Hz. Peygamber (asv),Kur'an ile karışabileceği gerekçesiyle hadislerini yazdırmamıştır. Allah kelamı ile insan sözü nasıl birbirine karıştırılabilir, bu çelişki değil midir?

Tarih: 09.11.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur’an’ın mucizeliği daha çok eşsiz ifade tarzındadır. Arapların tek tek kullandığı aynı kelimeleri kullanmıştır. Fakat bu kelimelerin kullanıldığı cümle veya ifadeler insanların kullandığı ifadelerden çok farklıdır. Barındırdığı geniş kapsamı, açık manası yanında değişik delalet ve işaret yollarına açık olması, “vücuh-nazair” denilen çok farklı manalara muhtemel bir yapıda olması gibi belagat nükteleri ve noktaları açısından zirvede bir kitap. Bu sadece belagat açısındandır. Kur’an’ın kırk yönden mucize olduğu bilinmektedir.

Bu açıklamalarla  şu noktayı belirtmek istiyoruz; hadislerin Kur’anla karıştırılacağına dair Efendimizin(s.a.m) taşıdığı endişe, bir ifade tarzından ziyada yazılan kelimelerin durumudur. Nitekim, İbn Mesud’un hususî Kur’an’ında Karia Suresi'nde geçen “el-ı’hn” kelimesinin yerine onun eş anlamlısı olan “el-savf” kelimesini yazmıştır.  Bu kelime, bazıları tarafından bir “acaba…!!”ya neden olmuştur. Halbuki sahabiler tarafından yazılan bu gibi kelimeler bir açıklamadır, bir nevi tefsirdir.

Diğer önemli bir husus da şudur; Hz. Peygamber (a.s.m)’in hadisleri Kur’an’dan sonra en beliğ ve en edebî ifadelerden meydana geliyordu. Öyle ki, en edip sahabiler bile “Ya Resulellah! Bu kadar güzel ifadeleri nerden öğrendiniz?” diye sorma ihtiyacını hissetmişler ve “Beni Rabbim terbiye etti ve eğitti, edep ve edebiyatımın güzelliği oradan geliyor.” (el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 1/224) cevabını almışlardır.

Durum böyle olunca, İslam’ın ilk zamanlarında, daha Kur’an’ın eşsiz üslubuna tam alışamamış insanların bazı hadislerin ifadelerini Kur’an’la karıştırma ihtimali vardı.

Kur’an’ın eşsiz belagat ve edebiyatını her Arap, her Müslüman bilmeyebilirdi. Çünkü, herkes aynı seviyede bir belagata sahip değildi. Şimdi olduğu gibi, o zaman da ilk andan itibaren Kur’an’ın eşsiz bir üsluba sahip olduğunu fark edenlerin yanında, bunu fark etmeyenlerin de olduğu bilinmektedir. Çünkü, her Arap şair, edip değildi. İbn Muğire, İbn Utbe gibi hiçbir zaman Müslüman olmamış kimseler bile Kur’an’ın insan sözlerine benzemediğini itiraf eden bir çok Arap edip ve şairi vardır. Ama bunun yanında yüzlerce insan (köle, cariye, kadın ve erkek) vardı ki Kur’an’ı hadislerden ayırabilecek bir konumda olmadığı da bir gerçektir.

Bunun yanında bir kısım hadisler içerisinde ayetlerin ifadeleri de geçmektedir. Hemen yanındaki hadis ifadesi ile bu ayetlerin ifadesini karıştırmak avam tabakası olan sahabîler için kuvvetle muhtemel idi.

Bununla beraber, hadislerin yazılmasının ilk zamanlarda yasaklanmasının nedeni, sadece bu karıştırılma işi değildir. Bu aynı zamanda Kur’an’ın yazılmasına verilen önemin bir sonucudur. Kur’an’ın yazılmasına yoğunlaşmış olan kalemlerin, hadisleri yazmakla meşgul edilmemesinin bir neticesidir. Peygamber (asv)'in sözü de olsa, Allah’ın kelamıyla aynı seviyede tutulmamasının bir yansımasıdır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Hadislerin yazılmasının yasaklanması ve izin verilmesi konusu...

Kur'an’ın mucizelik yönleri...

Kur'an-ı Kerim'in yazılması, toplanması ve kitap haline getirilmesi...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun

BENZER SORULAR