Bir adam kölesine vursa veya öldürse, ona ne ceza verilecektir?

Soru Detayı

- İslam'da bir adam kölesini döverse ve kölesi hemen ölmeyip de bir ya da iki gün sonra ölürse kölesini döven kişi ceza görmeyecektir. Yani herhangi bir kısas cezası yoktur. Okuduğum sitelerde mezheplerin tamamının görüşü budur. Bu görüş Tevrat’ta, çıkış 21:21 bölümünde de aynı sözler geçmektedir.

- Peki mezhep alimleri bunu Tevrat’ın ahlaksız uygulamasından alıyorlarsa ne hakla Tevrat’ın bu bozulduğunu iddia edebiliyorlar?

- Gerçekte İslam'da bu şekilde öldürmenin cezası nedir? Açıklayabilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu konunun doğrusu şöyledir:

- Katil ve maktul kim olursa olsun, haksız yere bir insanı öldürmek büyük bir günahtır, ahirette cezası vardır.

- Dünyadaki bir ceza olan kısasın uygulanması konusunda alimler farklı görüş beyan etmişlerdir.

- Üç mezhebe göre, kısasın uygulanabilmesi için öldüren ile öldürülen arasında eşitlik olması lazımdır. Kâfir mümine; köle efendiye denk olmadığı için, bir kafiri öldüren mümin, bir köleyi öldüren efendi -günahkâr ve büyük günah işlemiş olmakla beraber- kısasla cezalandırılmaz.

Bu üç mezhep alimlerinin delillerini şöyle sırlayabiliriz:

a) Sahih bir hadiste, Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

“Bir Müslüman veya zimmi / Muahid bir kâfir, (öldürdüğü) bir kafire karşılık öldürülmez.” (Buhari, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İbn Mace, İbn Hanbel/bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 6/269).

Keza hem merfu hem mevkuf olarak rivayet edilen bir hadiste şu ifadeye yer verilmiştir:

“Hür kimse köleye karşılık olarak kısas olmaz.” (İbn Hanbel, Darekutnî, Beyhakî / bk. Zuhayli, a.y)

b) “Ey iman edenler! Öldürülen kimselerin hakkını almak için size kısas farz kılındı. Hür hür ile köle köle ile dişi dişi ile kısas olunur...” mealindeki ayette yer alan “hür hür ile köle köle ile kısas olur” ifadesi, kölelerin kendi aralarında, hür olanları da kendi aralarında kısas olacaklarını göstermektedir.

- Hanefi mezhebine göre, din veya sosyal statüdeki denklik, kısasın şartı değildir. Onlara göre:

a) “Bir Müslüman veya zimmi bir kâfir, (öldürdüğü) bir kafire karşılık öldürülmez.” hadisinde yer alan “kâfir”den maksat, harbi olan kafirdir. Hadiste yer alan “Zimmi / Muahid kâfir” ifadesi bunun göstergesidir. Dolayısıyla zimmi / vatandaş bir kâfiri öldürmekten ötürü bir Müslüman kısas olur, aynı ceza verilir.

b) Müsned ve mursel olarak rivayet edilen bir hadis rivayetine göre, Peygamberimiz (asm) bizzat kendisi zimmi / yurttaş bir kâfiri öldüren bir mümine kısas cezasını uygulamış ve şöyle buyurmuştur:

“Ben, zimmetine aldığı taahhüdünü herkesten daha çok yerine getirme hakkım/sorumluluğum vardır.” (Darekutni, Abdurrazzak, Ebu Davud / bk. V. Zuhaylî, a.y) Bu da kısasta denkliğin şart olmadığını göstermektedir.

c) Hanefi alimlerine göre, “Ey iman edenler! Öldürülen kimselerin hakkını almak için size kısas farz kılındı. Hür hür ile, köle köle ile, dişi dişi ile kısas olunur...” mealindeki ayette, erkek ile kadın, hür ile köle ayırımı yapılmamıştır. Bilakis -hadiste de rivayet edildiği üzere- daha önce cahiliye Araplarından bazı kabileler kendilerini üstün gördükleri için şöyle bir yargıya varmışlardı:  “Başka kabileden bir köle bizim kabilemize ait bir köleyi öldürse,  biz kısas olarak -o katil köleyi değil- o kabileden bir hür adamı öldüreceğiz. Şayet başka kabileden bir kadın bizden bir kadın öldürse biz -o katil kadını değil- kısas olarak o kabileden bir erkeği öldüreceğiz..” İşte bu ayet bu haksız ve zalim kararı düzeltmek üzere inmiştir.

Buna göre ayette şu mesaj verilmiştir:

“Şayet kâtil bir köle bir köleyi öldürmüşse, kısas olarak o köle öldürülür. Şayet bir kadın bir kadını öldürürse, o kâtil kadın kısas olur.” (V. Zuhaylî, 6/271)

- Ayette meal olarak “dişi dişi ile” olduğu halde, İslam alimleri erkek ile kadın arasında kısas hükmünün geçerli olduğunda ittifak etmişlerdir. (Zuhayli a.y)

Bu da Hanefi alimlerinin ayetle ilgili yaptığı yorumların daha kuvvetli olduğunu göstermektedir.

d) Yukarıda geçtiği üzere kısasla ilgili ayetin ilk cümlesi olan “Ey iman edenler! Öldürülen kimselerin hakkını almak için size kısas farz kılındı.” mealindeki ifadede herhangi bir kısıtlama getirilmeden genel bir anlam ifade eden “Öldürülen kimselerin hakkını almak için size kısas farz kılındı.” ifadesi, öldürülenin kimliğini bakılmaksızın kısasın uygulanacağını göstermektedir.

e) “Hem Tevrat’ta onlara şu hükmü de farz kıldık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş karşılıktır. Hülasa bütün yaralamalar birbirine kısas edilir…”(Maide, 5/45) mealindeki ayette de hiç bir kimlik ayırımı yapılmadan cana can… diye zikredilmesi de Hanefilerin kullandığı diğer bir delildir. (bk. Zuhayli, a.y)

f) Hanefilerin kullandığı bir akli delil de vardır. O da şudur:

“Müslüman bir kimse bir kâfirin malını çalsa eli kesilir. Madem mümin malı ile kâfirin malı arasında bir fark yoktur. Öyleyse canları arasında da bir farkın olmaması gerekir." (Zuhayli, a.y)

- Kölelerin malı olmadığı için ondan misal verilmemiştir. Bu sabeple, şayet bir şekilde bir kölenin malı olduğu farzedilse, bunu hür bir adam çalsa elbette hırsızlık cezasına çarptırılır. Öyleyse burada da canların eşitliği malların eşitliğine kıyaslanır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun