Mayalanan her şey haram mıdır?

Tarih: 18.12.2020 - 11:13 | Güncelleme:

Soru Detayı

İhtimar [mayalanarak alkol teşekkül] etmiş her içki haramdır. [Ebu Davud]
Bu söz hadis midir, hadis ise tamamı nasıldır, hadiste anlatılmak istenen nedir?
Mayalanan her şey haram mıdır? Buna göre boza veya kefir gibi mayalanmış yiyecekler de mi haramdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hayır mayalanan her şey haram değildir, eğer mayalanan her şey haram olsaydı, o zaman ekmek yememiz de haram olurdu.

Mayalanan şeyin çoğu içildiğinde veya yenildiğinde sarhoş ediyorsa, o zaman azı da çoğu da haram olur. Bu sebeple, örneğin biranın çoğu sarhoş ettiğinden, azı da haramdır, içilmesi caiz yoktur.

Boza ve kefir gibi yiyecekler ise haram değildir. Ancak boza veya kefir gibi yiyeceklerin ölçüsü kaçırılır, fazla ekşitilerek sarhoş edici hale getirilir, bira durumuna sokulursa, o zaman kefirin de bozanın da bira hükmünü alacağında şüphe yoktur. 

İlgili hadis ve meali şöyledir:

كُلُّ مُخَمِّرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ وَمَنْ شَرِبَ مُسْكِرًا بُخِسَتْ صَلاَتُهُ أَرْبَعِينَ صَبَاحًا فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ فَإِنْ عَادَ الرَّابِعَةَ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يَسْقِيَهُ مِنْ طِينَةِ الْخَبَالِ ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ وَمَا طِينَةُ الْخَبَالِ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ صَدِيدُ أَهْلِ النَّارِ وَمَنْ سَقَاهُ صَغِيرًا لاَ يَعْرِفُ حَلاَلَهُ مِنْ حَرَامِهِ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يَسْقِيَهُ مِنْ طِينَةِ الْخَبَالِ

"Her sarhoşluk veren şey şaraptır ve (dolayışıyla) her sarhoşluk veren şey haramdır. Her kim sarhoşluk veren bir şeyi içerse kırk sabah (onun) namazı(nın sevabı) azalır. Eğer tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder. Eğer dördüncüde (tekrar içkiye) dönerse Allah'ın ona tînetü'l-hıbâl (denilen irinler)den içirmesini Allah katında hak etmiş olur."

(Orada bulunanlardan biri tarafından): Ey Allah'ın Resulü; "tînetü'l-hıbâl" nedir? diye soruldu.

(Hz. Peygamber (asm) de) şöyle cevapladı:

"Cehennem ehlinin irin(ler)idir. Sarhoşluk veren bir şeyi, haramını helalini bilmeyen küçük bir çocuğa içiren kimse de (yine) Allah katında Allah'ın ona cehennem ehlinin irinlerinden içirmesini hak etmiş olur” (Ebu Davud, Eşribe, 5; ayrıca bk. Müslim, Eşribe 74, 75; Tirmizî, Eşribe 1; İbn Mace, Eşribe 9; Nesâî, Eşribe 45, 49)

İslam, sarhoş eden keyif verici içeceklerin bu amaçla üretim, satım ve içimini kesin bir dille yasaklamıştır. (Maide 5/90-91; Müslim, Müsakat, 67)

Hz. Peygamber (asm) çok miktarı sarhoşluk veren maddelerin azının da haram olduğunu bildirmiştir. (Buhari, Vudu, 71; Müslim, Eşribe, 7; Ebû Davud, Eşribe, 5: Tirmizî, Eşribe, 3)

Bu hükümler, sarhoşluk vermesi için özel olarak ve belli usullerle üretilen içeceklerle ilgilidir. Bu yolla üretilen alkollü içeceğin tedavide kullanılması da ancak meşru bir alternatifin olmaması halinde zarureten; mecburi ve zorunlu olarak caizdir.

Dinî literatürde “hamr” olarak bilinen bu özellikteki içecekler dışında, bazı meyve ve gıdalarda kendiliğinden oluşan alkol, farklı değerlendirilmelidir. Nitekim meyvelerin bünyesinde doğal olarak (binde bir-binde beş) arasında alkol bulunabilmekte; ekmek dahil birçok fermente (mayalanmış) ürünün üretim süreçleri sonunda az miktarlarda alkol ortaya çıkabilmektedir. Hal böyleyken içinde kendiliğinden alkol oluşan bu tür ürünlerin tüketilmesi haram olmaz. Aksi halde bileşeninde belli oranlarda alkol bulunuyor gerekçesiyle birçok meyvenin ve ürünün de yenmemesi gerekirdi.

Şu halde:

1. Sarhoşluk vermesi amacıyla üretilen içkilerin azını da çoğunu da içmek ve bunları gıda maddelerine katmak haramdır.

2. Gıda maddelerinin helalliğinin tespitinde gıda sağlığı ve güvenliği ilkelerine riayet de dinî bir gerekliliktir.

Bu Hadis-i şerifte, içki içen bir kimsenin kırk gün sabah namazlarının ya da bu kırk gün içinde kılmış olduğu tüm namazlarının sevabından mahrum kalacağı ifade edilmektedir. Ancak bu ifadede onun bu ibadetlerden sorumlu olacağına dair bir mana bulunmadığından ulema, bu kimsenin bu süre içerisinde kıldığı namazların sevabından mahrum kalmakla birlikte onların sorumluluğundan kurtulmuş olacağını söylemişlerdir.

Hadis metninde geçen "kırk sabah" sözü, mecazen kırk gün anlamında kullanılmış olabileceği gibi hakiki manasında da kullanılmış olabilir. Çünkü sabah namazı namazların en faziletlisi olduğundan kırk gün sabah namazının sevabından mahrum kalan bir kimse onun sorumluluğundan kurtulmuş da olsa çok büyük bir mahrumiyete duçar olmuş demektir.

Burada içki içen bir kimsenin uğradığı zararı ifade için özellikle onun namazından örnek verilmesinin sebebi üzerinde bazı görüşler ileri sürülmüştür. Bunlardan birkaçı şunlardır:

a) Çünkü içkinin haram kılınmasının en önemli sebeplerinden birisi insanı namazdan alıkoymasıdır.

b) İçki bütün kötülüklerin anası (Nesai, Eşribe 44) olmasına karşılık, namazın da bütün ibadetlerin anası olması ve insanı bütün kötülüklerden alıkoyması (Ankebut, 29/45) sebebiyle içkinin zararı anlatılırken namazdan örnek verilmiştir.

c) Namaz bedenî ibadetlerin en faziletlisi olduğu için namazdan örnek verilmiş ve içkinin namaz gibi en önemli bir ibadetin sevabını bile götürdüğü haber verilmek suretiyle diğer ibadetlerin sevabından hiçbir şeyi bırakmayabileceğine dikkat çekilmek istenmiştir. (Mübarekfûrî, Tuhfet, ilgili hadisin şerhi)

Münavî'ye göre; içki sebebiyle yapılan ibadetlerin sevabının kaybolmasının kırk gün devam etmesindeki hikmet, içilen bir içkinin tesirinin vücutta kırk gün kalmasıyla ilgilidir.

Bezlü'l-Machud yazarının açıklamasına göre, hadiste geçen "Sarhoşluk veren bir şeyi küçük bir çocuğa içiren" anlamındaki cümle; küçük bir çocuğa ipek giydirmenin haram olduğunu söyleyen İmam Ebu Hanife'nin lehine, çocuğa ipekli elbise giydirmenin caiz olduğunu söyleyen İmam Şafiî'nin de aleyhine delildir. (Seharenfurî, ilgili hadisin şerhi)

Buna göre:

- Alkol ve uyuşturucu kullananlar kırk gün ibadetlerinin sevaplarından mahrum kalırlar.

- Tövbe ile büyük günahlar da affedilir.

- İçkiye dört defa tövbe ettikten sonra tövbesini bozan kişi cehennemlik olur. Çünkü bu kimse artık samimi bir şekilde tövbe etmeyecek demektir. Dört defa tövbesini bozan kimseler, genellikle tövbesinde durabilecek iradeden mahrum kimselerdir.

Bununla beraber, Allah'ın, yetmiş defa tövbesini bozup da yine tövbekar olmayı başaran bir kimsenin tövbesini kabul etmesi umulur. Allah’ın rahmeti sonsuzdur, kulun günahı ise sonludur. Sonsuz rahmete girenin sonlu günahları inşallah tamamen yok olup tertemiz olur.

İlave bilgi için tıklayınız:

Kefir ve bozanın caiz veya caiz olmadığına dair bilgi verir misiniz ...

Gazozda (gazlı içeceklerde) bulunan alkol ve alkol üreten besinler ...

İçki ya da haram olan şey yenilince / içilince gerçekten kırk gün dini ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun