"Cennet nefse hoş gelmeyen şeylerle, cehennem de nefsin hoşlandığı şeylerle kuşatılmıştır." Bu hadiste ne anlatmaktadır; izah eder misiniz?

Tarih: 01.04.2006 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Dünya müminin zindanı, kâfirin de cennetidir hadisini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cenab-ı Hak, imtihan sırrı olarak her bir günaha nefis için bir lezzet koyduğu gibi, itaat ve ibadette dahi, nefse hoş gelmeyen sıkıntı ve zorluklar koymuştur. Ancak başlangıçtaki bu küçük sıkıntı ve meşakkatlerin ardından, ruh ve kalbi huzura kavuşturacak rahatlık vardır.(1)

Nefis, yaratılışı icabı günahlara koşarken, sıkıntılara sabretmeyi gerektiren ibadetlerden daima kaçar. Günahlar, yasaklar, başlangıçtaki lezzetlerine karşılık, sonradan maddi ve manevi ızdırap getirirken; iman, itaat ve ibadette başlangıçta çekilen küçük sıkıntılara karşılık, rahatlık ve huzura vesile olur. İşte bundan dolayıdır ki, günahlarda bulunan lezzetler “zehirli bal” olarak ifade edilmiştir.(2)

İşte, bahsini ettiğiniz hadis-i şerifte bu hususa işaret edilir:

Hadis alimlerinden İmam-ı Nevevi, bu kuşatılmayı bir perdeye benzetmektedir. Yani, cennete, onu kuşatan şeyler; ibadet, itaat, meşakkat, gayret, çalışma v.s. gibi nefsin hoşlanmadığı şeylerden meydana gelmiş olan bir perdeyi geçerek varılabilir. Aynı şekilde cehennem de nefsin hoşlandığı günahların lezzetleriyle, isyan ile içki ve kumar gibi günahlarla perdelenmiştir. Onların işlenerek yırtılmasıyla da cehenneme varılır.(3)

Bir hadis-i şerif:

Ebû Hüreyre (ra)den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:

« الدُّنْيَا سِجْنُ المُؤْمِنِ وجنَّةُ الكَافِرِ»

“Dünya müminin zindanı, kâfirin ise cennetidir.” (Müslim, Zühd, 1)

mealindeki hadis-i şerif bu hakikatin bir başka ifadesidir.

Dünyanın mümine zindan, kâfire cennet oluşu, ebedî olan âhiret hayatındaki hallerine kıyasladır. Çünkü Allah Teâlâ cennette müminler için o kadar büyük sevaplar ve kalıcı nimetler hazırlamıştır ki, bu dünyadaki en üstün nimetler ve en lüks yaşayış tarzları bile onunla kıyas edilemez. Kâfirler için âhirette hazırlanmış olan cezâ ve azâp o derece büyüktür ki, dünyanın en sıkıntılı hayatı bile onlar için âdeta bir cennet sayılır.

Bir başka açıdan bakıldığında, müminler bu dünyanın pek çok zevklerini, eğlencelerini, lezzetlerini ve şehvetlerini Allah tarafından haram kılınmış olduğu için terketmektedirler. Çünkü onlardaki Allah korkusu ve saygısı, bunları yapmalarına engel olur. Kâfirlerin ise böyle bir endişeleri yoktur. Onlar, hayatı bu dünyadan ibaret saydıkları ve Allah’ın emir ve yasaklarını dinlemedikleri için, esasen çok kısa olan bu geçici dünya hayatı onlar için bir cennet niteliği taşır. Oysa bu dünyadaki sorumsuz yaşayışları, âhiretteki cezâ ve azaplarını artırır.

Müminler için bu dünyanın zindan oluşu da derece derecedir. Allah’tan daha çok korkanlar için bu dünya sıkıcı bir hapishanedir. Çünkü onlar, Allah’ın yasak kıldığı her şeyden olabildiğince kaçınırlar. Dindarlıklarındaki hassasiyetleri az olanlar için ise daha rahat bir hapishane sayılabilir. Çünkü onlar, birinciler kadar ince eleyip sık dokumazlar. Tabii ki herkesin âhiret hayatındaki mükâfatı, dünyadaki yaşayışına göre olacaktır. Dolayısıyla âhiretteki mutlu hayatı gören müminler dünyada geçirdikleri hayatın bir hapis hayatı olduğunu, kâfirler ise dünyadaki hayatlarının cennet olduğunu anlayacaklardır.

Şurası da muhakkak ki, mümin için dünyanın zindan oluşu, cennetteki ebedi saadetine göre, kâfir için de dünyanın cennet oluşu, cehennemdeki ebedi azabına göredir.(4) Yoksa, mümin bu dünyada, akıl ve kalb cihetiyle, kâfirden çok daha lezzet almaktadır. Çünkü, inançsız kimselerin aklını sıkça zorlayan, "ebedi yok oluş" düşüncesi, onların dünya nimetlerinden aldığı lezzeti hiçe indirir.(5)

Mesnevi-i Nuriye'de şöyle buyrulur:

“Dünyanın lezzetleri, zevkleri ve zinetleri Halikımızı ve Mevlamızı bilmediğimiz takdirde cennet olsa bile cehennemdir.”(6)

“Seni intizar etmekte ve senin de sür'atle ona doğru gitmekte olduğun kabir, dünyanın zinetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabul etmez. Çünkü dünya ehlince güzel addedilen şey, orada çirkindir.”(7)

Onun için, nefsimize hoş gelen, fakat ruh ve kalbimizin hoşlanmadığı fâni güzelliklerin, peşinde olmamalıyız ki, Rabbimizin rızasına ve cennetine nail ve cehenneminden emin olalım.

Özetle:

- Mümin, dünyaya aşırı bağlanmaktan ve ona sevgi beslemekten uzak olmalıdır.

- Dünyada Allah’ın emir ve yasaklarına uygun yaşamak, âhirette ebedî mutluluğa ulaşmayı sağlar.

- Kâfirlere özenerek dünyanın geçici zevk ve eğlencelerine dalmak, insanın ebedî hayatını perişan eder.(8)

Kaynaklar:

1. Soruda geçen hadisi şerif Tirmizi, Cennet, 31.' de geçmektedir.
2. Meyve Risalesi, s. 25; Mesnevi-i Nuriye, s. 118.
3. bk. age.
4. Tirmizi Zuhd, 56.
5. Lem'alar. s. 201.
6. Mesnevi-i Nuriye s, 98.
7. bk. age. s, 118.
8. bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., Hadis No: 471.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun