Hz. Muaviye, dünyada tatmadığım lezzet kalmadı demiş mi?
And olsun Allah'a, dünyada tatmadığım lezzet kalmadı. Sözü kime ait? Şiiler bu sözün Hz. Muaviye'ye ait olduğunu iddia ediyorlar ve bu sözü onu kötülemek için kullanıyorlar bu sözü kim nerede ne zaman söylenmiştir sıhhati nedir? "And olsun Allah'a, dünyada tatmadığım lezzet kalmadı." el-Mehasin-u ve'l-Mesavi, Beyhaki cilt. 1 sayfa. 109 ve 210
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, halk arasında dolaşan, "Allah'a yemin ederim, dünyada tatmadığım lezzet kalmadı." şeklindeki söz, bu lafızla güvenilir hadis veya tarih kaynaklarında meşhur değildir. Bu sebeple bu cümleyi aynen Hz. Muaviye'ye nispet etmek ihtiyatla karşılanmalıdır.
Ancak bu sözün dayandırıldığı kaynaklardan biri olan el-Mehâsin ve'l-Mesâvî adlı eserde Hz. Muaviye ile ilgili buna yakın anlam taşıyan bir rivayet bulunmaktadır.
Rivayette şöyle geçmektedir:
وقال عمرو بن العاص لمعاوية: يا أمير المؤمنين ما بقي من شبابك وتلذذك؟
قال: والله ما بقي شيء يصيبه الناس من الدنيا إلا وقد أصبته
Hz. Amr b. Âs, Hz. Muâviye'ye: 'Ey Müminlerin Emiri! Gençliğinden ve dünya zevklerinden geriye ne kaldı?' diye sordu. Hz. Muâviye şöyle cevap verdi: 'Allah'a yemin ederim ki insanların dünyadan elde edebileceği şeylerden elde etmediğim hemen hiçbir şey kalmadı.'" (İbrahim Beyhaki, el-Mehâsin ve'l-Mesâvî, s. 127 -Şamle-)
Bu ifadeyi "Dünyada hiçbir lezzet kalmadı, hepsini tattım ve bununla övünüyorum." şeklinde anlamak doğru değildir. Çünkü rivayetin devamı, Hz. Muaviye'nin maksadını açıklamaktadır.
Hz. Muaviye şöyle devam etmektedir:
أما النساء فلا إرب لي فيهن ولا لهن فيّ، وأما الطيب فقد شممته حتى ما أبالي به، وأما الثياب فقد لبست من ليّنها وجيّدها حتى ما أبالي ما ألبس
"Kadınlara gelince, artık onlara karşı bir arzum kalmadı; onların da bana karşı bir arzusu yoktur. Güzel kokulara gelince, onları o kadar çok kullandım ki artık önemsemiyorum. Elbiselere gelince, yumuşak ve kaliteli olanların her çeşidini giydim; artık ne giydiğime önem vermiyorum."
Ardından asıl huzur kaynağını şöyle ifade eder:
فما شيء ألذّ عندي من شربة باردة في يوم صائف ونظري إلى بنيّ وبني بنيّ يدرجون حولي
"Benim için sıcak bir günde içilen soğuk bir içecekten ve çocuklarımın, torunlarımın etrafımda dolaştığını görmekten daha lezzetli bir şey yoktur."
En son olarak, kendisine "Gerçek sevinç ve lezzet nedir?" diye sorulduğunda, çevresindekilerden biri: "İnsanların üzerinde bir iyilik ve güzel bir eser bırakmaktır. Onlar bunun karşılığını veremeseler bile, benden sonra gelecek nesillerime bir miras olur." anlamında bir cevap vermiştir.
Bunun üzerine Hz. Muaviye: "Yazık bu meclise! Bu kişi bizi geçti." diyerek bu sözün taşıdığı hikmeti takdir etmiştir.
Bu rivayet de onun, insanın değerini sadece sahip olduğu makam ve imkânlarla değil; geride bıraktığı hayır, fayda ve güzel eserlerle değerlendirdiğini göstermektedir.
Dolayısıyla Hz. Muaviye'nin kastı, "Dünyaya düşkünüm, bütün zevkleri yaşadım." demek değildir. Bilakis, insanın gençlik döneminde arzuladığı birçok nimete ulaşsa bile, zaman geçtikçe bunların değerini kaybettiğini ve gerçek huzurun aile, sağlık ve Allah'ın verdiği nimetlerde olduğunu anlatmaktadır.
Nitekim Hz. Muaviye'nin hayatının son dönemlerine ait nakiller de onun dünya nimetleriyle övünen biri olmadığını, aksine ölüm ve hesap endişesi taşıdığını göstermektedir.
Mesela bazı tarih kaynaklarında onun vefatına yakın şöyle dediği nakledilir:
“Ah keşke Kureyş’ten Zî-Tuva Vadisi’nde (kendi hâlinde yaşayan, sıradan) bir kimse olsaydım da şu (idarecilik) işlerine hiç girmeseydim.” (İbn-i Esîr, el-Bidâye, 8/135)
"Ben ekin yetiştirip de onu biçrnek isteyen bir çiftçiye benziyorum. Sizin üzerinizdeki emirliğim oldukça uzadı. Sonunda siz benden usandınız, ben de sizden usandım. Sizden ayrılmayı temennl eder oldum, siz de ben de ayrılmayı temennl etmeye başlamıştınız. Fakat size kesinlikle söylüyorum ki, benden sonra geleceklerden ben daha hayırlıyım; nitekim benden öncekiler de benden daha hayırlıydılar. Denildiğine göre Allah'a kavuşmayı sevene Allah da kavuşmayı severmiş. Allahım! Gerçekten ben sana kavuşmayı seviyorum, sen de bana kavuşmayı sev ve bunu mübarek kıl. (İbnü'I-Esir, el-Kamil fi't-Tarih, 4/5; İbn Kesir, 8/141)
Muhammed b. Sirin verdiği bilgiye göre, "Muaviye, can çekişirken yanağını yere indirdi, sonra yüzünü çevirdi. Sonra diğer yanağını da yere dayadı. Ağlayıp şöyle dedi: Allahım, sen kitabında diyorsun ki: "Allah, kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğini bağışlar." (Nisa, 48) Allahım, beni affetmeyi ve bağışlamayı dilediğin kimseler arasına kat." (İbn Kesir, 8/143)
Utbi babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Muaviye vefat edeceği zaman şairin şu beytini terennüm etti: "Bu ölümdür, ölümden kurtuluş yoktur. Bizim korktuğumuz şey, ölümden sonradır ki daha korkunç ve daha fecidir."
Hz. Muaviye bu şiiri okuduktan sonra sözünü şöyle sürdürdü: "AIIahım, hatamızı bağışla. Yumuşak huyluluğunla cahiliyetimizi affet. Biz senden başkasının affını ummuyoruz. Senin bağışlaman sınırsızdır. Hata ve günah işleyen kimsenin hatasından ve günahından kaçıp kurtulabileceği yer yoktur. Sadece senin ulu dergahın vardır."
Ebu Amr b. Ala da Muaviye'nin böyle dediğini ve bu duasından sonra. vefat ettiğini söyler. (İbn Kesir, 8/143)
Görüldüğü gibi bu rivayetlerde Hz. Muaviye'nin son sözleri dünya lezzetleriyle övünen bir insanın sözleri değil; ölüm, hesap, affedilme ümidi ve ahiret endişesi taşıyan bir insanın sözleri olarak aktarılmıştır.
Sonuç olarak:
Hz. Muaviye'ye nispet edilen "Dünyada tatmadığım lezzet kalmadı." ifadesi, bu kısa ve mutlak şekliyle dikkatli kullanılmalıdır. Kaynaklarda geçen asıl ifade, onun dünya nimetleriyle övünmesini değil; uzun bir hayat boyunca birçok nimeti gördükten sonra bunların geçici olduğunu ve insan için asıl huzurun farklı şeylerde bulunduğunu anlattığını göstermektedir.
Bu nedenle bu sözü sadece bir cümle olarak alıp Hz. Muaviye'yi dünya düşkünü göstermek doğru bir ilmî yaklaşım değildir. Bir tarihî söz değerlendirilirken mutlaka “bağlamı, devamı ve söyleyen kişinin maksadı” dikkate alınmalıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Hz. Cebrail'in akıbetinden korktuğu ile ilgili hadis sahih midir?
- Hz. Muaviye Müslüman olarak ölmedi mi?
- Ahmet ibni Hanbel'in müsnedinde Hz. Muaviye gayri müslim olarak ölmüştür iddiası doğru mudur?
- Peygamberimiz, Muaviye hiç yenilmesin demiş mi?
- Hz. Muaviye’nin yöneticilikle ilgili özlü sözleri nedir?
- İmam Ahmed Hz. Muaviye'ye "Radıyallahu anh" demedi mi?
- Peygamberimiz (s.a.v.)'in doğumu sırasında yanında bulunanlar tarafından müşahede edilen olağanüstülükler nelerdir?
- Hafızayı güçlendirme duası | Dua İklimi 38
- SIFFİN SAVAŞI
- Hz. Muaviye cehennemde tabutun içinde mi olacak?