Maddi gelirin az olması evliliğe engel görülebilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"İçinizden bekârları, köle ve cariyelerinizden sâlih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler Allah onları evlilik sayesinde zengin kılar." (Nûr, 24/32).

Siz hür müminlerden hür kadın ve erkek bekarları ve kölelerinizden, halayık ve cariyelerinizden iyileri özel ve genel velayetiniz sebebiyle evlendiriniz, nikahlarına müsaade ve yardımcı olunuz ki ihmal yüzünden fenalığa düşmesinler. Çünkü nikah insan cinsinin devamının tutanağı olduğundan, bizzat gaye olduğu gibi toplumu bozucu ve nesli yok edici sefahatten koruyan bir hayırdır, bir güzellik ve iyiliktir. Bundan dolayı kolaylaştırmak ve çoğaltmak da önemli bir hayır ve emir sahiplerine önemli bir görevdir.

Görülüyor ki burada köle ve cariyeler bölümünde "salah" yani iyilik kaydı konulmuş, hürler bölümünde konulmamıştır. Çünkü Müslümanlara yakışan ve aslolan iyiliktir. Ve burada "salah"ın mânâsı, ahlâkî iyilik ile beraber nikaha ve nikah hukukuna kabiliyettir.

Bu hususta ilk önce malî kudreti ileri sürmek isteyenlere karşı buyuruluyor ki eğer fakir iseler Allah, onları kendi lütfu ile zenginleştirir. Bundan dolayı iki taraftan biri yalnız fakirliği bahane ederek vazgeçmesin, Allah'ın fazlından ümidini kesmesin, nikah ile bekarlıktaki ihtiyaçların önemli kısmından kurtulunmuş olur. Ve Allah'ın (lütfu) geniştir, keremi çok, kudreti geniş bir ganîdir. Dilediğine ümit edilmedik yerden lütuf ve cömertliği ile geniş rızık verir. Fakat mecburî değil, dilerse verir. Alîm'dir; kimine çok, kimine az verdiğinin hikmetini de bilir.

Allah Teala genç ve hür erkekleri evlendirmeyi emrederek şöyle bu­yurmaktadır:

"Ey müminler, aranızdaki hür erkek ve kadınlardan bekarları evlendirin. Köle ve cariyelerinizden salih olanları da. Şayet evlendireceği­niz bu bekarlar fakir iseler şüphesiz Allah (ccj onları fazlından zengin eder. Onların fakirlikleri evlendirmeniz için bir mani teşkil etmesin. Allah Teala çok cömert ve fazlı geniştir. Kullarından dilediğine bol rızık verir İnsanların hiçbir hali O'ndan gizli değildir."

Allah Teala, maddî ve içtimai sebeblerle evlenme imkânı bulomayan gençlere, fazlından zengin kılıncaya kadar, fuhuştan ve Allah (cc)'ın ha­ram kıldığı şeylerden uzak kalmalarını emretmektedir. Zira kul, Allah'ın (c.c.) yasaklarından sakındığı takdirde Allah Teala onlara sıkıntılarından bir çıkış yolu verir. Zira Allah Teala: «Kim Allah'dan korkarsa O, kendisine (her) işinde bir kolaylık verir.» (Talak, 65/4) buyurmaktadır.

Allah Teala, efendilere, kölelikten kurtulmayı isteyen kölelerle müka­tebe yapmayı ve onların hürriyetleri karşılığı verecekleri malın da kabul edilmesini emretmektedir. Cariyelerin de efendileri tarafından cahiliye devrinde olduğu gibi para kazanmak için fuhşa zorlanmalarını yasakla­maktadır. Haddi tecavüz ederek cariyelerini fuhşa zorlayanlar için elim bir azab hazırladığını ve zinaya zorlananların günahlarını bağışlayacağını be­yan etmektedir.

Allah Teala kullarına doğru yolda yürümeleri için açık açık âyetler, tafsilatlı hükümler ve hadler beyan etmiştir. Kulların hayır ve saadetleri bu âyetlerin gösterdiği hüküm ve hududlara bağlılıklarındadır. İbret alın­ması için geçmiş ümmetlerden de birçok misaller yermiştir. Takva sahiblerl için de öğütler indirilmiştir.

Evet toplumda evlenmemiş tek bir insan kalmayacak. Bir kadının ve bir erkeğin mutlaka eşe sahip olması gerekecek. Bu olursa toplum içinde temiz bir hayat yaşanır, bu olursa toplum içinde Allah’ın istediği mahremiyet de korunur, bu olursa zinasızlık da gerçekleşir, bu olursa iffetler ve namuslar da korunmuş olur. Eğer toplum içinde evlenme sağlanamazsa, kesinlikle erkeğin de kadının da hayasını korumak mümkün değildir. Eğer toplum içinde evlenmemiş bir erkek, bir kadın kalmayacak biçimde bir nikâh uygulamasını gerçekleştiremezsek kadını da erkeği de temiz bir ortama çekmemiz mümkün olmayacaktır. Erkek ve kadın olarak bir insanın fıtrî, cinsel ihtiyacı helâl yoldan karşılanacak, doyuma ulaştırılacak ki onun kendisinden istenen sorumlulukları yerine getirmesi söz konusu olsun.

Öyle değil mi? Meselâ fıtraten yemek zorunda olan bir adamın önüne helâl olan hiçbir rızık koymasak, sonra da desek ki tüm rızıklar yasaktır. Ne yapar bu adam? Eh yemek insanın fıtrî bir ihtiyacıdır. Yaşamak için yemek zorundadır. Adamın karşısında helâl yiyecekler olmalı ki şunları, şunları yiyebilirsin, ama şunlar yasaktır denmeli ki adam buna riâyet edebilsin.

İşte aynen bunun gibi insanın fıtrî bir ihtiyacı vardır ki o da cinsel ihtiyaçtır. İnsan midesini helâl rızıkla, kafasını, kalbini Allah bilgisiyle doyurmak zorunda olduğu gibi cinsi organını da, cinsiyetini de helâl olarak doyurmak zorundadır. İşte bakın Allah öyle buyuruyor:

Ey Müslümanlar, sizden, içinizden evli olmayanları, bekârları, dulları, kocasızları, kadınsızları, yâni nikâha ihtiyacı olanları mutlaka nikâhlandırın, evlendirin. Hiç evlenmemiş kızlarınızı, oğlanlarınızı, boşanmış dul kadınlarınızı, boşanmış dul erkeklerinizi, ihtiyar erkeklerinizi, ihtiyar kadınlarınızı yâni ölümlerine kadar nikâha ihtiyacı olan herkesi evlendirin.

Evet bu hitap Müslüman bireye, Müslüman babaya, anaya, Müslüman topluma, yâni hepimizedir. Öyleyse Rabbimizin bu emri gereği buluğ çağına gelip de evlenmeyi bekleyen kızlarımızı, oğullarımızı hemen evlendireceğiz. Boşanmış, ya da eşleri ölmüş kadın ve erkek kardeşlerimizi hemen evlendireceğiz. Tabii iddetleri biter bitmez. Kocası ölmüş ve ya boşanmış bir kadın iddeti biter bitmez hemen süslenme hakkına ve evlenme hakkına sahiptir. İster genç yaşta olsun, ister orta yaşta olsun, isterse ihtiyar olsun fark etmeyecektir. Ayrıca:

Kölelerinizden ve câriyelerinizden sâlih olanları, samimi Müslüman olanları da evlendirin. Sâlih olan ve evlendikleri zaman eşlerine karşı sorumluluklarını yerine getirebileceklerine güvendiklerinizi de evlendirin. Yâni onlar içinden bir başkasının hayatını mahvetmeyeceklerine güvendiklerinizi evlendirin.

Evet, hür olan erkek ve kadınlarınızı evlendirmeye teşvik etmemizi isterken, Rabbimiz sâlih olan câriye ve kölelerimizi de evlendirmemizi emrediyor. Ve yine dikkat ederseniz hür olan kimseler hakkında kullanılmayan sâlih kavramı köleler ve câriyeler hakkında kullanılıyor. Evet kölenin de câriyenin de evlenmeye hakkı vardır. Onun da cinsel ihtiyacı vardır.

Evet, Müslümanlara yapılan bu emir bir tavsiye niteliğindedir ve toplum içinde hiçbir kimse bekâr kalmayacak biçimde Müslümanlar bu sorumluluklarını yerine getirmek zorundadırlar. Toplumun düzelmesi, toplumun temizlenmesi için, toplumun iffetli ve hayalı bir toplum olabilmesi için tüm Müslümanların buna riâyet etmeleri gerekmektedir. Ya Müslümanlar bu görevlerini yerine getirerek, tertemiz bir toplum oluşturarak, namus ve iffetlerini koruyarak sonunda cennete doğru giderler, ya da bu sorumluluklarından kaçarlar, evlenemeyenlere yardımcı olmazlar, bunun sonucu olarak da toplumda nikâh dışı gayrimeşru ilişkiler yayılır ve kirli bir toplum oluşur, Allah’ın gazabı o toplum üzerine olursa işimiz biter Allah korusun. Bu iş için şu materyalist toplum içinde en büyük dert ekonomik derttir...

Birinci olarak kimi bekâr kadınlar, ister kız olsun isterse dul olsun, kimi kadınlar, kimi erkekler şöyle düşünüyorlar: Efendim, benim param var, pulum var, imkânlarım var, çevrem var. Benim bu durumda evlenmeye hiç de ihtiyacım yoktur derler. Meseleye sadece ekonomik güç noktasından bakarlar.

Kimi kadınlar ve erkekler de bunun tamamen aksine, benim hiç bir şeyim yok. Ne param var, ne pulum var, ne imkânım var. Bu durumda evlilik kim ben kim? Ben nasıl evleneyim?

Meselenin bir üçüncü boyutu da diğer Müslümanların tutumudur. Yahu benim ne gücüm var ki bu Müslümanları evlendireyim? Etim ne budum ne ki, bu iki garibanı evlendirmeye el atayım? Bir şeyler harcasam kendim aç kalacağım, diyerek bu işe yardımcı olmaktan kaçıyorlar. Bir taraftan kendilerine yapacakları harcamaları çoğaltıyorlar.

Meselâ, çocuklarını evlendirirlerken çok büyük harcamalar yaparak, çok pahalı düğünler yaparak hakları olmadığı halde toplumda sosyal ahlâkı, ekonomik dengeleri altüst ediyorlar, evlenmeleri, düğünleri zorlaştırıyorlar.

İşte bu üç şekilde bir toplum içinde ekonomik sebeplerle evlenmenin, nikâhın engellenmesi toplumun en büyük belâlarından birisidir. Çünkü ekonomi hayatın temeli değil ki. Hayatın temeli imandır. Toplum Müslüman olsa, Müslümanlığı ön plana çıkarsa, ben bir Müslüman olarak Rabbimin helâl kıldığı nikâhla bu nimetten istifade edeyim diye karar verse, ekonomi engel mi olacak? İşte Rasûlullah Efendimizin (asm) kendisinin, kızlarının, sahâbesinin evlenme modelleri önümüzde. Onların örnek hayatları o kadar güzel, o kadar kolaydır.

Evlenecek kızımızın nasıl olsa iyi kötü evde bir yatağı vardır, oğlumuzun da bir yatağı vardır. İşte bu iki yatağı birleştirdiniz mi tamam. Yiyecek mi? Eh zaten evimizde oğlumuz da yiyor, kızımız da yiyor. Aç değiller ki şu anda onlar. Aynı ekmeği birleştirip yiyip giderler. Ama öyle değil de hayatı eşyaya, hayatı modernizme bağlarsanız, hayatı bunlarla boğarsanız elbette bu iş zorlaşacaktır. Kızımız şu anda çıplak mı? Üzerinde bir elbise yok mu? Oğlunuz giyinik değil mi? Tamam. Başka neye ihtiyaç var?

Yirmi beş-otuz yaşına gelmiş bir kız ve bir erkek düşünün. Böyle bir delikanlının, böyle bir kızın yağlı ballı ama kocasız, karısız yaşaması mı daha iyidir, yoksa evli ama az malla iktifa etmesi mi daha tatlıdır? Hangisi daha mutlu eder onları? Altında bir çulu olsa bile, kuru ekmekle ömür sürse bile kocasıyla güzellikle beraber olması onun için daha tatlıdır değil mi? Tüm aileler, tüm ailelerin kızları, erkekleri bunalımda değiller mi bu açıdan? Ne hakkımız var hayatı böyle zorlaştırmaya?

İşte şu anda görüyoruz, duyuyoruz ki kimi kâfir ve zalim toplumlar, nikâh dışı ilişkilerle bu ihtiyaçlarını Allah’ın istemediği yollarla karşılıyorlar. Yâni bizler de böyle mi yapalım? Hayır, işte bunun alternatifini anlatıyor Rabbimiz. Böyle bir pisliğe düşmek istemiyorsanız evlenmeyi kolaylaştırın, Müslüman kardeşlerinizi evlendirin. İşte bunun çaresi, bunun alternatifi budur.

Şimdi söyleyin bana şu babalardan hangisi daha güzeldir? Bir baba düşünün ki gidip bir Müslümana diyor ki evlâdım, kardeşim benim bir kızım var, sen onunla evlenir misin? Meselâ Ebu Bekir Efendimiz (ra) geliyor Allah’ın Resûlüne (asm), "Ya Rasulallah benim kızımla evlenir misin?" diyor. Bir başka baba Hz. Ömer (ra) kocası ölmüş kızının iddeti biter bitmez Ebu Bekir (ra)’e gidiyor ve "Ey Ebu Bekir benim kızımla evlenmek istemez misin?" diyor. "Ey Osman benim kızımla evlenemez misin?" diyor. Böyle bir baba mı daha güzel? Böyle bir baba mı kızını düşünüyor? Yoksa "Kızım işte ev, işte ekmek, işte para, pul. İşte seveceksen benim çocuklarım, benim torunlarım gel babanın evinde otur." diyen zalim bir baba mı daha kızının fıtratını düşünüyor? Söyleyin hangisi iyi bunların? Hangisi merhametli?

Sen keyfine göre karınla beraber ol, birinci yetmedi ikinciyi, üçüncüyü al, eşinden bir hafta bile ayrılığa tahammül etme, ama bekâr kızın, kocası ölmüş ya da boşanmış kızın eşsiz kalsın. Bu nasıl bir iş? Nasıl bir babalık bu?

Sen ey Müslüman eşini koynuna almışsın, bir gün bile ondan ayrılığa tahammül edemiyorsun da bu çevrendeki eşsiz Müslümanları hiç düşünmüyor musun? Yıllardır kocasızlığa dayanamayarak yatağını, yastığını göz yaşlarıyla sulayan o dul kadınları, o bekâr erkekleri hiç düşünmüyor musun? Siz ey oğullar analarınız, babalarınız öldüğü zaman dul kalmış analarınızı, babalarınızı hiç düşünmüyor musunuz? Dul kalmış kardeşlerinizi düşünmüyor musunuz? O zaman yapabiliyorsanız, siz de ayrı kalın hanımlarınızdan, kocalarınızdan. Becerebiliyor musunuz bunu? Kendiniz için düşünemediğiniz bir şeyi nasıl oluyor da kızınıza, oğlunuza böyle bir şeyi lâyık görebiliyorsunuz? Bu işin yolu kalplerin Kur’an ve sünnetle dolmasına, gönüllerimizin kitap ve sünnetle atar hale gelmesine bağlıdır.

Eğer hadiselere kitap ve sünnetle bakabilecek, hayatı vahiyle sorgulayabilecek bir noktaya gelebilirsek, elbette bunlar çok kolay hale gelecektir. Bizler şu anda kitabın bu âyetlerini bilmediğimiz için, bu kitabın pratiği olan Rasûlullah Efendimizin (asm) bu konudaki uygulamalarından habersiz olduğumuz için, sahâbenin evlenme ve evlendirme modellerini tanımadığımız için bizim toplumuzda ya Katolik bir anlayış, ya Protestan anlayışı, ya Yahudilik ya da örfler hakim olmuştur.

Bakın buyuruyor ki Rabbimiz: "Eğer onlar fakir iseler Allah onları zenginleştirecektir." Yâni nasıl bir hesabın içindeyiz bizler böyle? Sanki şu anda zengin olanlar kendi kafalarıyla, kendi plan ve programlarıyla mı zengin olmuşlar? Nasıl da böyle kâfirler gibi düşünüyorsunuz? Öyleyse bırakın Allah’ın fakir kulları da evlensinler. Ne olur yâni bir yatak bir yorganla evlendiriverelim, başka hesapların içine girmeyelim, bak işte Allah onları da zenginleştireceğini haber veriyor. Yâni Rabbimiz bu âyetiyle Müslümanlara bırakın şu para pul hesabına girmeyi buyuruyor. Niye Allah’ın lütuf ve ihsanlarından ümit keserek, kendi kendinize bu tür materyalistçe hesapların içine giriyorsunuz? Halbuki Allah’ın lütfu geniştir. Dilediğine hiç ümit etmediği yerden hiç beklemediği, hesap edemediği kadar rızık yağdırır. Yâni kime ne kadar vereceğini? Kimin neye ihtiyacı olduğunu herkesten daha iyi bilendir. Kullarını doyurmak asla Onu fakir düşürmez. Onun hazinesi asla bitmez.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR