"Çekirge, denizdeki bir balığın hapşırığıdır." hadisini ve çekirgeye beddua edilme konusunu açıklar mısınız?

Soru Detayı
"Çekirge, denizdeki bir balığın hapşırığıdır." buyurdular." [Tirmizi, Et'ime 23, (1824); İbnu Mace, Sayd 9, (3221) ] Kütüb-i Sitte de bulunan bir hadisi şerifin sonunda böyle bir ibare vardı. Ne anlama geliyor; açıklar mısınız? İkincisi aynı hadisi şerifte çekirgelere beddua ediliyor, bundan da bahsedip açıklar mısınız?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kainata ibret nazarıyla baktığımızda, bizi Allah'ın büyüklüğüne ulaştıracak, bize dersler almamızı sağlayacak, Allah'ın yaratmadaki marifeti ve ilminin sonsuzluğu karşısında bizleri hayrete düşürecek nice canlılar var ettiğini görürüz. Aslında bunların her biri Allah'ın birer âyeti olup O'nun kudretinin büyüklüğünün ve yüceliğinin delilidir. İşte bu âyetlerden bir tanesi de çekirgelerdir. Çekirgeler, Allah'ın (c.c.), hiçbir canlıyı boşa yaratmadığını ve onları nice hikmetlerle donatarak yarattığını ve âlemdeki bu müthiş nizamın sonsuz kudret sahibi olan Allah'ımız tarafından nasıl var edildiğini en güzel bir şekilde gözler önüne sermektedir.

Sıcak yaz günlerinde hiç durmadan öten, ürkütüldüğünde uzun arka bacakları üzerinde yaylanarak birdenbire sıçrayan çekirgeler, kırların ve çayırların en alışılmış hayvanıdır. Çekirgeler olağanüstü sıçrama yeteneklerinin yanı sıra otların arasında yürüyebilir, hatta türlerin -s. gregaria, l.migratoria gibi (1)- çoğu bir araya gelerek kalabalık bir sürü oluştururlar ve kıtaları aşabilecek kadar uzun mesafelere uçabilirler.(2) Orta derecedeki bir sürünün hacmi 40.000 çekirgeye ulaşıp bazen bu sürüdeki çekirge sayısı yaklaşık 12.5 trilyona kadar çıkabilir.(3) Buradan, çekirgelerin büyük bir millet ve Allah'ın yeryüzündeki ordularından birisi olduğu görülmektedir. Bununla ilgili olarak şu hadis-i şerif konuyu teyid etmektedir:

Selman (r.a.) anlatıyor:

"Rasûlullah (s.a.v.)'e çekirgeden sorulmuştu:

'Onlar, Allah'ın en kalabalık ordularıdır. Onu ne yerim ne de haram kılarım.' buyurdular."(4)

Yine Kur'ân-ı Kerîm'de buyrulmuştur:

"Rabbinin ordularını kendisinden başka kimse bilmez."(5)

Çekirgeye "Allah'ın ordusu" denmesi hikmetli bir ifadedir. Onların başı boş olmadığını, Cenâb-ı Hakk'ın, gazap ettiği yerlere musibet olarak çekirgeleri gönderip, haddi aşan, azgın ve Allah'a karşı isyan içerisinde bulunan kavimleri onlarla cezalandırdığını ifade eder. Kur'an bu hususu, Firavun'a karşı diğer âfetler zımnında (yanında) çekirgenin de gönderildiğini belirterek haber verir:

"Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların (firavun ve kavminin) üzerine (îman etmedikleri ve isyanda aşırı gitmeleri sebebiyle) tufan, çekirgeler, böcekler (veya bitler), kurbağalar ve kan gönderdik (musallat ettik). Yine böbürlendiler ve günahkâr bir kavim oldular."(6)

Çekirgelerin hayatsal faaliyetlerine baktığımızda sürüler oluşturarak onların göçleri en eski zamanlardan beri insanların dikkatini çekmiştir. Sürüler oluşturarak kıtalararası hareket edebilen bu çekirgeler, geçtikleri yerlerde yeşil adına ne varsa yer ve mahsulleri yok ederler. Bu yerlere tam anlamıyla bir ekonomik yıkım ve açlık getirirler. Çekirge sürülerinin yaptıkları bu zarardan dolayı yapılan hesaplamalara göre bir günde yaklaşık 80.000 ton besin tükettikleri ve bunun 40.000 insanı bir yıl boyunca doyurmaya yetecek kadar bir miktar olduğunu bulmuşlardır.

Çekirgeler ısıran ve çiğneyen bir ağza sahiptir. Çekirgeler ağırlıklarının birkaç katı fazla yemek yiyebilirler. Bu sebeple istila ettikleri yerdeki ekinleri mahvederler. Bulundukları yörede iktisadî yönden olumsuz etkileri vardır. Câbir (r.a.)'den nakledilen bir hadis-i şerifte şöyle rivayet edilir:

"Rasûlullah (s.a.v.) çekirgelere beddua etti ve dedi ki:

"Allah'ım! Çekirgeleri helak et, büyüklerini öldür, küçüklerini helak et, nesillerini kes, ağızlarını geçimliğimiz ve rızkımızdan (uzak) tut. Sen duaları işitensin."

(Orada bulunan) bir adam: "Ey Allah'ın Resûl'ü! Çekirgelere nasıl böyle beddua ediyorsunuz, onlar ki Allah'ın ordularından bir ordudur." dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da cevaben:

"Çekirge, denizdeki bir balığın hapşırığıdır." buyurdular."(7)

Hadis-i şerifteki "balığın hapşırığı" ifadesi rumuzlu bir ifade olup tam olarak manası bilinmemekle birlikte, yukarıda zikrettiğimiz âyetlerde olduğu üzere Allah'u Azîmüşşân azap etmeyi murad ettiği kimi kavimlere çekirge sürüsü göndermiştir. Efendimiz (s.a.v.)'in bu bedduası da inananların üzerine gelebilecek herhangi bir musibetin def'i için Allah'a bir niyaz niteliğindedir.

Çekirgelerin dikkati çeken yönleri sadece göç ettikleri bölgelere verdikleri zararlar olmamakla beraber, yeniden yaratılışa delil olarak bize bir numune olması yönünden de önemlidir. Bu canlıların yumurtlama ve yumurtadan çıkış evresi de bilim adamlarının dikkatini çekmiştir. Konuyla ilgili olarak Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmuştur:

"(Kıyamet günü insanlar) sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (şaşkın ve utançtan yere bakar) bir halde kabirlerinden çıkarlar."(8)

Buradaki âyette kıyamet günü insanların kabirlerinden çıkmalarını "yayılmış çekirgelere" benzetmektedir. Çekirgelerin üreme ve tabiatları yönünden bu âyet üzerinde durmak istiyoruz:

Sonbahar gelince dişi çekirgeler uzun ve esnek olan karın bölütlerindeki yumurta borusunu toprağa sokarak yumurtalarını kabirlere benzeyen çukurların içlerine koyarak pirinç tanesi büyüklüğündeki yumurtalarını arka arkaya dizerler. Bazı türlerin toprağa bıraktıkları yumurta kesesi içinde 80-100 kadar yumurta bulunur.

Bu belirli sayıdaki yumurtalarının her birini çukurun içine, beyaz bir keseyle örtülü olarak koyar. Bu örtü sayesinde yumurtalar kabir içerisine kefenlenerek konmuş insanlara benzer.

Çekirge yavrularının yumurtadan çıkması iklim koşullarına, mevsimlere ve yağmurlara bağlıdır. Bu yumurtalar herhangi bir miktarda sıcak bir yağmur yağmadıkça dışarı çıkmayan çekirge türleri vardır.(9) Bu türlerin sahip oldukları örtülerini ancak yağmur suyu yardımıyla çatlatabilip dışarı çıkabilirler. Bazı türlerde dişiler yağmur yağdıktan sonra yumurtalarını bırakırlar. Yumurtalarını kuru toprağa bırakanlar da vardır; ancak bu yumurtalar yağmur yağana kadar çatlamazlar. Aynı, hadis-i nebevînin, insanların kıyamet yağmuruyla kabirlerinden çıkmalarını beyan ettiği gibi... Ebu Hureyre (r.a.):

"Rasûlullah (s.a.v.): 'İki sur arasında kırk vardır!' buyurmuştur dedi. Bunun üzerine oradakiler: 'Ey Ebu Hureyre! Kırk gün mü?' diye sordular; fakat o: 'Bir şey diyemem!' cevabını verdi. Tekrar: 'Kırk ay mı?' dediler. O yine: 'Bir şey diyemem!' cevabını verdi. 'Kırk yıl mı?' dediler. O yine: 'Bir şey diyemem!' cevabını verdi ve (Rasûlullah'ın hadisine devam etti.) 'Sonra Allah semadan su indirecek ve insanlar yerden sebze biter gibi bitecekler. İnsanda bir kemik hariç hepsi çürür. Bu çürümeyen, acbu'z-zeneb denen kuyruk sokumu kemiğidir. Kıyamet günü yeniden yaratılış bundan terkip edilecektir.' buyurdular."(10)

Yine, însanlığın kıyamette yeniden dirilişinin ne şekilde olacağını nebatatın canlanması örnek gösterilerek âyet-i kerîmede şöyle ifade edilir:

"O ki, gökten belirli bir miktar su indirmiştir. Artık onunla ölmüş bir beldeye -hayat- neşretmiş olduk. İşte siz de böyle (yağmur sonrası, kuyruk sokumu kemiği misali ölü olan tohumların filizlenip de bitkilerin yeryüzüne çıkması gibi) kabirlerinizden çıkarılacaksınız."(11)

Çekirge yumurtaları işte bu yağmurdan sonra çatlayarak, yavrular çukurlardan tek tek birbiri ardınca seri bir şekilde çıkarlar ve bu ferdi bir gelişme içerisinde olur. Topraktan çıkan yavrular âyette bildirildiği üzere hedefsiz bir şekilde ne yapacaklarından habersiz olarak her tarafa yayılırlar. Sonra büyük sayılarda sürüler halinde toplanırlar. İnsanların da kabirlerinden böyle hızlıca çıkacakları, mahşer yerine doğru bir yönde toplanacakları ve hallerinin bu çekirge yavruları misali gibi bakışları perişan (şaşkın ve utançtan yere bakar) bir halde olarak kabirlerinden çıkarılacak olmalarıyla ne kadar da çok benzeşmektedir!..

Bu çekirgelerin diriliş ve kabirden çıkış meselesiyle alâkalı yönüdür. Bununla beraber çekirge kümeleri rüzgarla hareket ederler. Rüzgar, çekirgeleri yağmurun düşebileceği yerlere götürür, bu onlar için tekrar üreme imkanı demektir. İlk âyette de belirttiğimiz gibi "biz onların üzerine tufan, çekirge... gönderdik..." bu âyet-i kerimede tufanın çekirgelerden önce gönderildiğini görmekteyiz. Bu da daha önce geçtiği gibi önce sel veya yağmur suları daha sonra çekirgelerin çıkmasına uygun düşmektedir...

"İşte bu örnekler ki, Biz bunları insanlara vermekteyiz; ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez. Allah gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Şüphesiz, bunda îman edenler için bir âyet vardır."(12)

İlave bilgi için tıklayınız:
 

Kaynakça:

1. s.gregaria: çöl (Sudan) çekirgesi, l.migratoria: Afrika göçmen çekirgesi; bu çekirgeler sürü oluşturarak yaptığı göçlerle tarımsal ve ekonomik yönden verdiği zararlarla çekirge türleri içerisinde en çok bilinen türlerdendir.
2. Temel Britannica, IV/271.
3. 1874 yılında Nebraskalı bir doktor, gökyüzünü kaplayan bir sürünün hızını ve derinliğini hesaplayarak sürüde yaklaşık 12,5 trilyon çekirge bulunduğunu saptamıştır. 1954 yılında Kenya'da aynı anda görülen 50 sürüden yalnızca birinde yaklaşık 500 milyar çekirge olduğu saptanmıştır. (Bilim Teknik Dergisi, Ekim 2003, s.66-67)
4. Ebû Dâvud, Et'ime 35.
5. Müddessir, 74/31.
6. A'raf, 7/133.
7. Tirmizî, Et'ime 23.
8. Kamer, 54/7.
9. Prof. Dr. Ali DEMİRSOY, Yaşamın Temel Kuralları ve Entomoloji, cil.t 2, kısım 2, syf 382. Hakikaten de böyle olup bir zaman Batı Amerika'da ılık ve yağışsız geçen kış yüzünden çekirge yavruları yumurtalarından çıkmamış ve Haziran ayından yağmur bastırınca çekirge yavruları sürüler halinde yumurtalarından çıkarak Nevada, Utah ve Idaho eyaletlerinin çekirge istilasına uğramasına sebep olmuştur. Çekirge istilası nedeniyle Utah eyaletinde yaklaşık olarak 2,5 milyon hektarlık tarım arazisinin zarar göreceği tahmin edilmiştir.
10. Buhârî, Tefsir.
11. Zuhruf, 43/11.
12. Ankebut, 29/43-44.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR