Hz. Ömer'e "Faruk" unvanı ne zaman, nasıl ve kim tarafından verilmiştir?

Tarih: 11.11.2013 - 12:16 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hz. Ömer'e (r.a.) "Faruk" unvanı Müslüman olduğu zaman, Peygamberimiz (asm) tarafından verilmiştir. 

Et-Taftazânî Hz. Ömer (ra)'e Fârûk unvanının, hükümlerinde ve davalarda hak ile batılın arasını ayırdığı için verildiğini belirtir.(Hâşiyetu'l-Kestellî s.178.)

Burada onun hakka, hak olan İslama, hakkı her şeyin üstünde tuttuğuna, kendisini hakka teslim edişine, bu özelliğinin öne çıkışına işaret vardır. O Müslüman olduğu zaman da Kureyş'e ve onların şahsında bütün dünyaya korkmadan, çekinmeden, her şeyi göze alarak meydan okumuştur.(Târîhu'l-İslâm, s. 172 vd.)

Kendisinin bu yönü ile hakka ne derece çok taraftar olduğu, ne kadar güçlü inandığı anlaşılmaktadır. Üstünlüğünün sebeplerinden birinin bu olduğu ortaya çıkmaktadır.(Hz. Ömer'in dindarlığını bir rüya münasebeti ile Rasulüllahın açıklaması Sahîhu'l-Buhârî, IV, 201.)

Hz. Ömer Müslüman olduktan sonra artık yerinde duramaz olmuştu. Resûl-i Ekreme, 

"Yâ Resûlallah, biz ölsek de yaşasak da Hak din üzere değil miyiz?" diye sordu.

Resûl-i Zîşân, 

"Evet, varlığım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, siz kalsanız da ölseniz de Hak din üzeresiniz." diye cevap verince, 

"Öyle ise hâlâ ne diye gizleniyoruz?" dedi. "Seni Hak dinle gönderen Allah'a yemin ederim ki, korkmadan, çekinmeden, cesaretle bütün şirk meclislerine gidip İslâmiyeti açıklayacağım."

Bunun üzerine Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm) önde, sağında Hz. Ömer, solunda Hz. Hamza, diğer sahabîler arkalarında "Dârü'l-Erkâm"dan çıkarak Kâbe'ye doğru yol aldılar. Vakur adımlarla, Mescid-i Harama girdiler.

Hazret-i Resûlullahın başını bekleyen müşrikler, bu manzara karşısında şaşırıp kaldılar. Şaşkın, ürkek ve korkak bakışlarla bir Hz. Ömer'e, bir Hz. Hamza'ya bakıyorlardı. Bir ara cesaretlerini toparlayarak, 

"Ey Ömer, arkanda ne var, ne ile geldin?" diye sordular.

Hz. Ömer, 

"Lâ ilâhe İllâllah, Muhammedü'r-Resûlullah ile geldim." dedi ve ilâve etti: "Kimse yerinden kımıldamasın, yoksa boynunu vururum." 

Müşriklerin sesi sedâsı kesildi. Sanki dilleri tutulmuştu. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, serbestçe Kâbe'yi tavaf etti ve namaz kıldı. Müslümanlar da açıktan açığa namaz kıldılar.
Hz. Ömer der ki:

"İşte o zaman Allah Resûlü, 'Hak ile batıl olanın arasını ayırdı.' diye bana 'FARUK' adını taktı." (İbni Sa'd, Tabakât: 3/270)

Önce Hz. Hamza'nın, arkasından Hz. Ömer'in Müslüman olması, İslâm'ın inkişafı ve Müslümanların müşriklerin baskılarından sıyrılarak ibadetlerini serbestçe ifâ etmeleri hususunda büyük bir rahatlık sağladı. Bu bakımdan bilhassa Hz. Ömer'in mü'minler safında yer almasının, İslâm tarihinde önemli bir yeri vardı. Bu ehemmiyeti, ashabdan Abdullah bin Mes'ud Hazretleri şöyle diyerek ifade etmiştir: 

"Ömer'in Müslüman olması, İslâmiyet için bir fetih, Müslümanlar için bir şeref ve izzet idi. Medine'ye hicreti nusret, halifeliği de rahmet oldu. Ömer Müslüman oluncaya kadar bizler, Kâbe avlusunda açıktan açığa namaz kılamıyorduk." (İbni Sa'd, Tabakât: 3/270; Süheyli, Ravdü'l-Ünf: 1/219).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun