Hiçbir işi vaktinde ve çabuk yapamayan kişi ne yapmalıdır?

Tarih: 24.02.2017 - 01:38 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Günlerin çabuk geçmesi, hiçbir işi vaktinde ve çabuk yapamayan kişi ne yapmalıdır?
- Zamanın hızlı geçmesi, bir günün hemen bitivermesi, çalışıp bir şey öğrenememe gibi durumla karşılaşan kişiye neler tavsiye edersiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Hadis-i şerifte bildirildiğine göre “zamanın çabuk geçmesi” kıyamet alametlerindendir. (bk. Buhari, h.no:1036; İbn Hanbel, h.no: 10560)

Alimler, bu hadisi farklı şekilde yorumlamışlar. Bunlardan en kuvvetli olan iki yorumu şöyle açıklayabiliriz:

a) Hadisteki “zamanın birbirine yaklaşması / çabuk gitmesi”nden maksat, kıyamete yakın vakitlerde -insanların isyanları, azgınlıkları sebebiyle- her şeyden bereket kalktığı gibi, zamanın / vaktin kendisinden de bereket kalkar.

b) Bunun manası, kıyamete yakın dönemlerde ulaşım, iletişim, muhabere vasıtalarının keşfedilmesiyle işler kısa zamanlarda yapıldığı için boş zamanlar kalır.

- Zamanın yaklaşması-hızlanması, bereketsiz, savaşlar, zulümler, fitne fesatlar yüzünden sıkıntılı olması şeklinde yorumlandığı gibi, Hz. Mehdi dönemindeki mutlu bir hayat olduğundan herkes için çarçabuk geçiyor gibi olduğunu söyleyenler de vardır.

Bunu iletişim ve ulaşımın hızlanması olarak da algılamak mümkündür.

Ayrıca, sabah-akşam olurcasına işlerin yoğunluğu açısından da bakılabilir.

Şu anda içinde bulunduğumuz durum kıyametin yakın olduğunu göstermektedir.

- Bediüzzaman Hazretlerinin aktaracağımız ifadelerinde bildirdiğine göre, “tembel insanlar zamanın yavaş gitmesinden; çalışkan, bir hedefi olan insanlar ise zamanın çabuk geçmesinden şikâyet ederle.” Bu açıdan sizleri tebrik ediyoruz...

“Hattâ hububatta dahi sünbüllenmek vazifesinde zahir bir iştiyak görünür. Nasıl ki dar bir yerde hapsedilen bir zât, bir bostana, geniş bir yere çıkmayı müştakane ister. Öyle de: Hububatta, sünbüllenmek vazifesinde öyle sürurlu bir vaziyet, bir iştiyak görünüyor."

"İşte 'Sünnetullah' tabir edilen, kâinatta cereyan eden bu sırlı uzun düsturdandır ki: İşsiz, tenbel, istirahatla yaşayan ve rahat döşeğinde uzananlar, ekseriyetle sa'yeden, çalışanlardan daha ziyade zahmet ve sıkıntı çeker. Çünki daima işsizler ömründen şikayet eder; eğlence ile çabuk geçmesini ister. Sa'yeden ve çalışan ise; şâkirdir, hamdeder, ömrün geçmesini istemez. اَلْمُسْتَرِيحُ الْعَاطِلُ شَاكٍ مِنْ عُمْرِهِ وَ السَّاعِىُ الْعَامِلُ شَاكِرٌ (Hep istirahat döşeğinde yatan, çalışmayı sevmeyen, boş gezen işsiz kimse, ömrünün/içinde bulunduğu vaktinin geçmemesinden şikâyet ederken; gayretli, çalışkan, iş yapan kimse ise halinden memnun olup şükreder) küllî düsturdur."

"Hem o sır iledir ki: 'Rahat, zahmette; zahmet, rahattadır.' cümlesi darb-ı mesel olmuştur.” (Lem'alar, s. 124-125)

- Son olarak şunu söyleyebiliriz ki;

İnsanları rahatsız eden durumlardan biri -cennete kadar uzanan- uzun vadeli hedeflerin olmamasıdır. Çünkü “Bir gaye-i hayal olmazsa, yahut nisyan (unutkanlık) basarsa, ya tenasi edilse (unutmuş gibi görünse); elbette zihinler enelere dönerler, etrafında gezerler (bu gibi insanların zihinleri, hayalleri benlikleri etrafında dönüp dolaşır)” (bk. Sözler, s. 708).

- Dünya ve ahiret hayatını kazanmak için insana hırs verilmiştir. Bu hırsın şiddetli tarafını ahirete, hafif tarafını dünyaya yönlendirmek gerekir. Bütün hırsını yalnız dünyaya yönlendirenler, asla tatmin olmazlar ve huzur bulmazlar.

- Tahsildeki (çalışma hususundaki) kanaati mahsuldeki (çalışmanın sonucunda elde edilen kazançla alakalı) kanaatle karıştıranlar, huzurlarını kaçırırlar.

Evet, insan günlük olarak çalıştığı işten elde ettiği kazanca kanaat etmek, İslam’ın emrettiği güzel bir kanaattir. Buna kanaat etmeyenler, çalışma şevklerini kaçırdıkları için huzursuz olurlar.

Bu sebeple, çalışmada kanaat etmeyeceğiz, çalışacağız. Kazandığımız ne olursa olsun, kanaat edip rahat olacağız, Allah’ın takdirine razı olacağız ve huzur bulacağız.

Bu konuyu da Bediüzzaman Hazretlerinden dinleyelim:

“Semere-i sa'yine, kısmetine rıza ise, memduh bir kanaattır, meyl-i sa'ye kuvvettir. Mevcud mala iktifa, mergub kanaat değil; belki dûn-himmetliktir. Misaller daha çoktur.” (Sözler, s. 725)

İlave bilgi için tıklayınız:

Peygamberimizin (asm) yirmi dört saati, yani bir günü nasıldı, nasıl ...
Müminin / Müslümanın bir günü nasıl olmalıdır? Peygamber ...
Zaman tanzimi konusunda bilgi verir misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun