Hadislerde tasrif / tasarruf etme var mıdır?

Tarih: 09.05.2013 - 00:45 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Vahy-i gayr-ı metlüv (yine vahye dayanmakla birlikte ifadesi Peygamberimize bırakılmış olan) hadislerde de tasrif var mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Hadislerde tasrif” ifadesinin açık Türkçesini “hadiste tasarruf etme” olarak anlıyoruz.

Buna göre, hadiste tasarruf etme mülahazası iki şekilde anlaşılabilir:

Birincisi: Hadisin manasını değiştirmek suretiyle tasrif etmek/tasarrufta bulunmak.

İkincisi: Hadisin lafzında değişiklik yaparak tasarruf etmek.

Bizim görebildiğimiz kadarıyla, hadislerin manasını konjonktürel bir sebepten ötürü değiştirmek gibi bir ruhsata hiçbir İslam alimi taraftar olmamıştır.

Hadisin lafzında tasrif veya tasarruf etme meselesine gelince, bu konuyu çok ciddi bir akıl ve din süzgecinden geçirmenin zorunluluğuna inanmaktayız.  

Bizim kanaatimize göre, “hadis bil-mana” (hadisin farklı lafızlarla ifade edilmesi) hususu, genel bir cevaz değil, hususi bir ruhsattır. Yani, insanların her zaman duyduklarını olduğu gibi aktarmaya muvaffak olamadıkları ve muvaffak olamayacakları gerçeğinden hareketle verilen bir ruhsattır.

Bu ruhsat ise, Bakara suresinin 285. ayetinde yer alan “İnsanlara teklif-i mâ lâ yutak / güçlerinin yetmediği bir sorumluluk yoktur.” mealindeki ilahi hükme göre değerlendirilmelidir.

Şu tecrübe ile sabit bir hakikattir ki, bir grup insan duydukları bir hakikati mana itibariyle aynen kavrayabilirler. Fakat bu adamların hepsinin aynı hakikati aynı lafızlarla ifade etmeleri her zaman mümkün olmaz. İşte “hadis bil-mana” bu zorunluluktan doğmuş ve söz konusu ayetten ruhsatını almıştır.

Bununla beraber, bilinen manasının dışında, hadis bil-mana, daha genel anlamıyla yalnız Arapça olarak değil başka dillerde de lafzını söylemeden sadece manasını -örneğin Türkçe olarak- ifade etmek demektir. Bunun caiz olduğunda şüphe yoktur.

Yalnız şunu unutmamak gerekir ki, bu tarzda ifade edilen bir hadisin ne manasında ne de lafzında bir tasrif veya tasarruf söz konusu değildir.

Kaldı ki, hadis alimleri, hadis bil-mana rivayetinin, hadislerin tedvin edilmeden önceki dönemler için söz konusu olan bir ruhsat olduğu, hadislerin tedvininden sonraki asırlarda, özellikle bu son asırlarda, artık böyle bir rivayetin caiz olmadığını belirtirler. (bk. Muhammed Nureddin Itr el-Halebi, Menhecu’n-Nakdi fi Ulumi’l-Hadis, Beyrut, 1418/1997, 1/228)

Sahih ve meşhur olan bir hadisin manası şöyledir:

“Kim bilerek bana yalan isnatta bulunursa, cehennemdeki yerine hazırlansın.” (Buhari, İlim, 38; Cenaiz, 33; Müslim, Zühd, 72)

manasındaki hadis-i şerif, sahih ve meşhur olan bir hadistir.

Hz. Peygamberin söylediği bir hakikatin manasında tasrif / veya tasarruf etmek suretiyle ona bilerek yalan isnat etmek gibi söz konusu hadisin lafızlarını bilerek değiştirmek suretiyle tasarrufta bulunmak da  bu hadisin kapsamının şümulüne girebilir.  

Ayrıca böyle bir ruhsatı “Zaruretler haramı helal kılar.” şeklindeki kurala göre değerlendirmek gerekir. Aksi takdirde, “gayr-ı metlüv vahiy” olarak adlandırılan hadislerin hüviyetine de taban tabana zıt bir yol takip edilmiş olur.

Yukarıda ortaya konan gerçeklerden hareketle şunu diyebiliriz ki, hadis literatüründe “hadis bil-mana” olarak bilinen hadisin lafzında yapılan tasrif veya tasarruf, insanların serbest iradelerine verilen bir tercih hakkı değildir. Aksine, insanların iradesi dışında gelişen ve “hafıza-i beşer nisyanla malul” olduğu gerçeği doğrultusunda kabul gören hususi bir ruhsattır, yoksa genel bir cevaz ilkesi değildir. Özellikle konjonktüre göre, böyle bir tasrif / veya tasarrufa cüret etmek, İslam’ın vahiy ve nübüvvet anlayışıyla bağdaşmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun