"Benden bir şey isteyecek durumda olmazsa, ben o kimseye isteyenlere verdiğimin en üstününü veririm." anlamındaki hadisi nasıl anlamalıyız?

Tarih: 01.06.2012 - 05:08 | Güncelleme:

Soru Detayı

“Yüce Allah şöyle buyurdu: Benim Kitabımı okumak ve beni zikretmekten dolayı, kim benden bir şey isteyecek durumda olmazsa, ben o kimseye, isteyenlere verdiğimin en üstününü veririm. Allah’ın sözlerinin diğer sözlere karşı üstünlüğü: Allah’ın yarattıklarına karşı üstünlüğü gibidir.” (Dârimî, Fedail-ül Kur’ân17)

- Bu hadis-i şerif'te ne anlatılmak isteniyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu hadisin tercümesi şöyle de yapılabilir:

Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre, Resulullah (asm), Yüce Allah’ın şöyle buyurduğunu söyledi:

“Kur’an’ın ve zikrimin kendisini benden istekte bulunmaktan alı koyduğu kimseye, isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm. Allah’ın kelamının (Kur’an’ın) diğer sözlere karşı üstünlüğü, Allah’ın yarattıklarına karşı üstünlüğü gibidir.” (Tirmizi, Fedailu’l-Kur’an, 35; Dârimî, Fedail-ül Kur’ân, 6; İbn Hacer, Fethu’l-Bari-Beyrut, 1379- 9/66)

Diğer bir rivayette -meal olarak- şu ifadelere yer verilmiştir:

“Beni zikrettiği için, benden istekte bulunmaya vakit bulamayan kimseye, istekte bulunanlara verdiğimden daha fazlasını veririm.” (Kenzu’l-Ummal; h. no:1874, 1875)

Bu hadislerde verilen dersi şöyle anlayabiliriz:

Allah kullarının isteklerine cevap verir.

“Bani çağırın, benden isteyin ki size cevap vereyim, isteklerinizi yerine getireyim.” (Mümin, 40/60)

mealindeki ayette, kullarının istemesinin, Allah’ın ihsanları için bir vesile olduğuna işaret edilmiştir.

Buna göre, kim Allah’a ne kadar fazla yalvarıp yakarırsa, ne kadar fazla isteklerde bulunursa, ona o kadar fazla ikramlarda bulunur.

Bu takdirde, Allah’ın kelamı olan Kur’an’ı okuduğu için ve Allah’ı zikrettiği için istekte bulunmaya fazla vakit bulamayan kimsenin durumu ne olur? İşte hadiste buna açıklık getiriliyor: “Ona daha fazlasını veririm...” Çünkü önemli olan Allah’a karşı sevgi ve saygısını göstermektir. Bu ise, Allah’ı çokça zikretmek, onu anmakla mümkündür.

En büyük zikir kaynağı olan Kur’an’ı okuyan veya dil ile, gönül ile, akıl ile, davranış biçimiyle Allah’ı zikreden kimselerin bu davranışları, Allah’a olan sevgi ve saygılarının açık bir delilidir.

Özellikle, Kur’an okumayı, zikretmeyi, isteklerini seslendirmekten daha öncelikli görenlerin, bu durumları Allah’ın en çok hoşuna giden bir davranıştır. Onlar bu tutum ve davranışlarıyla Allah’ın unutmadıklarını gösterdikleri gibi, Allah da onları rahmetinden uzak tutmaz. Onlar istemese de onların ihtiyaçlarını en güzel şekilde yerine getirir.

Allah’ın sözleri, elbette bütün sözlerden üstündür. Onun kelamı olan Kur’an ise diğer bütün semavi kitaplarından da üstündür. O halde Allah’a yakın olmak, onun rızasını kazanmak için onun en üstün olan Kelamı Kur’an’ı okumak, anlamak ve yaşamak gerekir. En üstün mertebe Kur’an’ın olduğuna göre, Allah’ın en çok hoşuna giden şey de onun bu kitabının okunması ve yaşanmasıdır.

Peygamber Efendimiz (asm) de şöyle demiştir:

 "Sözlerin en güzeli Allah'ın kitabıdır. Yolların en doğrusu Muhammed'in yoludur." (Buhari, Edeb 70)

Buna göre, sözlerin en güzeli “Kur'an'a”, yolların en doğrusu “Sünnet/Hz. Peygamberin hayat tarzı” ile yaklaşarak, İslam'ı kavramak ve yaşamak gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun