Naaşını meleklerin yıkadığı sahabi kimdir?

Naaşını meleklerin yıkadığı sahabi kimdir?
Tarih: 24.12.2020 - 10:17 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir sahabinin cünüpken şehit olduğunu ve naaşını meleklerin yıkadığını duydum doğru mu?
- Olayın aslı nedir, nasıl olmuştur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu sahabinin adı, Hanzale b. Ebi Amir Amr b. Sayfî el-Ensârî el-Evsîdir, Gasîlü’l-melaike (meleklerin yıkadığı kimse) lakabıyla bilinir.

Hz. Hanzale’nin Hz. Peygamber (asm) Efendimizin Medine’ye hicretinden sonra Müslüman olduğu tahmin edilmektedir. Uhud Gazvesi’nden bir gün önce Übey b. Selûl’ün Müslüman olan kızı Cemîle ile evlendi. Resûl-i Ekrem’in Mekkeli müşriklerle savaşmak için Uhud’a gittiğini duyunca, boy abdesti almaya fırsat bulamadan İslam ordusuna katıldı.

Savaşta müşrik ordusunun kumandanı Ebu Süfyan ile karşılaştı ve onu atından yere düşürdü. Ebu Süfyan’ın yardım istemesi üzerine İbn Şeûb diye bilinen Şeddâd b. Esved, Hanzale’yi mızrağı ile şehid etti.

Uhud Savaşı’nı Bedir’in intikamını almak için gerçekleştiren Ebu Süfyan, Hanzale’nin öldürülmesini Bedir’de öldürülen oğlu Hanzale’ye karşılık olarak kabul etti.

Müşrikler intikam duygusu ile şehidlerin organlarını kesmeye başlayınca, müşrik ordusunu destekleyen Ebu Amir er-Rahib oğlu Hanzale’nin cesedine eziyet edilmesine engel oldu.

Hz. Hanzale’nin naaşını meleklerin yıkadığını Hz. Peygamber (asm)’den öğrenen Müslümanlar, ona boy abdesti alamadan şehid düştüğü için “gasîlü’l-melâike” (meleklerin yıkadığı kimse) lakabını verdiler.

Bazı kaynaklarda, Hanzale’nin İslam düşmanı babasını öldürmek için Hz. Peygamber (asm)’den izin istediği, fakat Resûlullah’ın buna müsaade etmediği kaydedilmektedir. (bk. İbnü’l-Cevzî, 1/608)

Not:

Fakihlerin çoğunluğuna göre cünüp iken yahut hayız veya nifas halinde şehid olanlar da yıkanmaz. Ebu Hanîfe, Hanbelîler, Şâfiî ve Mâlikîlerden bazı fakihler, Uhud şehidlerinden Hanzale b. Ebû Âmir’in o esnada cünüp olduğu için melekler tarafından yıkandığına dair rivayete dayanarak, bu durumlarda şehid düşen kimsenin yıkanacağına hükmetmiştir.

Kaynaklar:

İbn İshak, es-Sîre, s. 312;
Vâkıdî, el-Meġāzî, I, 273-274;
İbn Hişâm, es-Sîre2, III, 75, 123;
İbn Sa‘d, et-Tabakāt, II, 43; V, 66, 81;
Taberî, Târîh (Ebü’l-Fazl), II, 521-522;
İbn Hibbân, es-Sikat, I, 228;
Hâkim, el-Müstedrek, III, 204;
Beyhakī, Delâʾilü’n-nübüvve (nşr. Abdülmu‘tî Kal‘acî), Beyrut 1405/1985, III, 214, 246, 278, 282;
İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-safve, I, 608-610;
İbn Kesîr, el-Bidâye, IV, 21; İbn Hacer, el-İsâbe, I, 360-361;
Süyûtî, el-Hasâʾisü’l-kübrâ (nşr. M. Halîl Herrâs), Kahire 1387/1967, I, 538-539;
Şâmî, Sübülü’l-hüdâ, IV, 314-315;
Diyarbekrî, Târîhu’l-hamîs, I, 445;
Ahmed eş-Şerebâsî, Yesʾelûneke fi’d-dîn ve’l-hayât, Beyrut 1980, II, 462-464.

(bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Hanzale md.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun