Kevn u Fesad Âlemi


İçinde yaşadığımız âlem, bir kevn u fesad âlemidir. Yani, devamlı bir oluş ve yok oluş söz konusudur. İlkbahar-sonbahar, sabah-akşam, gençlik-ihtiyarlık bu kevn u fesadın bazı nümuneleridir. İlkbahar bir oluş, sabah bir doğuş, gençlik bir coşuştur.


Fakat bu kevn olaylarını bir fesad takib eder. Sonbahar bir bozuluş, akşam bir batış, ihtiyarlık bir susuştur. Bu konuda, Mevlâna şu ibretli değerlendirmeyi yapar:

“Kevn hiledir, fesad nasihattır.

“Kevn der ki, ‘Gel bana bağlan ki, ben lâtif gidişliyim.’

“Fesad da der ki, ‘Git, bana bağlanma ki, ben bir şey değilim.” (1)


Akıllı insanlar kevnin hilesine aldanmaz, yok oluştan ders alırlar. Zira bilirler ki, bu dünya asıl değildir; daha güzel bir âlemi kazanmak için bir imtihan salonudur. Bu âlemde her kemalin bir zevali olduğunun farkına varırlar. Zevalsiz âlemi elde etmeye çalışırlar.


Mevlâna’nın şu sözleri ise, bu dünyada her arzu edilenin mümkün olmadığını anlatır:

“Birinin merkebi vardı, palanı yoktu.

Palanı buldu, lakin merkebi kurt parçaladı.

Diğerinin kâsesi vardı, su bulamıyordu.

Suyu bulunca da kase kırıldı.” (2)

Dünyada gördüğümüz bu zeval ve fena, bizi bakî bir âleme ve Bakî olan Allah’a yöneltir.

O zaman ruh şöyle der:

“Fâniyim, fâni olanı istemem.

“Âcizim, âciz olanı istemem.

“Ruhumu Rahmana teslîm eyledim, gayr istemem.

“İsterim, fakat bir Yâr-ı Bakî isterim.

“Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.

“Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudatı umûmen isterim.” (3)

Kaynaklar:

1. Mevlana,XII, 418-419.

2. Mevlana, I, 91.

3. Nursî, Sözler, s. 205

Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun