiği üzere, kadınların, kızların hatta kız bebeklerin saçları uzun, Erkeklerin, erkek bebeklerin saçları kısadır. Bu demektir ki, ilahî hikmet kızlara, kadınlara uzun saçlı, erkeklerin saçlarının ise kısa olmalarını uygun görmüştür. Bunun gibi, erkekleri sakallı, kadınları ise sakalsız yaratmıştır. Demek ki, erkeklerin süsü ve ayırıcı bir özelliği de sakalıdır. Kadınların ki ise yüzlerinin tüysüz olmasındadır.

Hadiste, sakal fıtrattan sayılmıştır. Buradaki “fıtrat” sözcüğü, bir yandan peygamberlerin takip ettiği yol manasına geldiği gibi, bir yandan da yaratılış kanunu olarak algılanmaya müsait bir kelimedir. İşte sakal bırakmak, hem -başta Hz. Muhammed (asm) olarak- peygamberlerin yolunu takip etmek, hem de fıtrat / yaratılış prensiplerine uygun hareket etmek manasına gelir.

İster vacip ister sünnet diyelim; sakal bırakmak Hz. Peygamberi (asm) taklit etmek, ona benzemenin bir yoludur. Her mümin Hz. Muhammed (a.s.m)’i sever; onu malından da, canından da fazla sever ve sevmelidir. Seven sevdiğini taklit etmek ve ona benzemekle derin bir haz duyar ve büyük bir huzura kavuşur. Elbette bu taklit ve benzemenin ilk basamağı ve en önemli yansıması, onun manevî hayatına, kulluk hayatına, ahlakî hayatına uymakla gerçekleşir. Tâli derecede bir değere sahip de olsa sakal bırakmak gibi, fizikî, maddî hayatına benzemek de bir feyizden boş değildir.

Soruda işaret edildiği gibi, sakal aynı zamanda Müslümanların bir ayırıcı vasfı olarak da önemlidir. Gayri müslimlerde de sakal olmakla beraber, şekil itibariyle yine de –müminlerin sakalı- farklı bir simge konumundadır. Şüphesiz, fizikî benzeyiş, manevî benzeyişe göre çok aşağı bir derecedir.

Diğer taraftan, sakalın bazı dünyevi, tıbbi ve biyolojik faydalarından da bahsedilir, bunlardan bazıları şunlardır:

Sakal, yüz derisini güneş, rüzgâr ve dış etkenlere karşı kısmen koruyabilir. Bu sebeple cilt tahrişini azaltmaya yardımcı olabileceği söylenmiştir.

Boğaz ve yüz bölgesini soğuktan koruyarak dış etkenlere karşı doğal bir bariyer vazifesi görebilir.

Sakalın, toz ve bazı partiküllerin doğrudan cilde ulaşmasını azaltabileceği ifade edilmiştir.

Sürekli tıraşın sebep olduğu bazı cilt tahrişleri, kuruluklar ve batık problemleri sakal bırakıldığında azalabilir.

Bazı araştırmalarda sakalın, güneş ışınlarına karşı kısmî koruma sağlayabileceği ve cilt sağlığına katkıda bulunabileceği belirtilmiştir.

Ancak bunların bir kısmı hikmet ve fayda olarak değerlendirilebilir; dinî hükmün asıl sebebi sadece sağlık değildir. Çünkü ibadet ve sünnetlerin hikmetlerinin tamamını bilmek zorunda değiliz. Mümin için esas olan, Allah ve Resulünün tavsiyesine ittiba etmektir.

Özetle:

Sünnetlerin hem manevî hem de maddî birçok hikmeti ve faydası vardır. Müslüman, bu sünnetleri öncelikle Allah’ın Resulüne (asm) uymak ve Allah’ın rızasını kazanmak için yerine getirir. Böylece hem sevap ve manevî bereket elde eder, hem de bu sünnetlerde bulunan fıtrî, ahlâkî, sosyal ve sağlıkla ilgili hikmetlerden nasibini almış olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun