Kadınlarla istişare edin, fakat onların sözüne uymayın, anlamında sahih bir hadis var mı?

Soru Detayı

- Bu konuda esas nedir?
- Kadınlarla istişarenin hükmü nedir?
- Mesnevi 2955. beyitte geçen "Kadınlarla mesverette bulunun, ne derlerse aksini yapın. Süphe yok ki onlara aykırı hareket etmeyen helâk oldular." sözünü nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kadınlarla istişare etmekle ilgili olumlu ve olumsuz rivayetleri naklettikten sonra, konu hakkında değerlendirmede bulunan Prof. Dr. İbrahim Canan, öncelikle kadınlarla istişare aleyhinde olan rivayetlerin zayıf olduklarını; bu rivayetlerin istişareyi emreden Kur’ân âyetlerine ve sahih hadislere aykırı olduğu için amel etmeye elverişli olmadıklarını; istişarede liyakatin esas olduğunu ve liyakat yani istişare edilecek konu hakkında tecrübe, bilgi ve ihtisas bulunduktan sonra istişarede kadın ve erkek olma sıfatının bir etkisi olmadığını ifade etmiş ve sonunda da bu tür rivayetlerle ilgili şu değerlendirmede bulunmuştur:

“Şurası da bir gerçek ki kadınlar, fıtrî durumları icabı, çoğunlukla, erkeklere nazaran daha hissî, daha acelecidirler. Netice olarak, görüşlerinde objektivite ve hasbilik ihtimali daha zayıftır. Bu sebeple, onlarla istişare mevzuunda daha bir ihtiyatlı hareket etmek gerekir. Nitekim beşerin tarihî tecrübesi, kadınların nüfuz ve hâkimiyet kurduğu sarayların, çeşitli entrikalarla kaynayarak, 'devletleri ve saltanatları fesada götürdüğünü' tespit etmiştir.”

“Öyleyse, kadınlarla istişareyi yasaklayan ve bazı kitaplara da girme fırsatı bulan, sahih bir asıldan mahrum bir rivayet, bu beşerî tecrübenin, hadis formuna dökülmüş, öfkeli ve mübalağalı bir ifadesi olabilir, mutlak bir hakîkat değil. Hadis olduğuna hükmedenler de mefhumunu kayıtlayarak almaya mecburdurlar, ıtlâkı üzere değil." (bk. İbrahim Canan, Aile İçi Eğitim, s. 227-238)

Bu konu daha çok aile içi meşveretle ilgili gündeme geldiği için, öncelikle Peygamberimiz(asm)'in Muhterem eşlerine danışması ve onların görüşlerini almasıyla ilgili bazı rivayetleri verip, soruda geçen konuyu ayet ve hadislerle açıklamaya çalışacağız.

- İlk vahiy geldiği zaman Resûlullah (asm), gördüklerinden korkmuş ve korkusunu Hz. Hatice'ye açmıştır. Onun Resûlullah'ı teskin ve tesellisi meşhurdur. (bk. Buhârî, Bed'ül-Vahy 1)

- Yine kızı Zeyneb'in Ebû'l-As'a verilmesi de Hz. Hatice'nin teklifiyle gerçekleşmiştir. Hatta bu rivayeti yapan kişi, "Resûlullah (asm), Hz. Hatice'ye muhalefet etmezdi.” ilavesini yapar. (Heysemi, 9/213)

- İfk hadisesinde, Zeyneb Bintu Cahş'tan, Hz. Âişe'nin cariyesi Berire'den Hz. Âişe hakkında görüşlerini sormuştur. (Buhari, Şehadat 16)

- Özellikle Ümmü Seleme örneği daha ilgi çekicidir: Hudeybiye'de sulh yapılıp o yıl umre yapmama maddesi kabul edilince, ashab memnun kalmamış, Resûlullah'ın "ihramdan çıkma" emrini yerine getirmekte ağır davranmışlardı. Resûlullah'ın üzüntüsünü görüp sebebini öğrenen Ümmü Seleme: "Yâ Resûlallah! Sen kalk, kurbanlığını kes. Onlar sana uyacaklar ve kurbanlarını kesecekler." der. Resûlullah öyle yapar ve gerçekten ashab O'nu takip eder, kurbanlarını kesip tıraş olarak ihramdan çıkarlar. (Vâkıdi, Meğazi, 2/613)

Bu açıdan, kadınla istişareyi genel bir ifade ile reddetmek Peygamberimiz (asm)'in hayatına aykırıdır.

Kadınla istişareyi yasaklayan bir ayet de olmadığı gibi, bazı konularda kadınla istişare emredilir ve farklı istişare örnekleri verilir:

- Çocuğun süt emme müddeti iki yıl olarak tespit edildikten sonra, anne ile babanın, aralarında istişare ederek, çocuğu daha önce de sütten kesebilecekleri belirtilir:

"Ana-baba aralarında istişare ederek ve anlaşarak (daha önce) sütten kesmek isterlerse ikisine de sorumluluk yoktur." (Bakara, 2/233)

- Boşanan kadın ve erkekle ilgili olarak, çocuğun emzirilmesini bizzat annenin varılacak mutabakatla, ücretle yapabileceği belirtilir:

"Çocuğu sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın, eğer güçlükle karşılaşırsanız, çocuğu başka bir kadın emzirebilir." (Talak, 65/6)

- Hz. Musa'nın çoban olarak tutulması için Hz. Şuayb Peygamber'e kızı tarafından yapılan teklif ve bu teklife uyulması da manidardır. (Kasas, 28/26)

- Sebe Melikesi Belkıs, Hz. Süleyman'dan tehditkâr bir mektup alır. Bunun üzerine, komutanlarının da hazır bulunduğu bir mecliste müzakere açar ve fikirlerini sorar. "Siz benim yanımda hazır bulunmadıkça bir iş hakkında kesin bir hüküm vermedim." Meclisteki komutanlar şu cevabı verirler: "Biz güçlü kimseler ve zorlu savaş adamlarıyız, (siyasetten fazla anlamayız) emir senindir, sen emretmene bak!" Hanım lider kararını verir:

"Doğrusu hükümdarlar bir şehre girdikleri vakit orasını tahrip edip bozarlar, şerefli ahalisini de zelil kılarlar. (Süleyman'ın askerlerinin de) yapacakları budur. Ben onlara bir hediye göndereyim de, elçilerin ne ile döneceklerine bakayım." (Neml, 27/35)

Hz. Peygamber (asm) de kadınlara başvurup, görüşlerini aldığı ve onların görüşlerine uyduğu rivayet edilmiştir. Ama ne var ki, “Kadınlarla istişare edin, fakat onlara muhalefet edin.” anlamında zayıf bir rivayet varsa da bunun aslının olmadığı bildirilmiştir. (bk. Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ 2/3; Geniş bilgi için, bk. Münâvî, 4/262-263)

Aynı manayı ifade eden, zayıf da olsa başka rivayetler de gösterilebilir.

- Evet, zayıf hadisle amel edilebilir. Ancak, zayıf bir hadisle amel edebilmek için, zayıf hadisin âyete veya sahih hadise aykırı olmaması, bir başka ifade ile o konuda zayıf hadisten başka "nass"ın bulunması lazımdır. “Kadınla istişare etmeyin!" ifadesi değil sahih hadislere, bizzat Kur'ân'a aykırıdır.

- Söz konusu rivayetlerin ifade ettiği manayı "mutlak" değil "mukayyet" olarak alırsak cevap olumlu olabilir. Yoksa genel bir yasak söz konusu olursa, “Hiçbir meselede, hiçbir surette, hiçbir kadınla istişare etmeyin!" manası çıkar. Hâlbuki en azından bazı meselelerde istişarenin bizzat Kur'ân-ı Kerim'de emredildiğini gördük. Sünnette gelen deliller ise daha çoktur.

"Kendilerini ilgilendiren hususlarda kadınlarla istişare edin.” (Üsdü'l-Gâbe, 4/15)

"Kızları hususunda kadınlarla istişare edin.” (Ebu Davud, Nikah 24)

"Bakire kızla, (evlendirmezden önce) babası müşavere etmelidir.” (Ebu Davud, Nikah 24, 25)

"Dul kadın kendisiyle istişare edilmeden evlendirilmemeli, bakire kız da izni alınmadan nikâhlanmamalı.” (Buhârî, İkrah 3; Müslim, Nikah 64)

Hz. Peygamber (asm), kız istemediği halde, babası tarafından gerçekleştirilen bir kısım nikâhları, şikâyet üzerine, iptal etmiştir. (Buhârî, İkrah 4)

Bir rivayette "Hz. Peygamber (asm) kadınlarla bile istişare eder, onların beyan ettikleri görüşleriyle amel ederdi." denmektedir. (İbnu Kuteybe, 'Uyûnu'l-Ahbâr 1/27)

Tirmizî'de "kızıl rüzgârla” alâkalı hadiste geçen "Kişi annesine bakmaz, kadınına itaat eder!" cümlesinde kınanan konu, kadınla yapılan istişare değil, annenin ihmal edilmesidir. Nitekim, aynı hadiste, "... babasına bakmaz, arkadaşına rağbet gösterir!" diye de buyrulmaktadır. (Tirmizî, Fiten 38)

Sahabe-i Kiram efendilerimiz de kadınlarla istişare etmişler ve onların görüşlerine uygun hareket etmişlerdir.

- Hz. Ömer, bir cuma hutbesi sırasında, evlenmelerde kadınlara verilecek mehir için, bir sınır getirmek ister. Orada bulunan bir kadın, "Ey Ömer, Allah 'Bir eşin yerine başka bir eşi almak isterseniz, birincisine bir yük altın vermiş olsanız bile, ondan bir şey almayın.' (Nisa, 4/20) diyerek sınır getirmezken, sen nasıl yaparsın?" diye müdahale eder. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra): "Bir kadın isabet, bir erkek hata etti, bir emir (lider) cedelleşti ve cedeli kaybetti." der. (bk. Bakıllani, et-Temhid, s. 199)

- Bir gece teftişinde Hz. Ömer (ra), kocası cihada gitmiş olan bir kadının "bekârlıktan" yakındığını işitince, kızı Hafsa validemize ve kadınlardan tecrübeli olanlara (bk. Bakıllani, et-Temhid, s. 198), “bir kadının kocasından ne kadar müddet ayrı kalmaya tahammül edebileceğini" sorar ve aldığı cevaba dayanarak askerlik müddetini altı ay olarak sınırlar. ( Sa'îd ibnu Mansur, Sünen 2/186)

- Hz. Ömer'in (ra), zaman zaman, akıl ve faziletçe üstün, okuma yazma bilen bir kadın olan Şifa Bintu Abdillah'a da müracaat ettiğini ve hatta onun reyini başkalarının reyine tercih edip uyduğunu belirtir. (İbn Hacer, İsâbe 4/341)

- Hâlid İbnu Velid de (ra), bazı meselelerde, kız kardeşi Fâtıma Bintu'l-Velid ile istişare etmiştir. (İbnu'l-Esîr, Üsdul-Ğâbe. 7/233)

- Abdurrahman İbnu Avf'ın (ra) Hz. Ömer'den (ra) sonra Hz. Osman'ı halife olarak belirlerken kadınların da görüşünü almayı ihmal etmemiştir. (İbn Kesir, el-Bâisul-Hasis, Beyrut, 1951, s. 183)

Buna göre, kadınla istişareyi kesinlikle yasaklayan muhkem bir nass mevcut değildir. Üstelik onlarla meşveret etmeye delalet eden rivayetler çoktur. Kur'ânî örneklerden başka, bizzat Hz. Peygamber (asm)'in ve bir kısım meşhur sahâbîlerin hayatlarında, kadınla istişarenin fiilî örnekleri vardır. Öyleyse, kadınlarla meşveret etmeyi yasaklayan zayıf hadislerin sahih bir asla delalet edebilme ihtimaline karşı da "Yasağı genel değil, sınırlı bazı konularda şeklinde anlamak gerekmektedir." deriz.

Zira meşveret edilecek kişinin "liyakat"ı üzerinde ısrarla, ittifakla durulmuştur. Şu halde, istişare etme ihtiyacı duyulan mesele kadının ihtisas, bilgi ve tecrübesiyle alâkalı değilse elbette ona müracaat fayda değil, zarar getirebilir. Nitekim Münâvi, "Kadınlara itaat pişmanlıktır." rivayetini -zayıf olduğuna dikkat çekmekle beraber- "erkeklere ait işlerde" diye kayıtlar. (Münâvî, Feyzu'l-Kadîr 4/262)

Liyakat açısından erkek, kadından farklı değildir. Bilgi, görgü, ihtisas, tecrübe ve alâka gibi müracaatı meşru ve gerekli kılan bir vasfı taşımadıkça, sırf "erkek olduğu için" erkeğe müracaat hiçbir âlim tarafından tavsiye edilmemiştir. Yukarıda kaydedilen misallerde, Hz. Şuayb'ın kızının, o meselede bilgi ve dirayet sahibi olduğunu gösteren rivayetleri müfessirler kaydederler. (İbnu Kesir, 5/273)

Özetle, liyakatli olan herkes, kadın veya erkek, istişareye layıktır. Liyakatli olmayan da değildir; ölçü, cinsiyet değil liyakattir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR