Hz. Muhammed’in Son Peygamber olduğunu gösteren ayetler var mı?

Tarih: 04.03.2022 - 20:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

​- Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) Son nebi ve son resul olduğuna iman ediyoruz, bununla ilgili Ahzab 40. ayeti de delil gösteriyoruz, hadisi şeriflerimizde mevcut.
- Peki, peygamberimizin son resul olduğuyla ilgili veya işaret eden  Ondan sonra kimsenin gelmeyeceği ile ilgili Ahzab 40. dışında başka AYET var mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hz. Muhammed (asm) Efendimizin gelişiyle nübüvvetin sona ermesine "Hatm-i Nübüvvet" denir.

Sizin de ifade ettiğiniz gibi, Kur'an-ı Kerîm’de peygamberlik müessesesinin Hz. Muhammed (asm) Efendimiz ile son bulduğunu açıkça ifade eden tek ayet bulunmaktadır. Bu ayette Hz. Peygamber için kullanılan “hâtemü’n-nebiyyîn” terkibi onun Allah’ın resulü ve nebilerin sonuncusu olduğunu açık şekilde belirtmektedir. (Ahzab 33/40)

Bununla beraber, Hz. Muhammed Efendimizi (asm) Son Peygamber olduğuna dolaylı olarak işaret eden ayetlerin sayısı ise, yorum farklarına göre kırk ile yüz arasında değişmektedir.(1)

İslâmiyet’in doğuşundan zamanımıza kadar geçen süre içinde Kur'an ve sünnete bağlı olan bütün âlimler, Hz. Muhammed’in (asm) gelişiyle nübüvvetin sona erdiğine inanmanın İslam akaidinin temel bir ilkesi olduğunu kabul etmişler ve bunun zarûrât-ı dîniyye arasında yer aldığı hususunda görüş birliğine varmışlardır.

Buna göre, Hz. Muhammed Efendimizi (asm) Son Peygamber olduğuna inanmamak veya bu konuda sürekli bir şüphe içinde bulunmak dinden çıkmayı gerektirir.

Âlimlerin bu hususta dayandıkları delilleri şöylece özetlemek mümkündür:

1. Hatm-i nübüvvet konusunda manası apaçık olan, hiçbir şekilde tevil edilemeyecek naslar mevcuttur. Bunların başında Hz. Muhammed’in nebilerin sonuncusu olduğunu belirten ayet gelir. (bk. Ahzâb 33/40)

Ayrıca:
- Dinin tamamlandığını, insanlar için din olarak sadece İslam’ın kabul edileceğini (bk. Mâide 5/3),
- İslam’dan başka din arayanların ahirette hüsrana uğrayacağını ve isteklerinin asla dikkate alınmayacağını (bk. Al-i İmrân 3/85),
- Kur'an’ın tahrife uğramaktan korunacağını (bk. Hicr 15/9),
- Hz. Muhammed’in bütün âlemlere peygamber olarak gönderildiğini (bk. Enam 6/19; Araf 7/158; Furkan 25/1; Sebe 34/28)
bildiren ayetler bu konudaki kesin nakli delillerdendir.

Hatm-i nübüvvete dair hadisler de Hz. Peygamber’in (asm) gelişiyle nübüvvetin sona erdiğine aykırı düşen bir inancı benimsemeye imkân vermeyecek kadar açıktır.

Hatm-i nübüvvet hadis literatüründe genişçe yer almıştır. Bazı rivayetlerde Resulullah kendisinin “hâtemü’n-nebiyyîn” olduğunu veya nübüvvetin kendisiyle son bulduğunu “hatm” fiilini kullanarak ifade etmiştir.

Resulullah’ın (asm) çeşitli vesilelerle kendisinin "Son Peygamber" olduğunu vurguladığı hadisler en geniş grubu oluşturmaktadır. Bunların büyük bir kısmında Hz. Peygamber (asm), “Benden sonra peygamber gelmeyecektir.” ve “Peygamberlik benimle bitmiştir.” gibi açık ifadeler kullanmış, bir kısmında ise nübüvvet binasının eksik kalan tek tuğlasının kendisiyle tamamlandığını söyleyerek, temsilî izah yöntemini kullanmıştır.

Hadis kaynaklarının bir kısmı, Hz. Peygamber’in (asm) bu vasfıyla ilgili hadisleri “Hâtemü’n-nebiyyîn” başlığı altında toplamışlardır.(2)

Buna göre Kuran’a ve Sünnete iman eden herkesin Hz. Muhammed’den sonra bir peygamberin gelmeyeceğine de kesinlikle inanması gerekir.(3)

2. İslam dinini Hz. Peygamber’den (asm) öğrenen ashabın nübüvvet iddiasında bulunanlarla savaşması, bu hususta realiteye dayanan tarihî bir delildir. Eğer yeni bir peygamberin zuhuru Kur'an ve sünnete aykırı olmasaydı, ashap bu iddiada bulunanlarla savaşmaz ve onları öldürmezdi.

İslam âlimleri ashabın bu konudaki icmaına uymuşlar ve muhalif görüş beyan edenlerin Müslüman olamayacağına hükmetmişlerdir.(4)

3. Nasların ve icmaın yanı sıra aklen de Hz. Muhammed’den (asm) sonra yeni bir peygamberin gelmesine lüzum kalmadığını kabul etmek gerekir. Zira Allah’ın insanlara peygamber göndermesi onlara kendi varlığını ve birliğini tanıtma, buyruklarını iletme, dinî ve dünyevî konularda ihtiyaç duyacakları bilgileri anlatma, kendilerine dünya ve ahirette mutlu olmalarını sağlayacak doğru yolu gösterme amacına yöneliktir.

Bütün bunlar en kâmil manada Hz. Peygamber’in (asm) getirdiği vahiylerde mevcuttur. Ergenlik çağına giren insanların, duyularını ve vahyin aydınlattığı akıl yürütme güçlerini kullanmak suretiyle ihtiyaç duydukları bilgileri üretmeleri, duyuların ve aklın erişemediği konularda ise sadece vahye dayanarak gerçeklere ulaşmaları mümkündür.

Ayrıca Hz. Muhammed’in (asm) nübüvveti evrensel olup getirdiği vahiy tahrife uğramamış, dolayısıyla yeni bir peygambere ihtiyaç kalmamıştır.(5)

Ancak nübüvvetin Hz. Peygamber (asm) ile sona ermiş olduğu gerçeği, bundan böyle ilahi rehberliğin artık seçilmiş kişilere dayanmayıp, sosyal görev haline dönüştüğü anlamını taşımakta ve kıyamete kadar bütün Müslümanlara tebliğ ve temsil sorumluluğu yüklemektedir.

4. Hz. Muhammed’in (asm) vefatından zamanımıza kadar hiçbir peygamberin zuhur etmemesi de hatm-i nübüvveti doğrulayıcı sosyolojik delillerden biridir. Zaman zaman peygamberlik iddiasında bulunanların ortaya çıkması ise bu gerçeği değiştirmez. Zira gerek İslam dünyasında gerekse gayrimüslimler arasında peygamberlik iddia edenlerin hiçbiri, iddialarını kanıtlayamamış ve ciddiye alınmamıştır.

Nitekim tarih boyunca bunlar sadece birer yalancı veya maceracı olarak değerlendirilmiş ve peygamberlik iddiasında bulunan sahtekârlar diye nitelendirilmiştir.(6)

İlave bilgi için tıklayınız:

Neden Muhammed (sav) son peygamber olarak seçildi?

Neden peygamberlerin ve ilahi kitapların gönderilmesi bitti ...

Diğer geçmiş peygamberler, son peygamberin adına neden "Ahmed ...

Hz. Muhammed, ilk vahiyle birlikte son peygamber olduğunu biliyor ...

Kur'an-ı Kerim'de, Peygamberimize neden "resullerin sonuncusu ...

Niçin Allah son peygamber Hz. Muhammed'i teknoloji asrında ...

Hz. İsa'nın dünyaya / yeryüzüne tekrar gelmesi (indirilmesi) nasıl ...

Dipnotlar:

1) Nûr Muhammed Gircâkî, Ḫatm-i Nübüvvet ez Rûʾey Âyât-ı Ḳurʾânî, Şeyhopûra 1932, s. 1-27; Muhammed Şefî‘, Ḫatm-i Nübüvvet, Karaçi 1991, s. 34-200.
2) bk. Müsned, I, 296; II, 398, 412, 436; III, 79, 248, 361; IV, 81, 84, 127, 128; V, 278; Buhârî, “Menâḳıb”, 18, “Tefsîr”, 17/5; Müslim, “Îmân”, 327, “Mesâcid”, 5, “Feżâʾil”, 22-23; Tirmizî, “Siyer”, 5, “Fiten”, 43, “Ḳıyâme”, 10, “Menâḳıb”, 8; Ebû Dâvûd, “Fiten”, 1; İbn Mâce, “İḳāmetü’ṣ-ṣalât”, 25; Dârimî, “Muḳaddime”, 8. Bir kısım rivayetlerde de Resûl-i Ekrem’in “âkıb” ve “hâşir” gibi isimleri zikredilerek peygamberliğin onunla sona erdiği belirtilmiştir (meselâ bk. Müsned, IV, 80; VI, 25; el-Muvaṭṭaʾ, “Esmâʾü’n-nebî”, 1; Buhârî, “Menâḳıb”, 17, “Tefsîr”, 61/1; Müslim, “Feżâʾil”, 124; Tirmizî, “Edeb”, 67; Dârimî, “Riḳāḳ”, 59; Hâkim, II, 604; bu konuda ayrıca bk. İbn Sa‘d, I, 104, 424; Şâmî, I, 494-498, 558-559.
3) Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevḥîd, s. 190; Halîmî, el-Minhac, II, 82-85; Bağdâdî, Uṣûlü’d-dîn, s. 162-163; Teftâzânî, Şerhu’l-makasıd, V, 45.
4) Âlûsî, Ruhu’l-meani, XXII, 32-41.
5) Müctebâ Mûsevî el-Lârî, Uṣûlü’l-ʿaḳāʾid fi’l-İslâm (trc. Muhammed Abdülmün‘im el-Hâkānî), Kırım 1404, II, 200-201.
6) bk. DİA, Hatm-i Nübüvvet md.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun