Mukim seferiye uyduğunda, kıraatsız mı tamamlar?

Soru Detayı

- Hanefi mezhebinde mukim biri, seferi birine örneğin 4 rekatlı bir namazda uyduğunda, kalan 2 rekatını kendisi kıratsız bir şekilde tamamlar, tamam burası.
- Pekala eğer bu mukim 1. veya 2. rekatı kaçırıp seferi imama uyduysa, o zaman tek başına kılacağı rekatların -örneğin 1. rekat kaçırdıysa- birincisini kıraatli, kalan ikisini kıraatsiz bir şekilde mi yapar, nasıl yapmalı?
- İkinci sorum da neden böyle bir hüküm var?
- Mukim zat kendi fazla 2 rekatını da kıraatli yapsa hükmü nedir mekruh mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Seferî imam iki rekatı kıldıktan sonra selam verince, mukim cemaat kalkar ve kıraat yapmaksızın namazını tamamlar. Seferî bir imama uyan mukim bir kimse, kendisinin tamamladığı kısımlarda lâhik gibidir.

Çünkü lâhik, imamın arkasında namaz kılıyor hükmündedir.

Bir kimse imama birinci rekata yetişemezse, yetişemediği rekatlar bakımından mesbûk olur.

Mesbûkun hükmü, kaçırdığı yani imamla birlikte kılamadığı rekatları kazaya başladıktan sonra, tek başına namaz kılan kimse gibidir.

Sübhâneke'yi okur, kıraat için eûzü besmele çeker ve okumaya başlar.

Çünkü bu kimse kıraat bakımından namazın baş tarafını kaza etmektedir. Bu durumda eğer kıraati terk ederse namazı fasid olur. (bk. Diyanet İslam İlmihali, Namaz, Mesbûk)

İkinci sorunun cevabına gelince;

Daha önce seferî imam iki rekatı kıldıktan sonra selam verince, mukim cemaat kalkar ve kıraat yapmaksızın namazını tamamlar.

Çünkü seferî bir imama uyan mukim bir kimse de kendisinin tamamladığı kısımlarda, lâhik gibidir. Çünkü lâhik, imamın arkasında namaz kılıyor hükmündedir demiştik. Yani mukim kendi fazla iki rekatını imamın arkasında kılıyor gibidir. Bu nedenle herhangi bir kıraatte bulunmaz.

İmama mutabaat, yani uymak gerekir. Kıraatte bulunması mutabaatı terk etmek anlamına geldiği için mekruhtur. İmam cemaate öncülük etmektedir.

Bunun için imamın okuması, cemaatin de okuması demektir.

Konuda geçen bazı terimleri buraya alıyoruz;

Mukim: Vatanında veya vatanı sayılan bir yerde on beş günden fazla kalan kimse.

Seferî: Ortalama 90 (doksan) km. bir mesafeyi veya daha fazlasını giden seferi (müsafir) sayılır. Ya da 3 (üç) gün yolculuk yapmak kişiyi seferi yapar.

Lâhik: Namaza imam ile beraber başladığı halde kendisine gaflet, uyku veya cemaatin çokluğundan dolayı bir zahmet arız olup veya abdesti bozan bir durum ile karşılaşıp da namazın tamamını veya bir kısmını imam ile kılamayan kimse. Lâhik, imamla birlikte kılamadığı kısım için, imama uyan kimse gibidir. Bu yüzden kaçırdığı rekatları kaza ederken, Kur'an-ı Kerim okumaz ve kendi başına kıldığı rekatlardaki yanılmasından dolayı "sehiv secdesi" yapması gerekmez.

Mesbuk: İmama birinci rekatın rükûundan sonra, imam selâm verinceye kadar, arada uyan kimse.

Mutabaat: Uyma, tabi olma.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
1.279 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun