Bizi İslam mı geri bıraktı?

Sesli dinle

- Sınıfta Sedat isimli bir arkadaş var... İnançsızdır... Tepeden tırnağa ego... Gündemde olmayı ve gündemde kalmayı seviyor... Gözler üzerinde olsun istiyor...

- Sınıfta bir tartışma başlattı... Müslüman toplumlarının bilimde, teknikte geri kalışının, fakir oluşunun suçunu İslam’a yüklemeye çalıştı...

- Ben itiraz ettim... Sınıf ikiye ayrıldı... Kimi onu destekledi, kimi beni... Ben senin fikrini merak ediyorum...

Sorunu irdelemeye temelden başlayalım… Bilim ne yapar? Maddi varlıkları inceler, aralarındaki örtülü yasaları bulur, anlar, tanıtır...

Kâinatta mükemmel bir ahenk var... Her iş bir kanuna bağlanmış... Bu nizam, bu düzen olmasa bilim de olmazdı...

Neden? Çünkü ilim kanunlar dizgesidir... Kanunlar, bir düzenin neticesidir... Düzen, bir düzenleyicinin alametidir...

Kâinat, görünür kelimelerle telif edilmiş bir ilahî kitaptır... Şu hâlde, iki kitap var önümüzde: Kur’an ve kâinat... Biri ötekini açıklıyor, yorumluyor... İkisi de okunacak...

Kur’an’ı kulak ardı eden ahiret cehenneminde yanar, kâinat kitabını okumayan dünya cehenneminde...

Biz iki kitabı da layıkıyla okumadık... Netice ne oldu? İşte son asırlardaki perişan hâlimiz!.. Ayaklar altında hor ve hakiriz...

Düşün… Kur’an, bilimsel çalışmaları ya engelleyecek ya ilgisiz kalacak ya da teşvik edecekti...

Belli ki üçüncü şıkkı tercih etmiş... “Hiç düşünmüyor musunuz? Hiç akıl etmiyor musunuz?” diye sormuş her fırsatta... Bizim gökyüzüne, yeryüzüne, ikisi arasında var edilen harika eserlere bakmamızı istemiş...

Surelerin isimleri bile insanın dikkatini kâinata çekmek içindir âdeta... Bakılması, incelenmesi, üstünde düşünülmesi gereken isimler konmuş önümüze...

Güneş, Ay, Yıldız, İnsan, Balarısı, Örümcek, Karınca, Zaman ve benzeri kavramlar derin düşünce üretiminin ana başlıkları gibidir... Birer inceleme alanıdır...

Kur’an, peygamber mucizelerini anlatmakla sadece tarihî bilgi vermek gayesini gütmüyor, aynı zamanda o mucizelerin benzerlerini yapmaya teşvik ediyor...

Sevdiği üstadının eserini anlamak için gece gündüz çalışan bir talebe gibi, halis bir kul da kâinatın sırlarını anlamaya çalışır...

Kur’an, kâinattaki varlıklardan söz ederken “ayet” tabirini kullanır... Yani yaratıcısına alamet, bellik, nişan...

Müminler, Müslümanlar kâinata serilen ve serpilen görünür ayetleri okumuyor, incelemiyor, üstünde düşünmüyor, bilgi üretmiyorlarsa, bu onların noksanıdır...

İslam toplumlarının son asırlarda geri kalışının, ayaklar altında ezilişinin sebepleri var...

Büyük düşünür Bediüzzaman Hazretleri teşhisi koymuş, tedavi yollarını göstermiş... Bak ne diyor:

“Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır... Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz...”

Kategori:
23 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun