Babamla barışmak çok ağır geliyor, ne dersiniz?
7 yıldır aramayan sormayan babayla barışmalı mıyım? Babamla 7 yıldır ayrıyız. Annemle boşanma sürecinde annemin yanındaydık. Babam annemi aldattı ve annem de onunla barışırsak hakkımı helal etmem dedi. İki kız olarak çalıştık ama bu süreçte annemle hiç iyi geçinmedik. Şimdi ise barışmak istiyoruz ama babamın bizde bıraktığı değersizlik hissiyatı kalbimi endişelendiriyor. Maddi olarak da zordayım babamın ise çok iyi. 7 yıldır aramayan sormayan baba için Allah ne emreder?
Değerli kardeşimiz,
Baba ile ilişkiyi tamamen koparmak caiz değildir
Anne-baba ile ilişkiyi kesmek, alternatifi olan bir tercih değil, şerî sorumluluğu olan bir meseledir. Anne-baba hatalı, hatta zulmetmiş bile olsa, evladın “tamamen kopma” hakkı yoktur.
Allah Teâlâ buyurur ki:
“Rabbin, yalnızca Kendisine ibadet etmenizi ve anne-babanıza iyilik etmenizi emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara ‘öf!’ bile deme; onları azarlama, onlara güzel söz söyle. Onlara merhametle ve tevazu ile kanat ger ve de ki: ‘Rabbim! Küçüklüğümde beni nasıl merhametle yetiştirdilerse, Sen de onlara öyle merhamet et.’” (İsrâ, 17/23–24)
Bu ayet, anne-babanın kusursuz olmasına bağlı bir emir değildir. Emir, evladın ahlâkına yöneliktir.
Barışmak ne demektir?
Barışmak, her şeyi unutmak değildir. Barışmak, eski yaraları inkâr etmek değildir. Barışmak, yeniden aynı zararları kabullenmek değildir.
Barışmak, ilişkiyi koparmamak, saygıyı muhafaza etmek, zulme kapı açmadan iletişimi sürdürmek demektir.
Kalbin hemen ısınamaması günah değildir. Günah olan, bağı tamamen kesmek, kin ve intikamla hareket etmektir.
Hz. Esmâ (ra) örneği
Hz. Ebû Bekir’in kızı ve Peygamber Efendimizin baldızı olan Hz. Esma’nın annesi müşrikti. Bu sebeple Esma, annesine kalben yakınlık hissedemiyordu. Bir gün annesi Mekke’den Medine’ye hediyelerle gelince, Esma tereddüt etti ve Resulullah’a (asm) sordu.
Peygamberimiz şöyle buyurdu:
“Anneni içeri al, getirdiği hediyeleri de kabul et.”
Hz. Esma, müşrik olmasına rağmen annesine hürmette kusur etmedi. Bu hadise üzerine şu ayet nazil oldu:
“Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere -kafir de olsalar- iyilik ve adaletle davranmanızı yasaklamaz.” (Mümtehine, 60/8; bk. İbn Sa‘d, Tabakât, 8/252; Râzî, Kurtubî)
Bu örnek şunu gösterir:
Kalbin ısınmaması başka, ilişkiyi tamamen koparmak başkadır.
Anne-baba günaha çağırırsa?
Kuran bu noktayı da netleştirir:
“Biz insana anne-babasına iyi davranmasını tavsiye ettik… Eğer seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme; fakat dünya da onlarla iyi geçin.” (Lokman, 31/14–15)
Yani günaha itaat yoktur, ama iyi geçinme sorumluluğu devam eder.
Maddi meseleler
Babanın maddi imkânının iyi olması ve sizin zor durumda olmanız, onun sorumluluğunu artırır; sizin sorumluluğunuzu azaltmaz. Ancak bu durum, hak talep ederken ölçülü ve nezaketli olma prensibini ortadan kaldırmaz.
Sonuç
Babanızın yaptığı yanlışlar sizi suçlu kılmaz. Kalbinizin temkinli olması fıtrîdir. Ancak bağı tamamen koparmak dinî bir çözüm değildir.
Allah sizden unutmanızı değil, zulme razı olmanızı değil, ahlakı elden bırakmamanızı ister.
Barışmak, her şeyi sıfırlamak değil; Allah rızası için sınırları koruyarak ilişkiyi sürdürmektir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet