Bir evde hem kadın hem erkek kurban kesmeli mi?

Allahu Azimüşşan Kevser suresinde: "Rabbin için namaz kıl kurban kes." buyurmuştur. Peygamberimiz (asm) de bu ayetten sonra yaşadığı her bayramda önce bayram namazı kılmış, sonra da kurbanını kesmiştir. Hiçbir bayramda kurbanını ihmal etmemiş, hem de birden fazla kurban kesmiştir.

Ayrıca durumu müsait olup da kurban kesmeyen zenginleri korkutucu bir üslupla ikaz ederek buyurmuş ki:

"Ekonomik durumunda genişlik olup da gücü yettiği halde kurbanını kesmeyen zengin, namazgahımıza yaklaşmasın." (İbn Mace, Edahi, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 321) 

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, kurban öyle bazılarının ima ettiği gibi, önemsenmeyecek sıradan bir adet olsaydı, yerine getirmeyen zenginlerin namazgahtan uzak kalmaları gereken kimseler olduğu ilan edilmeyecekti.

Demek ki kurbanı ihmal eden zengin, cemaatten uzak kalması istenecek kadar yanılgı içindedir.

Bundan dolayıdır ki, Hanefi müçtehitlerinin çoğunluğu durumu müsait olan zenginlere kurban kesmenin vacip olduğunu ifade etmişlerdir. Şafilere göre ise (onlarda vacip kavramı olmadığından) sünnet olduğu görüşünü benimsemişlerdir. Ama her iki taraf da kurbanın yerine getirilmesi gerekli mali bir ibadet olduğunda ittifak etmişlerdir.

Yani ister vacip ister sünnet olsun kurban, gücü yetenlerin ihmal edemeyecekleri mali ibadetlerimizden biri olduğunda görüş birliği söz konusudur. Vacip de olsa, kuvvetli sünnet de olsa yerine getirilmelidir. Çünkü sosyal bir yardımlaşma ve kucaklaşma vardır kurbanda.

Burada üzerinde durulması gereken nokta, kurbanla mükellef olunacak zenginliğin miktarının tespit edilmesidir. Yani ne miktardaki zenginlik kurban mükellefiyeti getirmektedir? Esas mesele buradadır.

Zekatta olduğu gibi kurbanda da nisap, yani zenginlik ölçüsü, seksen gramı geçen altın veya bu kadar altını satın alacak paradır. Sabit geliriyle normal ihtiyaçlarını devamlı karşılayan kimsenin seksek gram veya buna eş değer parası veya malı varsa kendini kurban kesmekle mükellef bilmelidir. Şahsına ait kurbanını keserek ihtilaftan kurtulmuş, bu mutluluğu yaşamış olur.

Hanefi'de servet kiminse kurban borcu da onun olduğundan, aile içinde kimin şahsına ait parası varsa onun kurban kesmesi gerekir. Ancak diğer mezheplerde aile adına bir tek kurban kâfi gelir, ayrı ayrı aile fertlerine kurban gerekmez.

Fazla kurban kesmede zorlanan Hanefiler, çözüm olarak diğer mezheplerin bu kolaylık getiren görüşüyle amel ederek aile adına tek kurbanla da yetinebilir.

Aslında kurban kesme konusunda sözü öyle fazlaca uzatmaya gerek yoktur. Efendimiz (asm) Hazretleri insanları kendi vicdanlarıyla baş başa bıraktığı meşhur hadisinde şöyle bir ölçü vererek buyurmuş ki: "Müftü sana fetva verse de sen bir de kalbine sor." (Ahmed, Müsned, 4/228)

Gerçekten de bilgi ile beslenmiş selim bir kalpte, doğru cevap veren müftünün sesi her zaman duyulur:

Senin durumun iyidir, kurban kesmekle mükellefsin. Kurban masrafı seni zor durumda bırakmaz. Cimrilik etme, kurbanı kes.

Ya da: Senin ihtiyaçların var. Kurbanla mükellef değilsin. Boşuna zorlama, sıkıntıya girme, diyebilir.

Kimseye sorma gereği de duymadan kararını kendisi verebilir. Rabbimiz hepimize hayırlı kararlar verdirsin, amin.

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun