Emeviler Abdullah İbn-i Ömer'i unutturmaya çalıştı mı?

Tarih: 13.04.2026 - 20:15 | Güncelleme:

Soru Detayı

​Ehli Sünnet olduğunu zannettiğim bir tarihçi mealen şunları söyledi: ‎Emeviler İbn-i Ömer'den alabildiğine korkuyorlardı, dirisinden korktukları kadar ölüsünden de korkuyorlardı. Medine'de yaşıyor arada sadece Hac için Mekke'ye geliyordu. Mekke'de öldürüldü ve Mekke'de Cennet'ül Muallâ'ya bile değil bambaşka ücra bir yere defnedildi ki unutulsun gitsin. Allah'ın hikmetine bakın ki eğer bugün kabri Cennet'ül Muallâ da olsaydı biz bugün oraya giremezdik çünkü kadınlar giremiyor erkekler ise bir yere kadar girebiliyor çoğu insan hangi kabrin kime ait olduğunu bilmiyor ama biz bugün onun kabrinin başına kadar gidebiliyoruz. 
Tarihçinin anlattığı bu olay doğru mu? Yoksa tarihi kaynaklarda geçen senedi belli olmayan veya uydurma olan bir hikaye mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade edelim ki Hz. Abdullah bin Ömer, İslâm tarih kaynaklarının büyük çoğunluğuna göre Mekke’de (hac esnasında Mina’da) 80’li yaşlarında vefat etmiş, cenazesi bilinen ve sahabîler tarafından defnedilen meşhur bir sahabîdir. Tabaqâtü’l-Kübrâ ve el-Isâbe fî Temyîzi’s-Sahâbe gibi klasik kaynaklarda bu vefat açık şekilde kayıtlıdır.

Bu sebeple onun hakkında “Emevîler tarafından öldürüldü, gizlendi veya unutturulmaya çalışıldı” şeklindeki iddialar, tarihî kaynaklarda yer alan sağlam bilgilerle örtüşmemektedir. Daha çok modern dönemde yapılan yorum ve dramatize edilmiş anlatımlar niteliğindedir.

Hz. Abdullah bin Ömer’in Emevîler ile ilişkisi, erken İslam tarihindeki en çok yanlış anlaşılan konulardan biridir. Çünkü hem “tam muhalif” hem de “tam destekçi” gibi uç yorumlar yapılır; oysa kaynakların çizdiği tablo daha dengeli ve sade bir duruma işaret eder.

Siyasete mesafeli bir sahabî tavrı

Abdullah b. Ömer, İlk Fitne Dönemi sırasında aktif siyasî mücadeleye katılmamıştır.

Cemel ve Sıffin gibi savaşlara katılmadı

Müslümanların kanının dökülmesinden kaçındı

“Fitneye karışmama” ilkesini benimsedi

Bu nedenle ne Emevîlere karşı isyancı bir figürdür ne de onların politikalarını savunan bir devlet adamıdır. Daha çok ilim ve ibadet merkezli bir sahabî çizgisindedir.

Emevî yönetimiyle ilişkisi

Hz. Muaviye ve sonraki Emevî yöneticileri döneminde, devlete karşı silahlı bir muhalefet yürütmemiştir. Bazı uygulamaları eleştirdiği rivayet edilir. Ancak genel olarak “açık isyan” yoluna gitmemiştir.

Bu tavır, onun “Emevî yanlısı” olduğu anlamına gelmez; daha çok sahabe neslinde görülen iç savaşlardan uzak durma hassasiyetidir.

“Emevîler ondan çekiniyordu” iddiası

Bazı modern anlatımlarda geçen “Emevîler ondan çekiniyordu” ifadesi, klasik kaynaklarda açık bir devlet politikası olarak geçmez. Daha çok onun toplumdaki saygınlığına yapılan bir yorumdur.

Nitekim, Tarihu’t-Tabari ve Tabakatü’l-Kübra gibi erken kaynaklarda böyle bir “korku siyaseti” anlatısı yer almaz.

Emevîlere tamamen muhalif miydi?

Hayır. Yanlış gördüğü bazı uygulamalara karşı çıkmıştır. Ama genel olarak hilafete karşı bir devrim çağrısı yapmamıştır.

Sahabe geleneğinde yaygın olan “ümmetin birliğini koruma” yaklaşımını sürdürmüştür

Bu yüzden onun tavrı ne siyah ne beyazdır; daha çok “temkinli ve ihtiyatlı”dır.

Şahsiyeti ve ilmî yönü

Hz. Abdullah bin Ömer özellikle çok hadis rivayet eden sahabelerden biridir. Hz. Peygamber (asm) Efendimizin sünnetine bağlılığı ile bilinir. Dünya siyasetine mesafeli duruşuyla tanınır. (bk. İbn Hacer, el-İsabe, Abdullah bin Ömer md.)

Özetle, tarihî kaynakların ortaya koyduğu tablo şudur:

Abdullah b. Ömer, Emevîlerin “muhalifi” ya da “taraftarı” değil, siyasî fitnelerden uzak durmayı seçmiş bir sahabîdir. Onun hakkında “Emevîler ondan korkuyordu” veya “susturuldu” gibi anlatılar tarihî veri değil, yorumdur.

Kaynaklar:
İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳātü’l-kübrâ (nşr. İhsan Abbas), Beyrut 1388/1968, IV, 142-188.
Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), II, 477, 505; III, 292-296; IV, 115, 117, 227-229, 269, 270, 341, 428, 431, 432, 460; V, 58, 68-69, 232, 342-343, 536.
Ebû Nuaym, Ḥilyetü’l-evliyâʾ, Kahire 1394-99/1974-79, I, 292-314.
İbn Abdülber, el-İstîʿâb (el-İṣâbe içinde), II, 341-346.
İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe (Bennâ), III, 340-345.
a.mlf., el-Kâmil, II, 151; III, 9, 51, 65-66, 459; IV, 363.
Zehebî, Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, I, 37-40.
a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, III, 203-239.
İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, II, 437.
İbn Hacer, el-İṣâbe, II, 347-350.
a.mlf., Tehẕîbü’t-Tehẕîb, V, 328-330.
Muhammed Revvâs Kal‘acî, Mevsûʿatü fıḳhi ʿAbdillâh b. ʿÖmer, Beyrut 1406/1986, s. 33-39.
bk. DİA Abdullah b. Ömer md.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun