Bu ümmetin ömrü bin seneyi geçecek; fakat bin beş yüz seneyi aşmayacaktır, sözü hadis midir?

Tarih: 12.06.2015 - 11:28 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bu hadisler hak mıdır? Hadis kaynakları nedir? Sahih midir? Nasıl anlamalıyız?
a) “Bu ümmetin ömrü bin seneyi geçecek; fakat bin beş yüz seneyi aşmayacaktır.” (Suyuti, el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu, el-havi lil Fetavi, 2/248; Tefsiri Ruhul Beyan, Bursevi (Arapça) 4/262; Ahmed bin Hanbel, Kitâbu’l-İlel, s. 89)
b) Ebu Musa şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (asm), şöyle buyurdu: "Ümmetimin tükenişi ta'n ve taunla olacaktır." Denildi ki: "Ey Allah'ın Resulu! Taun'u (vebayı) biliyoruz, peki ta'n nedir?" Cevap verdi: "Ta'n, 'cinler'den olan düşmanlarınızın (şeytanların) çarpmasıdır. Mamafih her ikisinde de şehidlik vardır." (Rudani, 1/347, H. no: 2344) Ne mutlu Allah c.c. yolunda öldürülenlere, Alemlerin Rabbi ve Kralı buyuruyor, onlar ölü değiller fakat siz bilemesiniz! Ne var ki, kimisi kendine ağacı sığınak ediniyor fakat eceli gelmiş ne yapsın testere ile kesildiği sırada ah edip, vah edip inliyor!
c) Kıyamete kadar hak üzere bir grubun bulunacağı hadis midir yoksa ayet mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

a) Suyuti, zamanının en büyük hadis alimidir. Bu ümmetin ömrünün 1.500 yılı geçemeyeceğine dair tespiti -doğrudan bir hadis meali değil- birçok hadisten çıkarılan bir istinbattır. (bk. el-Havi, lil-Fetavi, Beyrut, 1424/2004, 2/103…)

- Suyuti’nin bu konuda temel kriter olarak kabul ettiği sayıların başında “dünyanın ömrünün yedi bin sene olduğu ve Hz. Peygamberin son bin yılında geldiğini” bildiren hadis rivayeti gelir. Kaynakları veren Suyutî, özellikle -bazı alimlerden naklen- bu konuda İbn Abbas’tan mevkuf olarak gelen hadis rivayetlerinin sahih olduğunu bildirmiştir. (bk. el-Havi, 2/106)

- Sonra Suyutî, 9. hicri asırda yaşadığına göre ve o güne kadar da kıyamet kopmadığına göre, dünyanın geriye kalan ömrünü 900 olarak hesaplamak gerekir. Suyuti de bunu yapmıştır. Bulunduğu tarihten sonra hadislerde belirtilen olayların zamanlamasını baz alarak geri kalan süreyi hesaplamıştır.

Deccal, Hz. İsa, Hz. Mehdi, güneşin batıdan doğuşu gibi kıyamet alametlerini sayan hadislere yer vermiş, oradaki belli süreçleri nazara veren sayıları esas almıştır.

- Nihayet bu istinbat, bir tahmindir, fakat ilmi delillere dayalı kuvvetli bir tahmindir.

- Ruhu’l-Beyan sahibi, Kamer suresinin tefsirinde bu konuya değinmiş, Suyuti’nin tespitlerine dayandığı anlaşılan ifadelerle konuya özetle işaret emiştir. (bk. Ruhu’l-Beyan, Beyrut, ts.,  9/262)

Bu bilgileri yazdığımız hicri tarih 1436 senesini gösterdiğine göre, Suyuti’den sonra yaklaşık 500 yıl geçmiş ve şu ana kadar kıyametin kopmaması, onun bilimsel çıkarsamalarını bir nevi tasdik etmiştir.

- Bediüzzaman Said Nursi’nin ayet ve hadislerin işaretlerinden ve ebced değerlerinden çıkardığı hesaplarda da kıyametin yaklaşık 1540 civarında kopacağını söylemesi (bk. Kastamonu Lahikası, s. 27) de Suyuti’nin bu tespitlerine destek vermektedir. Allah’tan başka hiç kimse kıyametin tam vaktini kesin olarak bilemez. Fakat, bu iki müceddidin ayet ve hadislerden yaptıkları istinbatlar, “galib-i zan” denilen kuvvetli bir -ilmî- ihtimali ortaya koymaktadır.

b) Bu hadisi Ahmed b. Hanbel Ebu Musa el-Eşari’den rivayet etmiştir. Peygamberimiz şöyle buyurdu:

“Ümmetimin tükenişi ta'n ve taunla olacaktır." Denildi ki:

"Ey Allah'ın Resulu! Taun'u (vebayı) biliyoruz, peki ta'n nedir?" Cevap verdi:

"Ta'n, cinlerden olan düşmanlarınızın çarpmasıdır. Mamafih her ikisinde de şehidlik vardır." (Ahmed. b. Hanbel, Müsned, Müessestü’r-risale, 1421/2001,  32/294, 520)

- İbn Hacer bu hadisin sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Fethu’l-Bari, Beyrut, 1379, 10/182)

Hakim’de aynı manayı ifade eden şu rivayet vardır: Hz. Peygamber şöyle dua etti:

“Allah’ım! Ümmetimin helakini/tükenişini senin yolunda öldürülmekle; t’an ve taunla takdir eyle!” (Hakim, 2/102)

Hakim bu rivayetin “sahih” olduğunu bildirmiş ve Zehebi de (a.g.y) onu tasdik etmiştir.

- Alimler, bu hadisten şunu anlamışlar:

Hz. Peygamber (asm), ümmetinin en yüksek bir şahadet mertebesiyle ölmelerini istemiştir. Bu da Allah yolunda düşman olan (kâfir) insanların veya cinlerin elleriyle öldürülmektir. (bk. İbn Hacer, 10/182)

Bu son rivayet de İbn Hanbel’de vardır. Hafiz Heysemi, İbn Hanbel’deki bu iki rivayetin de sahih olduğunu bildirmiştir. (bk. Mecmeu’z-zevaid, 2/311-312).

c) “Kıyamete kadar hak üzere bir grubun bulunacağı hadis midir yoksa ayet mi?”şeklindeki, sorunun cevabı “hadis”tir. (bk. Müslim, İmaret, 170)

- Bediüzzamna Hazretleri de bu hadis-i şerife işaret etmiş ve şunları söylemiştir:

“Ramazan-ı şerifte onuncu günün ikinci saatinde birden 'Her zaman, ümmetimden bir cemaat, Kur’an’ın rotasını çizdiği hak yolunda sabit-kadem olup kıyamete kadar muarızlarına karşı galibane manevi cihad edeceğini'  bildiren bu hadîs-i şerif hatırıma geldi. Belki Risale-i Nur şakirdlerinin taifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi  ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi bin beş yüz altı (1506) edip, bu tarihe kadar zahir ve aşikârane, belki galibane; sonra tâ kırk ikiye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın îma eder.” (bk. Kastamonu Lahikası, s. 27-28)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun