Kur'an’da Allah ile iblis, aynı olayda neden farklı konuşma yapmışlar?

Tarih: 11.05.2015 - 10:55 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Altta vereceğim iki surede de bahsi geçen olay aynı. Fakat Allah'ın ve İblis'in cümleleri tamamen aynı değil. Bu farklılığa ateistler Kur'an’ı Muhammed peygamber yazdı, haliyle diyaloğu tam hatırlayamadı diyor. Bunu onlara nasıl açıklayabiliriz?
- İnsanlar geçmiş bir olayı anlatırken ana düşünce aynı olmasına rağmen söylem farklılığı oluşur onun gibi diyecek oldum. Bu sefer “Allah hatırlayamadı mı yani”ye getirdiler olayı. Yardım edin.
- Hicr Suresi 32-38 32. Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi.
33. İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.”
34,35. Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi.
36. İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi.
37,38. Allah da, "O hâlde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.
- Sad Suresi 75-81
75. Allah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi.
76. İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.
77, 78. Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.
79. "Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi.
80, 81. Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Önce şunu belirtelim ki, aynı olayın farklı sözlerle ifade edilmesi belagat açısından son derece güzel bir üsluptur.

Belagatin zirvesinde olan Kur’a’da aynı olayın farklı yerlerde farklı ifadelerle anlatılması üslubu vardır ve işin dil uzmanları tarafından çok da güzel karşılanmaktadır.

- Aynı olayın farklı yerlerde farklı anlatılmasının bir sebebi de olayın farklı yanlarına, farklı yönlerine işaret etmektir. Bu da söz konusu edilen olayın detaylarıyla ilgili bilginin çok güzel bilindiğine işaret etmektedir.

Kur’an’da özellikle peygamberler kıssalarıyla ilgili olayların farlı yerlerde farklı yönlerine işaret etmek üzere, bu farklı ifadeler kullanıldığı görülmektedir.

- Asıl konumuza gelince:

a) Hicr Suresi 32. Ayette, özet halde Şeytana neden Âdem’e secde etmediği sorusuna yer verilmiştir.

A'raf Suresi 75. ayette ise, aynı ifadenin detayları da verilmiş ve “elleriyle yarattığı kimseye secde etmemesi”nin sebebi sorulmuştur.

Bu iki ifade tarzında bir çelişki yoktur. Yalnız bir detay farkı vardır. Bu da okuyucu üzerinde kesinlikle olumlu bir iz bırakan “tefennün sanatı”nın göstergesidir.

b) Hicr suresi 33. ayette, İblisin secde etmemesinin gerekçesi Hz. Adem’in çamurdan yaratılmış olması gösterilmiştir. Fakat buradaki ifade detaylandırılmış, Hz. Âdem’in çamurdan yaratıldığı safhalarına dikkat çekilmiştir.

Araf suresi 76. ayette ise, secde etmeme gerekçesi özet halde Hz. Adem’in çamurdan yaratılması şeklinde gösterilmiştir.

Diğer ifadeler arasındaki karşılaştırmaları da siz yapabilirsiniz.

Başta da ifade ettiğimiz gibi, bu farklı olaylarda hem lafız hem mana bakımından farklı kompozisyonların yapılması, hem edebi tasvir, hem belagat açısından, hem de okuyucu üzerindeki olumlu tesir bakımından gerçekten büyüleyici bir etkiye sahiptir.

Bir söz var: “Küllü cedidin leziz=her yeni lezzetlidir.” diye. Hakikaten Kur’an’da da Rabbimiz aynı konuyu -irşad hikmetine binaen- tekrar ederken farklı ifadelerle farklı detaylar kullanması, bu yeniliği-tazeliği ve lezzeti beraberinde getirmektedir.

- Kur’an’da verilen her özet, konunun ezberlenebilecek kadar açık olduğunu gösterdiği gibi, verilen her detay da konunun her şeyi hakkıyla bilen Allah’ın sonsuz ilmine işaret etmektedir.

-Evet Kur’an’daki özetler İ’cazın en önemli bir göstergesi olan “îcaz sanatını”, detaylı ifadeler ise en hikmetli bir bilginin ürünü olan “ıtnab sanatını” gösterir.

“Allah sözlerin en güzelini indirmiştir. Allah’ın vahiy yolu ile gönderdiği bu söz, her tarafı birbirini tutan, gerçekleri, farklı üsluplarla tekrar tekrar beyan eden bir kitaptır. Rab’lerini tazim edenlerin derileri onu okuyup dinlerken ürperti duyar. Sonra derileri ve kalpleri Allah’ı anmakla ısınıp yumuşar, sükûnet bulur. İşte bu, Allah’ın hidâyetidir ki onunla dilediğine yol gösterir. Ama Allah’ın şaşırttığı kimseyi ise hiç kimse doğru yola koyamaz.” (Zümer, 39/23)

mealindeki ayette, farklı olayların farklı ifadelerle tekrar edilmesinin hikmeti, çok açık ve pek güzel bir şekilde ifade edilmiştir.

- Hülasa: “Kur'anda zikrolunan vukuatın hülâsaları ve ruhları gösteriyor ki, onları söyleyen, bütün vukuatı ihata etmiş, görüyor, (tabir caiz ise) bir meharet-i fevkalâde ile ihbar ediyor.” (bk. Nursi, Sözler, s. 405)

Allah’ın, Kur’an’ın bir yerinde bu vukuatın/olayların özetini verdikten sonra başka yerlerde detaylarını vermesi, insanların geneli için ayrı bir rahmetin göstergesidir. Çünkü, tahkik ehli olmayanlar için bir olayın özeti yetmeyebilir. Bu sebeple bu özeti verdikten sonra onun detaylarını başka bir yerde vermesi, insanların konuyu anlamasına yardım etmeye yönelik ilahi rahmetin bir yansımasıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun