Kur'an, kolay anlaşılsın ezberlensin diye yirmi üç senede indirildiği halde, İncil, Tevrat, Zebur neden sayfa sayfa inmemiştir?

Tarih: 14.02.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Kur’an sayfa sayfa ezberlensin diye yirmi üç yılda indiğini” söylemek, belki de peyderpey inmesinin çok küçük bir hikmetine işaret etmek olur. Asıl bu sistemin büyük hikmetini Kur’an’ın kendisi şöyle açıklamaktadır:

“Bir de o kâfirler dediler ki: 'Bu Kur’ân ona toptan, bir defada indirilmeli değil miydi?' Halbuki Biz vahiyle senin kalbini pekiştirmek için böyle ara ara indirdik ve onu parça parça okuduk.”(Furkan, 25/32).

Bu ayetin “kalbini pekiştirmek / yatıştırmak” ifadesiyle işaret ettiği hikmetleri şöyle sıralamak mümkündür:

a. Herhangi bir konuyu açıklamak üzere inen yeni vahyin karşısında Hz. Muhammed (asm)’in kalbi sevinçle doluyordu. Rabbi olan Allah’ın kendisine inayet etmekte, yardım etmekte, en sıkıntılı hallerinde imdadına koşmakta olduğunu bir kere daha derinden hissediyordu.

b.  Kur’an’ın ara ara inmesi,  Kur’an’ın metninin ezberlenmesi yanında ahkamlarının tatbikini de kolaylaştırıyordu.  Bununla  Resulullah (asm)’ın gönlü de yatışıyordu.

c.  Gelen her vahyin içerisinde genellikle Kur’an’ın i’cazını gösteren hususlar da yer alıyordu. Bunlardan bazıları açık meydan okuma şeklinde, bazıları da Hz. Muhammed (asm)’in kolaylıkla anlayacağı düzeydeydi. Kur’an’ın ilahî kimliğini vurgulayan her vahyin gelmesi, onun kalbine ayrı bir kuvvet, ayrı bir şevk, ayrı bir enerji veriyordu.

d.  Diğer yandan farklı zamanlarda gelen her vahyin, değişik inkârcıların farklı yanlışlarını ortaya koyması, dayandıkları delillerini çürütmesi, hak ile batılı birbirinden ayıracak açıklamalar getirmesi de Hz. Muhammed (asm)’in gönlüne su serpiyordu.

e.  Keza, Hz. Muhammed (asm) farklı zamanlarda farklı sıkıntılarla karşılaşıyordu. Her defasında bu sıkıntılarını giderecek taze bir vahyin gelmesi kalbine teselli veriyordu. Peygamberlerin kurtuluşları, inkârcıların kötü akıbetlerini haber veren vahyin parçaları bu manada anlamak gerekir.(bk. Menahilu’l-İrfan, 1/54-61).

f.  Keza, vahyin parçalar halinde tedricen inmesinin bir hikmeti de, ümmetin ilk safı olan sahabelerin gelen vahyin metnini kolayca ezberlemeleri, onun manasına vukufiyet peyda etmeleri, eski yanlış akidelerinden vazgeçip yeni öğretilen sağlam akideyi özümsemeleri, cahiliye ahlakından sıyrılıp, İslamî ahlakla süslenmeleridir. Çünkü, bunların hepsi de  belli bir zamana ihtiyaç duymaktadır. 

g. Yine, değişik suallere cevap vermek, meydana gelen sorunlara çareler getirmek gibi insanların farklı zamanlarda ihtiyaç duydukları meselelerine çözüm getirmek gibi hususlar da, vahyin farklı zamanlarda ara ara inmesini gerekli kılan hikmetlerden bazılarıdır.

Ayrıca, Kur’an-ı hakîm yirmi üç yılda nazil olmasına rağmen, bir defada nazil olmuş gibi bir insicam, bir cezalet, bir belagat, bir âhenk göstermesi de mucizeliğin bir yansıması olarak ortaya çıkmış bir başka hikmettir. (bk. a.g.e).

Diğer semavî kitapların metinleri belagat açısından mucize olmadığı gibi, evrensel  boyutta birer kaynak da olmadıklarından, o zamanın ve zeminin şartları doğrultusunda ilahî hikmet onların bir defada indirilmelerini uygun görmüştür.

İlave bilgi için tıklayınız:

Kur'an neden yirmi üç senede indirilmiştir; bir defada gönderilemez miydi?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun