Maide Suresi 97. Ayette geçen "Hac kurbanını ve (kurbanın boynuna asılan) gerdanlıkları, insanların belini doğrultmaya sebep kıldı." ifadesi ne anlama geliyor?

Tarih: 22.05.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda “insanların belini doğrultmaya sebep kıldı” diye meali verilen ifadenin Arapça aslı “Kıyamen li’n-nas” şeklindedir. Buradaki anahtar kelime “Kıyam”dır. Kıyam, ayakları üzerinde durmak demektir. Fakat, bu kelime aynı zamanda dinçlik, zindelik, herhangi bir şeyin düzeltilmesi, bir durumun dizayn edilip düzene sokulması, yararlı hale getirilmesi anlamında da kullanılır.(bk. Razî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

“Allah Kâbe’yi, o hürmete layık evi/mâbedi din ve dünya hayatları için yararlı bir nizam vesilesi kılmıştır; o hürmetli ay’ı da, Kâbe’ye gönderilen gerdanlıksız veya gerdanlıklı kurbanlıkları da...” ayetinde bu kelime, düzeltme, düzene koyma, yararlı hale getirme anlamında kullanılmıştır (a.g.y.). Bunu özetle “yararlı bir nizam/bir düzenleme” olarak değerlendirebiliriz.

Aslında, “kıyamen” vasfı, Kâbe’nin varlığına yönelik olarak kullanılmıştır. Ayette, bu kelimenin “o hürmete layık ev/mâbed” mealindeki sözcükten sonra kullanılması bunu göstermektedir. Ardından zikredilen “hürmetli ay, Kâbe’ye gönderilen gerdanlıksız veya gerdanlıklı kurbanlıklar” ise, Kâbe’nin yararlı yönlerinden birer örnek olarak zikredilmiştir. Çünkü, onların hepsi Kâbe’nin varlığı sayesinde bir değer ifade etmişlerdir.

Ayette yer alan “Nas” kelimesinden maksadı, önce ilk muhatap olan Arapları anlamak mümkündür. Çünkü, Kâbe’nin varlığından maddî-manevî değer kazananların ilki onlardır. Kur’an’da, Kureyş suresinde de işaret edildiği üzere, Kureyşliler, Kâbe sayesinde diğer insanlardan farklı bir statü kazanmış, her tarafta saygı görmüş, iktisadî konumlarını düzeltmiş, güvenli bir ortama kavuşmuşlardır. Bu ayette de onların bu konumlarına işaret edilmiştir. Diğer insanlar ise, ikinci derecede ayetin muhataplarıdır. Çünkü, bu gün dünyanın her tarafından hacca gidenler, kültürel, ekonomik, sosyal alanlarda yararlı bazı şeyler kazanıyorlar.  Bu, işin maddî faydaları açısındandır. Bir de -Kâbe’nin varlığı sayesinde- bütün insanların manevî açıdan, dinî hayatlarını düzeltmeleri, dünyevî hayatlarını din endeksli bir rotaya koymak suretiyle huzurlu bir nizama girmeleri söz konusudur.(krş. A.g.y).

İşte bu ayet, diğer ayetlerle ilgisi de düşünüldüğünde, bize şunları açıklıyor:

“Allah Kâbe'yi insanların ayakta durmalarına vesile kıldı. Halk bununla tutunur kalkınır, din ve dünyaları bununla ayaktadır. Dünya ve ahiretlerinde kalkınmalarının sebebidir, korkanlar buraya sığınır, zayıflar burada eminlik bulur. Hacılar ve ziyaretçiler buraya gelir, namaz kılanlar buraya döner. "Nerede olursanız olun, Allah hepinizi bir araya toplayacaktır." (Bakara, 2/148) âyetinin sırrı bununla açık olur. Haccın yerine getirildiği haram ayı, kurbanlığı ve gerdanlıkları da böyle yaptı, bütün bunları insanların maddî, mânevî hayatlarının kalkınma vesilesi kıldı. Allah'ın bunları böyle yapması şunu bilmeniz içindir, ki hiç şüphesiz ki Allah göklerde her ne var ve yerde her ne varsa hepsini bilir. Ve hiç şüphe yok ki Allah her şeyi tamamıyla bilir. Ve bu ibadetlerin vukuundan önce zararları defeden ve gerekli menfaatleri celbeden hükümlerin konması, insan hayatının böyle birtakım açık ve kapalı hikmetleri içine alan gizli hükümler ve intizamlı düzenle ayakta durması, Allah Teâlâ'nın hikmetine ve noksansız ilmine delildir. Şu halde bunu kısaca bilesiniz ve bunların açık hikmeti sizin eksik ilim ve kısa aklınızla kavranılabilmekten çok yüksek olduğunu anlayasınız da bu ibadetlerin, bu haram ve helal etmelerin gizli hikmetlerini ve sırlarını Allah'ın ilmine bırakıp, gerekleriyle amel edesiniz.” (bk. Elmalılı, Hak Dini, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun