Kur'an'daki zaman dilimleri hangi takvime göredir?Acaba bu süreler hangi takvime göredir? Hicri takvime göre mi yoksa miladi takvime göre midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur’an’da geçen bu sürelerin hangi takvim yılına göre olduğuna dair bir bilgi yoktur.

Bu olayların hepsi Milattan ve Hicret'ten önce olduğuna göre, bunlara miladî veya hicrî bir patent tespit etmek mümkün değildir.

Kaldı ki, bu tür ifadeler, miladî veya hicrî takvimlere göre değil, şemsî veya kamerî takvime göre düşünülebilir. Burada kamerî takvimi düşünmek daha uygundur. Çünkü, Kur’an’da kamerin/ayın bir takvim ölçüsü olduğuna işaret edilmiştir. (Bakara, 2/189)

İki türlü takvim vardır yer üzerinde. Bir tanesi şemsî, yani güneşin dönüşüne bağlı olan takvim. Bugün halen dünyanın büyük çoğunluğunda kullanılan takvim budur. İkincisi de kamerî takvimdir. Kameri takvim, gerek Ramazan ve Hac dolayısıyla, gerekse mübarek geceler dolayısıyla senenin belli günlerinde dönüşümlü olarak, daha çok on gün fark atarak seyreden bir takvimdir. Bu da kamerin hareketlerine bağlı bir takvimdir.

Kur'anı Kerim'de Güneş ve ayın bir hesaba göre hareket ettiği (Rahman, 55/5) bunların, diğer fonksiyonlarının yanında aynı zamanda birer hesap ölçüsü de kılındığı (En'am, 6/96) yılların sayısını ve hesabı bilmemiz için Ay'a menziller tayin edildiği (Yunus, 10/5) gökler ve yer yaratıldığı zaman on iki ay meydana gelecek şekilde bir nizam konduğu (Tevbe, 9/36) Ay'ın, yeryüzünden hilal şeklinde başlayıp kademe kademe farklı şekillerde görülmesinin insanlar ve hac için vakit ölçüleri olduğu (Bakara, 2/189) ifade edilmektedir.

Buna göre, on iki ay ve senenin, güneş sistemine göre değil de ay sistemine göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Güneş yılının mevsimleri içinde tedricen yılda on günlük bir farkla ilerleyerek dolaşan bu sistem, ay takviminin aylarıdır.

Meselâ Ramazan ayının başlamasının tesbiti ay ölçeğine göre yapılırken, günlük orucun ve beş vakit namazın tesbiti, güneş ölçeğine göre yapılmaktadır. Haccın tesbiti de ay ölçeğine göre belirlenmektedir.

Allah'ın, on iki ay kavramını ayette (Tevbe, 9/36) söz konusu etmesinin sebebi, gökleri ve yeri eş zamanlı olarak yarattığını öğretmekten ziyade, esasen âyetin devamında gelen haram ayların öğretisini yapmaktır.

Haram Aylar ise, Kameri Ay’lardan olan, Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Receb’dir.

Haram aylar, Arapların Hz. İbrahim (as)'den beri kullandıkları, kameri aylardandır. Yani ayın hareketine göre düzenlenen takvimin aylarındandır. Muharrem ile başlayıp Zilhicce ile sona eren hicrî-kamerî senenin ayları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîulevvel, Rebîulâhir, Cemâzilevvel, Cemâzilâhir, Receb, Şâban, Ramazan, Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce.

Takvim, mutlak zamanı algılama ve belli bir plâna göre değerlendirme isteğinin bir ifadesidir. Takvimler, tarihî süreç içinde incelendiğinde, Batı'da Mayalardan, Doğu'da Mısırlılara kadar bütün kavimlerde zaman ölçüsü olarak güneş ve ay gibi gök cisimlerinin düzenli ve periyodik hareketlerinin esas alınarak hazırlandığı anlaşılır. Böylece pek çok faydası yanında -Kur'ân-ı Kerîm'de de beyan edildiği gibi- güneş ve aydan vakitleri bilme ve hesaplama konusunda da faydalanılmıştır.

Bilindiği üzere İslâm dininde oruç, zekât, hac, kurban gibi ibadetlerin vakitleri kamerî takvime göre düzenlenmiştir. Kamerî yıl yaklaşık 354 gün, şemsî yıl ise yaklaşık 365 gündür. Aradaki on bir günlük fark sebebiyle, kamerî aylar her yıl, şemsî yılın aylarına ve mevsimlerine göre yer değiştirirler. Böylece Ramazan ayı ve hac günleri, bazen bahar, bazen yaz, bazen de kış mevsimine gelir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun