İbnu Ebi Sarh'ın kendisine vahiy geldiğini iddia etmesi doğru mudur?

Tarih: 08.02.2009 - 10:51 | Güncelleme:

Soru Detayı
İbn-u Ebi Sarh diyor ki: "Eğer Muhammed'e vahyolunuyorsa bana da vahyolunuyor. Eğer Allah indiriyorsa ben de onun indirdiğinin mislini indiririm. (İbn Kesir, Tefsir, Sabuni muhtasarı, I/600) Kur'an Muhammed'in değil, Ebi Sarh'in dile getirdiği şekilde yazılıyordu. Ebi Sarh bu sebepten Müslümanlıktan çıkıp Osman'ın yanına sığındı. Hemen bu olay hakkında ayetler inmeye başlamıştı. (En'am, 6/93) ayet bu sebepten indi. Ardından Peygamber onu öldürtmeye çalıştı, fakat Osman araya girdi ve kurtuldu. Cevap?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bu hikâyenin aslı şudur: Abdullah b. Ebi Sarh adında bir kimse bazen vahyin kâtipliğini yapıyordu. Bir gün Muminun Suresinin 12-14. ayetlerini yazıyordu.

- Ayetlerin mealleri şöyledir:

“Şu bir gerçektir ki, biz insanı süzme çamurdan yaratırız. Sonra onu nutfe (sperm) halinde sağlam bir yere yerleştiririz. Sonra nutfeyi alakaya (yapışkan döllenmiş hücreye), alakayı mudgaya (bir çiğnemlik et görünümündeki varlığa), mudgayı kemiklere dönüştürür, sonra da kemiklere et giydirip, derken yeni bir yaratılışa mazhar ederiz. İşte bak da Allah’ın ne mükemmel bir yaratan olduğunu düşün.”(Mu'minun, 23/12-14)

Hz. Peygamber (a.s.m) “derken yeni bir yaratılışa mazhar ederiz” cümlesine geldiğinde, Abdullah b. Ebi Sarh “İşte bak da Allah’ın ne mükemmel bir yaratan olduğunu düşün” mealindeki ifadeyi seslendirdi. Hz. Peygamber (a.s.m), “inen vahiy de öyledir” buyurdu. Bunun üzerine adam içinden: “Eğer Muhammed (a.s.m)’e vahiy geliyorsa, işte bana da geldi, öyleyse ben de peygamberim.” dedi  ve dinden dönerek Mekke’ye kaçtı. Sonra, yanlışını anladı, Hz. Peygamber (a.s.m) vefat etmeden önce iman edip iyi bir Müslüman oldu. Kafir olarak öldüğünü söyleyen de vardır. (krş Razî, Alusî, ilgili ayetlerin tefsiri)

- Bu konuda değişik rivayetler vardır. Bir rivayete göre, bu olayın kahramanı Hz. Muaz b. Cebel’dir. Olayı Hz. Zeyd b. Sabit anlatıyor; Hz. Peygamber (a.s.m) bana bu ayetleri yazdırıyordu. Bu son kısmına geldiğimizde orada bulunan Muaz; “İşte bak da Allah’ın ne mükemmel bir yaratan olduğunu düşün.” mealindeki ifadeyi seslendirdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber tebessüm buyurdu. Muaz “Niçin güldünüz?” diye sorunca da “Vahiy de aynen öyle indi/ayet bununla bitti de, ondan güldüm.” diye buyurdu. (Alusî, a.g.y)

- Diğer bir rivayete göre, olayın kahramanı Hz. Ömer’dir. Hz. Enes’in bildirdiğine göre, Hz. Ömer, bununla iftihar ediyordu. “Benim düşüncemin Rabbimin vahyine tevafuk ettiği 3-4 yerden birisi de bu ayettir.” derdi. (Razî, Alusî, a.g.y)

- İslam âlimlerinin de belirttiği gibi, aslında bu tevafuk (bu insanların vahiyden önce ona uygun bir cümle söylemeleri), Kur’an’ın güzel ifade akışından kendini göstermiştir. Kur’an’ın gerek ifade ettiği insanın yaratılış safhalarının hârikalığı, gerekse o haşmet dolu manaya giydirdiği harika ifadeler ve eşsiz sözcükler, bilenlere “Allah ne yücedir!” dedirtir. Kim söylerse söylesin, bu gerçeği ilk defa duyan o zatlar, aynen bunu söylemişlerdir. Ayetin metni “fe tebarekellah..”dır. Bu da hayret ve şaşkınlığı, hayranlığı ilan eden “Allah ne yücedir!” sözcülüğüyle ifade edilir.

- Demek ki, o zatlara vahiy gelmemiş, o esnada devam eden vahyin parlak ifadeleri, şeffaf edebî üslubun dürbününden ayetin son cümlesini görmüşlerdir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Abdullah b. Sad b. Ebi Serh'in dinden çıkıktan sonra tekrar iman ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun