Cihad-ı manevinin en büyük şartı vazife-i ilahiyeye karışmamak, deniyor; bu ne demektir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Tevekkül kelimesi, vekil tutmak demektir. Vekil tutacak kişi kendinden daha kuvvetli, daha şefkatli, ilim irfanda daha üstün bir zata itimat edip onu vekil tutmak ister.

Müslüman, Allah’ın kudretinin üstünde bir kudret, ilminin üstünde bir ilim, merhamet ve şefkatinin fevkinde bir şefkat ve merhamet bulunmadığına itikat eder. Diğer mahlukların da kendisi gibi aciz, fakir, kusurlu ve nakıs olduğunu idrak ile Allah’a itimat ve tevekkül eder; Ona teslim olur.

Allah’a tevekkül eden bir Müslüman düşünür ki, “Bana gelecek bütün hayırları ancak O ihsan edebilir ve her türlü şer ve zararları ancak O def edebilir.”

Bir Müslüman, çalışmadan kazanılamayacağını bilerek, dünya işleri için gerekli bütün tedbirleri aldığı gibi, ibadet etmeden ve Allah’ın emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmadan da cennete gidilemeyeceğini bilerek kulluk vazifesini yerine getirir ve sonunda Allah’a tevekkül eder.

Efendimiz (s.a.s.), esbap dairesinde yapılması gereken her şeyi yapar ve gerisini Cenab-ı Hakk'a bırakırdı. Cenab-ı Hakk'ın ihsan etmiş olduğu başarılarla böbürlenmez, aksine her iyi neticenin O'ndan geldiğini ve O'nun yardımı olmadan hiçbir şeyin olamayacağını sık sık ifade ederdi.

Efendimiz (s.a.s.)'in yolunu takip eden kara sevdalılar da hep başarı ve muvaffakiyeti ondan bilmişler ve kazandıkları zaferlerle, sarhoş olup nâdanlık yapmamışlardır. Mü'min kendi vazifesini yapmalı ve Allah'ın "vazifesi"ne karışmamalıdır. Bu hususla alâkalı dikkatimizi çeken can alıcı bir misal şöyledir:

"Meşhurdur ki, bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz'in ordusunu müteaddit defa mağlûp eden Celâleddin Harezmşah harbe giderken, vezirleri ve komutanları ona demişler:"

"Sen muzaffer olacaksın, Cenâb-ı Hak seni galip edecek."

"Celâleddin Harezmşah, onlara şunu söylemiş:"

"Ben, Allah'ın emriyle cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım. Cenab-ı Hakk'ın vazifesine karışmam. Muzaffer etmek veya mağlûp etmek O'nun vazifesidir." (Nursî, Lem’alar, On Yedinci Lem'a)

Tabii ki anlayış bu olunca, insanların gurur ve kibire kapılmaları ve her başarıda "ene"lerini devreye sokmaları da söz konusu olmamaktadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun