Hafızlık yapan bayanlar, hayızlı günlerinde Kuran okuyabilirler mi?

Soru Detayı

Hafızlık yapan bayanlar, özel günlerinde Kuran okumalarına cevaz veren maliki mezhebinin fetvasının delilleri ve detayı nedir? 1. Hafızlık yapan bayanlar, özel günlerinde Kuran okumalarına cevaz veren maliki mezhebinin fetvasının delilleri ve detayı  nedir? 2. Farklı mezheb mukallidi bayan bu fetvayla amel ederek özel gününde Kuran okuyabilir mi? 3. Diğer mezheblerin bu konuda fetvaları nasıldır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre, cünüp ve hayız halindeki kimselerin Mushaf’a dokunmaları caiz değildir.

Ancak Maliki mezhebine göre, adetli kadın eğitim öğretim amacıyla mushafa dokunabilir, Kur’an-ı Kerim’i okuyabilir. (Ezheri, Cevahiru’l-İklil Şerhu Muhtasarı Halil, I, 32; Muhammed Uleyş, Şerhu Minahi’l-Celil, I, 104)

Dolayısıyla günümüzde Kur’an eğitim ve öğretiminin aksamadan devam edebilmesi için, Maliki mezhebinin bu görüşüyle amel edilebilir.

Bununla birlikte Kur’an eğitim ve öğretiminin çok değişik yol ve yöntemleri olduğu için, bu dönemlerindeki hanımların okuyan kimselere kulak vererek ya da cd, dvd, telefon, bilgisayar veya diğer aletlerden dinleyerek kulak eğitimi almaları ve ayetleri kelime kelime bölerek tashih-i hurufa ağırlık vermeleri de uygulanabilecek bir başka yöntemdir. Bu yol, mümkün olursa ihtilaftan kaçınmak açısından daha ihtiyatlı olabilir.

Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:

Hayızlının Kuran okuması

Hayızlı kadının Kuran okumasının hükmü konusunda alimler görüş ayrılığı içindedir. Malikîler dışında kalan üç mezhebe mensup fakihlere göre bu haramdır. Bu konuda Hz. Peygamber (asm) Efendimizin yasaklamasını (İbn Mâce, Tahâret, 105; Tirmizî, Tahâret, 98) delil kabul eden üç mezhebin âlimleri de bazı ayrıntılarda ihtilâf etmişlerdir.

Hanefî mezhebinde, Kuran okumak niyetiyle bir ayetten daha az cümleciklerin bile telaffuz edilmesi câiz görülmemiş, ancak öğretmenlik yapan hanımların Kuran dersi verirken kelimeleri tek tek söylemek suretiyle görevlerini yerine getirmelerinde bir sakınca görülmemiştir. Aynı şekilde dua ve zikir niyetiyle Kuran okunması da caiz görülmüştür.

Şâfiî fakihleri, hayızlı kadının Kuran’ın bir harfini bile telaffuzunu câiz görmemiş, ancak mushafa bakarak kendisinin de işitemeyeceği şekilde içinden okumasının caiz olduğunu söylemişlerdir.

Hanbelîler’de tam bir ayetin ve daha fazlasının okunması câiz olmadığı halde ayetin bir kısmının okunması, bir ayetten az cümleciklerde Kuran’a has i‘cazın bulunmadığı, dolayısıyla onun ulviyetine saygısızlık sayılmayacağı gerekçesiyle câiz görülmüştür.

Aynı şekilde telaffuz etmeksizin zikir ve dua maksadıyla okunmasını câiz görenlerin yanı sıra İbn Teymiyye ve İbn Kayyim el-Cevziyye gibi unutma tehlikesi halinde hayızlının Kuran okuyabileceği görüşünde olanlar da vardır.

Mâlikîler ise, bazı sahabe ve tabiîn âlimlerinden rivayet edilen bu yöndeki görüşlerin de desteğiyle kadının hayız süresi içinde Kuran okuyabileceğini, fakat kanı kesildiği andan itibaren gusledip temizleninceye kadar okumasının caiz olmadığını söylemişlerdir. İbn Hazm ve diğer bazı alimler de hayızlı kadının ve cünübün Kuran okuyabileceğini ileri sürmüşlerdir. (el-Muĥallâ, I, 78-80)

Hayızlının mushafa dokunması

Kuran okuması hükmünde olduğu gibi yine fakihlerin büyük çoğunluğu tarafından câiz görülmemiştir.

Bu âlimler, kitaba ancak temiz olanların dokunabileceğini bildiren ayet (Vâkıa 56/79) ve Kur’an’a temiz olanlardan başkasının dokunamayacağını belirten hadisi (Muvatta, Kuran, 1; Nesâî, Ķasâme, 46) delil göstermişlerdir.

Ancak İbn Hazm ile birlikte bazı fakihler, söz konusu ayette geçen kitapla Kuran’ın değil levh-i mahfûzun kastedildiğini, hadisin de sahih sayılamayacağını ve her iki nasta işaret edilen “temiz olanlar” ifadesinin melekler veya müminler şeklinde yorumlanması gerektiğini belirterek hayızlının ve cünübün Kuran’a dokunmasında sakınca bulunmadığını söylemişlerdir. (Muhallâ, I, 81-84; Şevkânî, I, 243-245)

Hayızlının, mushafı askısından veya dış kabından tutarak taşıyabileceği şeklindeki görüşleri yanında Malikîler ve diğer mezheplerden bazı fakihler, kadın öğretmen ve öğrencilerin dokunmasının câiz olduğunu söylemişlerdir.

Malikîler’in bu görüşü cünüplük halinin iradî, hayzın ise gayri iradî oluşundan dolayı cünüple hayızlıyı farklı kabul etmeleri ve uzun süren hayız döneminde Kur’an okuyamamanın onu unutmaya yol açabileceği endişesini taşımaları ile açıklanır.

Aynı şekilde hayızlı ve cünüp kimse için mescidin helâl olmadığını bildiren hadisten (Ebû Dâvûd, Tahâret, 92; Tirmizî, Tahâret, 126) hareketle, hayızlı kadının mescide girip orada kalmasının caiz olmadığı hususunda da görüş birliği mevcuttur.

Ancak bunların zaruret ve mazeret sebebiyle mescidin içinden geçmeleri câiz görülmüştür.

Not: Konuyla ilgili şu açıklamaları da okumanızı tavsiye ederiz:

1. Hayızlının mushafa dokunma konusu:

İbn Rüşd Mushaf'a dokunma konusunda özetle şunları söylemiştir: Cünüp olanın Mushaf'a dokunmasını bazı fıkıhçılar caiz görmüş, çoğunluk ise menetmişler; yani caiz olmadığı hükmüne varmışlardır. Bunlar abdesti olmayan kimselerin de Mushaf'a dokunmalarının caiz olmadığın söyleyenlerdir.

Bu ihtilafın (farklı ictihadın) sebebi, "Ona tertemiz olanlardan başkası dokunamaz" (Vâkıa: 56/79) mealindeki ayettir. Abdest bahsinde bu ayetle ilgili farklı anlayışlardan söz ettik. Hayızlı kadınların Mushaf'a dokunmasını caiz görmeyenler de yine aynı delile dayanmaktadırlar.

İbn Hazm de Mushaf'a abdestsiz veya cünüp ve hayızlı olanın dokunmalarının caiz olduğunu savunurken Hz. Peygamber'in (asm) Herakliyüs'e gönderdiği mektupta ayetin de bulunduğu, mektubun bir gayr-i müslime verildiği ve onun ayete dokunmasında sakınca görülmediği vakasına dayanmaktadır.

Çoğunluğun dayandığı "Mushaf'a abdestsiz ve cünüp olanların dokunamayacağını ifade eden" rivayetin ise sahih olmadığını, sahih olanın ise mürsel olduğunu (Hz. Peygambere kadar raviler zincirinin kesintisiz olmadığını) ileri sürmektedir.

Yukarıda meali geçen ayete gelince İbn Hazm'in onunla ilgili yorumu şöyledir:

Allah Teâlâ "...dokunmasınlar" demiyor, "...dokunmazlar” diyor. Biz vakıa olarak Kuran'a herkesin (temiz, pis, müslüman, kâfir...) dokundukların görüyoruz; şu halde bu ayette geçen kitaptan maksat Mushaf değil, 78. ayette açıklanan "meknûn; yani gizli, saklanan" kitaptır, Kuran'ın levh-i mahfuzdaki aslıdır ve ona ancak melekler dokunabilir....

2. Hayızlının Kuran okuma konusu:

İbn Rüşd konuyu şöyle özetliyor:

Bu konuda fıkıhçılar farklı hükümlere vardılar. Çoğunluk cünüp ve hayızlı olanın Kur'an'ı okumasını caiz görmezken bazıları caiz gördüler. İhtilaf sebebi "Hz. Peygamber'i, Kur'an okumasını, cünüplükten başka hiçbir şey engellemezdi." mealindeki rivayettir. Caizdir diyenlere göre bu rivayet bir şey ifade etmez; Hz. Peygamber "Cünüplük yüzünden okuyamıyorum" demedikçe rivayetten bu sonuç çıkarılamaz; cünüp olduğunda okumamasının başka sebepleri de olabilir. Caiz değildir diyenlere göre bu sözü rivayet eden sahâbî kendiliğinden bunu söyleyemez, bir bilgisi olmalıdır. Çoğunluk hayızlı kadın konusunda da iki guruba ayrılmışlardır. İmam Malik, hayızın uzunca bir müddet sürdüğünü göz önüne alarak "az miktarda okur" derken diğerleri hayızlı ile cünübü birbirinden ayırmamışlardır.

İbn Hazm "Kur'an'ı okumak, tilavet secdesi, Mushaf'a dokunmak ve Allah'ı anmak; bunların hepsi abdestli olana ve olamayana, cünübe ve hayızlı olana caizdir" diye başlık attıktan sonra genel delilini şöyle açıklıyor:

"Bunlar hayırlı işlerdir, teşvik edilmiş, sevap vadedilmiş fiillerdir; bunların bazı hallerde yapılamayacağın söyleyenlerin delil getirmesi (delil ile isbat etmeleri) gerekir."

İbn Hazm karşı tarafın ileri sürdükleri delilleri ise ya sahih olmayan rivayetlerden ibaret oldukları veya hükme delalet etmedikleri gerekçesiyle reddetmekte, sahabe ve tabiûn müctehidlerinden kendi ictihadını destekleyen örneklere de yer vermektedir.

Özetle, "kadınların hayızlı/özel hallerinde namaz kılamayacakları ve oruç tutamayacakları" konularında ittifak (icmâ) var; "mescide girme, Kur'an'a dokunma ve onu okuma, gerekli tavafı yapma" konularında ise ihtilaf edilmiş; çoğunluk bunları caiz görmemiş ama bazı fıkıh alimleri caiz görmüşlerdir.

Fıkıhta icmâ bağlayıcıdır, ama çoğunluğun görüşü bağlayıcı değildir. Meşhur dört mezhepte de bazen biri, diğerlerinin tamamına (bu manada cumhura, çoğunluğa) muhalif olduğu halde mensupları -çoğunluğun ictihadını değil- tek kalmış olan mezhebin ictihadını uygulamaktadırlar.

Özel hallerinde kadınları kimse mescide girmeye, Kuran okumaya... zorlamıyor; ama onlar farklı (caiz diyen) ictihada uyar da bunları yaparlarsa yine kimsenin onları engellemeye veya kınamaya hakları olamaz.

Bk.
İbn Kayyim, İ'lâm, Mısır, 1955, , 25, 34 vd. 
İbn Rüşd, Bidayetü'l-müctehid, Beyrut, 1987, s. 29 vd. Cünüplük ve hayız halinin hükümleri başlığı.
İbn Hazm, el-Muhallâ, II, 77, 184.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
8.998 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR