"Namazı dosdoğru kılın." âyeti Kur'an'ın birçok yerinde geçiyor. Namazı dosdoğru kılmak ne demek, neden bu kadar bunun üzerinde durulmuştur?

Tarih: 07.07.2006 - 09:23 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Ve namazı kılarlar." (Bakara, 2/3)

Yani belli olan namazı dosdoğru kılarlar ve devam ettirirler. Kur'ân'da namaz hakkında "yüsallûne", veya "sallû" fiillerinden çok buyurulması dikkate değer bir husustur. Elbette, "namazı ikame ederler" demekte, "namazı kılarlar" demekten fazla bir anlam vardır ki bu, en az "doğru dürüst" yani "namazın şartlarına uymak, Allah'a boyun eğmek ve tevazu göstermek suretiyle güzelce kılmak ve hatta kıldırmak" mânâlarını ifade eder. Ve bunun için namazda ta'dil-i erkan (namazı erkanına uyarak kılmak) vacip olduğu gibi, özellikle namaz için iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak, namazın gereklerini tamamlamak için gayret sarfetmek de dinin lüzumlu gördüğü hususlardandır.

Ana-babanın çocuklarına namaz terbiyesi; din kardeşlerin birbirlerine tavsiye ve hatırlatması; amirlerin engelleri ortadan kaldırma ve imkânları tamamlama suretiyle beğendirmesi ve teşvik etmesi; cuma namazına ve cemaatle namaz kılmaya dikkat ve devam etmesi de bu cümledendir.

Ki onlar namazlarında huşû içindedirler. Huşûu, bazıları korku, çekingenlik gibi kalp fiillerinden olmak üzere tarif etmiş; bazıları da sükûnet içinde olmak ve sallanmayı terk etmek gibi organlara ait fiillerden göstermiştir. Doğrusu huşu, aslı kalpte, tezahürü bedende olmak üzere ikisini de içinde bulundurur. Kalbe ait tarafı, Rabbin azamet ve celâli karşısında kendi küçüklüğünü göstererek nefsi, Hakk'ın emrine baş eğdirip söz dinlettirecek ve edeb ve (azimden başka bir şeye yönelmeyecek şekilde kalbin son derece bir saygı hissi duymasıdır.

Dış görünüşle ilgili yönü de, vücut urganlarında bu duygunun belirlenmesiyle bîr sakinlik ve sükûnet meydana gelmesi, gözlerinin önüne, secde yerine bakıp, sağa sola, şuna buna iltifat etmemesidir. Bundan dolayı, "huşû"un aslı namazın şartlarından olan niyetin samimiliği ile; tezahürleri de namazın adâb ve diğer tamamlayıcıları İle ilgilidir. Hasen'den ve İbnü Sîrin'den rivayet olunduğuna göre Resulullah ve ashabı namazda güzlerini gökyüzüne kaldırırlardı, bu âyetin inmesi üzerine önlerine eğdiler ve ihtisar'ı terk eltiler.(1) Buhari ve Müslim'de Hz. Aişe (r.anha) den de rivayet olunur ki:

"Resulullah'a namazda iltifat (yüzünü çevirip bakma) hakkında sordum, buyurdu ki:

"O bir çalmadır ki, şeytan onu kulun namazından çalar, kaçar."(2)

Hakim Tirmizî'nin, Kasım b. Muhammed yoluyla Esma binli Ebî Bekir'den Hz. Aişe'nin annesi Ümmü Ruman'dan rivayet ettiği bir hadiste, muhterem Ümmü Ruman (r.anha) demiştir ki;

"Namazımda sallanıyordum. Ebû Bekir (r.a) gördü, beni öyle bir azarladı ki, az daha namazdan çıkacaktım. Sonra da dedi ki:

'Resulullah'ı dinledim, şöyle buyuruyordu:

Herhangi biriniz namaza durduğunda her tarafı sakin olsun, Yahudiler gibi sallanmasın. Zira namazda azaların sükûneti namazın tamamındandır."(3)

Dipnotlar: 

(1) İhtisar; Elleri böğürlere koymaktır. (Müellif)
(2) Buharî, Ezan, 93; Ebu Davud, Salât, 161; Tirmizî, Cumua, 59; Nesaî, Sehv, 10.
(3) Alusî, Tefsir, XVIII/3.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun