En hayırlı amel ve en hayırlı kişi diye hadislerde belirtilen bir çok farklı amel var, bunu nasıl anlamalıyız?

Tarih: 26.02.2007 - 03:08 | Güncelleme:

Soru Detayı
Peygamber (asm) bir çok hadisinde, en hayırlı mü'minden bahsediyor. Örneğin, en hayırlınız namazı dosdoğru kılandır veya en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir. Bunun gibi daha bir çok hadisi şerif var. Sorum şu: Neden hep farklı şeylerden bahsediyor? Tani bir en hayırlınız şu ya da en hayırlınız anne ve babaya iyi davranan diyor, bir öyle bir böyle, konulara göre mi acaba?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hadislerin söylendiği makam önemlidir; kime, hangi makamda söylenmiştir. Her insanın imtihanı farklı farklı olur. Kimisinin paraya karşı zafiyeti vardır, fakiri gözetmez. Kimisinin makam ve mevkiye karşı zafiyeti vardır, insanları hor ve hakir görür. Kimisinin anne babaya karşı itaatinde zafiyeti vardır, anne babaya itaati azdır. Bunun gibi çeşitli konularda en hayırlı amel derken, insan hangi konuda imtihana maruz kalmışsa o konuda yaptığı salih ameller o kişi için en hayırlıdır.

Peygamberimiz (s.a.) "ameller niyetlere göredir" buyuruyor. İnsanın bir amelde niyeti ve ihlası önemlidir. Bazı zaman olur küçük gördüğümüz bir amel Allah'ın rızasına uygun olurken diğer taraftan çok büyük zannettiğimiz bir amel çeşitli sebeblerden dolayı insana hiç sevap getirmeyebilir. Amellerde dikkat edilecek en önemli husus, sevap hesabı yapmak yerine Allah'ın rızasını kazanmak olmalıdır.

En çok sevap kazandıran ibadetler farz olanlar, sonra vacip olanlar, sonra da nafile olanlardır. Zor şartlarda nefsi zorlayarak yapılan ibadetlerin, özellikle gençlikteki ibadetlerin sevapları fazladır.

Hz. Peygamber (asm)'ın bir hasırı vardı, geceleri perde yapıp gerisinde namaz kılardı, gündüzleri de yayıp üzerine otururdu. Halk da Resulullah (asm)'ın yanına dönüp (gelip) aynen onun gibi namaz kılmaya başladılar. Sayı gittikçe arttı. Bunun üzerine Resulullah (asm) onlara yönelerek şunu söyledi:

"Ey insanlar, takat getireceğiniz işleri yapın. Zira siz (dua etmekten) usanmadıkça Allah da sevap yazmaktan usanmaz. Allah'a en hoş gelen amel, az da olsa devamlı olanıdır."

Ravi der ki: Muhammed (asm)'ın ailesi bir iş yapınca onu sabit kılardı (artık terketmez devamlı yapardı). Buhari'nin Ebu Hüreyre (ra)'den yaptığı bir rivayette:

"Orta yolu tutun, güzele yakın olanı arayın, sabah vaktinde, akşam vaktinde, bir miktar da gecenin son kısmında yürüyün (ibadet edin), ağır ağır hedefe varabilirsiniz. Unutmayın ki sizden hiç kimseye, yaptığı amel, cenneti kazandırmayacaktır." buyurdu.

"Sen de mi (amelinle cennete gidemiyeceksin) ey Allah'ın Resulü?" dediler,,

"Evet, ben de. Allah affı ve rahmeti ile muamele etmezse ben de!" dedi.

Buhari ve Nesai'de gelen bir başka rivayette: "Bu din kolaylıktır. Kimse (aşırı gayretle) dini geçmeye çalışmasın, (başa çıkamaz, yine de yapamadığı eksiklikleri kalır ve) galibiyet dinde kalır." buyrulmuştur.

[Buhari, İman 16-29, Ezan 81, Rikak 18; Müslim, Salat 283, (782); Muvatta, Salatu'l-Leyl 4, (1, 118); Nesai, Kıyamu'l-Leyl 1, (3, 218); Ebu Davud, Salat 317, (1368)]

İlave bilgi için tıklayınız:

Daha çok sevap kazanma hırsı nefisten gelmiyor mu, neden çok sevap kazanmaya çalışıyoruz?..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun

BENZER SORULAR