Keramet ve ilhamın varlığını gösteren ayet ve hadis var mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Gerek Kur'an'da ve gerek hadis kitaplarında ilhamdan söz edilmiştir. Bazen konu bizzat "ilham" sözcüğü ile, bazen de onun eş anlamlısı bir kelime ile ifade edilmiştir. Şems sûresinde geçen "Ona (nefse) iyilik ve kötülüklerini ilham eden (Allah'a) yemin olsun."(Şems, 91/8) mealindeki âyette "ilham" kelimesi açık olarak kullanılmıştır. Âyette ayrıca iyilik telkini gibi, kötülük telkini de "ilham" kelimesi ile ifade edilmiştir. Âyetin ifadesinden ilk etapta sırf güzel işlerin telkini için kullanılan bir kavram olan ilhamın, çirkin ve kötü şeylerin de adı olduğu hususu anlaşılabilir. Ancak dikkatle bakıldığında âyette söz konusu olan husus güzellik ve çirkinliğin, iyilik ve kötülüğün mahiyetinin insana bildirilip, öğretilmesidir. Bu ise her iki şekliyle de güzelliktir. Çünkü kötülük bilinmezse ondan kaçınmak zor olur.

Abdullah b. Mesud'dan rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber (a.s.m): "İnsanoğlunda bir lümme-i şeytâniyye bir de lümme-i melekiyye vardır. Lümme-i şeytâniyyeden hakkın yalanlanması ve kötülüklerin yapılması; lümme-i melekiyyeden de hak ve hakikatin tasdik edilmesi ve güzel işlerin yapılması yolunda telkinler yapılır. Buna göre içinden hayır işlerine dair telkinler alan kimse, bunun Allah tarafından olduğunu bilsin ve O'na hamd etsin. Kötülük telkinini alan kimse de kovulmuş şeytandan Allah'a sığınsın." buyurmuş ve ardından "Şeytan size fakirliği vadeder ve hayâsızlığı emreder." (Bakara, 2/268) mealindeki âyeti okumuştur." (Tirmîzî, Tefsir, 3).

"İşte bunda mütevessimler (ibret alanlar) için işaretler vardır."( Hicr, 15/75) mealindeki âyeti tefsir eden Rağıb Isfahânî, "mütevessimin" kelimesini bir şeyden ders alan, ibret alan ve işi bilen kimseler şeklinde açıklamıştır. (Râğıb, 871). Bir hadis-ı şerifte, adı geçen âyette yer alan "mütevvesimin" kelimesi feraset olarak açıklanmıştır. Tirmizi'nin Ebû Said el-Hudrî'den yaptığı rivayette, Hz. Peygamer (a.s.m): "Mü'minin ferasetinden çekinin, çünkü o, Allah'ın nuru ile bakar, görür." (Tirmîzî, Tefsir, 16) buyurmuştur. Feraset de bir ilhamdır.

Buharî ve Müslim'de geçen bir hadiste ise, Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sizden önceki ümmetlerde muhaddesûn (ilhama mazhar) denilen kimseler vardı. Eğer benim ümmetimde de ilhama mazhar bir tek kişi varsa, şüphesiz o Ömer'dir." (Buhârî, Fedâilus-sahâbe, 6; Enbiya, 54; Müslim, Fedâilü's-sahâbe, 23). Görüldüğü gibi bu hadiste ilhama mazhariyetin varlığı ile beraber, onun yüksek bir değere sahip olduğu hususu da vurgulanmaktadır.

Ebû Hureyre'nin rivayet ettiği bir hadiste de Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurmuştur: "Rûhu'l-Kudus benim kalbime şunu üfledi: Hiç bir nefis rızkını tamamlamadan ölmez. O halde dikkat edin, Allah'tan korkun ve rızık arama hususunda güzel davranın." (Râğıb, 748. İlgili hadis için bk. Suyûtî, İtkan, I/59; Camiu's-Sağîr, 1/155; Aclûni, 1/231). Bu hadis, peygamberlerin vahiy olgusu dışında ayrıca ilhama da mazhar olduklarını da göstermektedir.

İlave bilgi için tıklayınız:

İlham Ne Demektir?

KERÂMET.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun