Ayıplamak veya kınamak tam olarak nasıl oluyor?

Soru Detayı

Ayıplamak veya kınamak tam olarak nasıl oluyor? Böyle bir şey ile karşılaşırsak biz ayıplasak ya da yanımızda başka birisi ayıplasa sonrasında nasıl davranmalıyız? Ayıpladığımızda bizim de başımıza gelmemesi için ne yapmalı? Bu ahlak kusurlarından korunmak için ne yapabiliriz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnsanları küçümseyen ve kusurlarıyla itham eden cümleler "kınamak-ayıplama" manasını taşır.

Kişinin başkalarında gördüğü bazı halleri veya kusurları ayıplaması, kendi nefsini o kusurdan veya o halden münezzeh görmesinden kaynaklanır.

Kınamada, ayıplamada gizli bir kibirlilik vardır. Halbuki hiçbir nefis hatadan ve kusurdan hâli değildir.

Ayıplamada bir eziyet ardır. Hz. Peygamber (asm), müminleri, insanlara yönelik her türlü eziyeti yasaklamıştır, bunu yapanları münafıklıkla vasıflandırmıştır:

“Ey diliyle Müslüman olup da kalbine iman nüfuz etmemiş olan(münafık)lar! Müslümanlara eza vermeyin, onları kınamayın, kusurlarını araştırmayın. Zira, kim Müslüman kardeşinin kusurunu araştırırsa, Allah da kendisinin kusurlarını araştırır. Allah kimin kusurunu araştırırsa, onu, evinin içinde (insanlardan gizli) bile olsa rüsvay eder." (Tirmizî, Birr 85)

Aynı hüküm zimmiler (İslam ülkesindeki gayr-i Müslimler) için de geçerlidir. "Kim bir zimmiye eziyet ederse ben onun davacısıyım. Ben kime (bu dünyada) davacı olursam, kıyamet gününde de davacı olurum." (Acluni, Keşfu'l-Hafa' II, 218)

 Cenab-ı Hak, Kuran-ı Kerim’de kusur araştırmayı, sui zanda bulunmayı yasaklamıştır:

“Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına da düşme. Çünkü kulak göz ve kalp bunların hepsi ondan mesuldür.” (İsra, 17/36)

"Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin (kusurunu arayıp) tecessüs etmeyin, kimse kimseyi gıybet etmesin. Hanginiz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır?.." (Hucurat, 49/12)

İslam, kusurları örtmeye teşvik etmiştir.

Nitekim bir ayette şöyle buyurulur:

"Müslümanların ayıplarını (ve gizli şeylerini) araştırmayın..." (Hucurât, 49/12)

Resulullah da bir hadiste: "Birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın" (Müslim, Birr ve Sıla, 30) diye buyurmaktadır.

Başka bir hadiste ise, başkalarının ayıp ve kusurlarını gizlemenin ne kadar önemli ve hayati olduğuna dikkat çekilmiştir:

“Kim ayıp ve kusur görür de insanlara anlatmayıp gizlerse sanki cahiliyette diri diri toprağa gömülmekte olan bir kızı hayata kavuşturmuş gibi sevap kazanmış olur.” (Ebu Davud, Edep 45)

Toplumu ve insanları kötülüklerden korumak için işlenen ayıpları örtmek ahlâkî faziletlerin başında gelir. Böylece İslâm'ın övdüğü, Müslümanlarda bulunmasını istediği faziletlerden birisi de başkalarının ayıp ve kusurlarını örtmek ve gizlemektir.

Buna karşılık; bir Müslümanı küçük düşürmek, şahsiyetini lekelemek ve onu rezil etmek için ayıplarını araştırmak ve başkalarına anlatıp İslâm tarafından yasaklanmıştır.

Nasıl davranmalıyız?

İnsan başkalarının ayıp ve kusurunu değil, kendi ayıp ve kusurunu görmeye çalışmalıdır. Peygamber Efendimiz (asm) “Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten alıkoyan kimseye müjdeler olsun. " (Aclûnî, Keşfu'l-Hafa, II, 46) buyurmuştur.

Onun için insan, kendi kusurunu görüp onu düzeltmeye çalışmalıdır.

Kınama, ayıplama sorumluluğundan kurtulmak için, mümkünse, kendisini ayıpladığımız kimseden helallik dilemeliyiz, özür dilemeliyiz.

Bazı alimlere göre ise, pişman olup istiğfarda bulunmak yeterlidir. Çünkü durumu haber verip kınanan ve hakkında olumsuz konuşulan kimseden helallik dilemek, bir üzüntüye, bir dargınlığa sebebiyet vermiş olabilir.

Ancak o kimse bu durumdan haberdar olmuşsa, o zaman kendisinden özür dileyerek helallik istemek gerekir.

Biz değil de başkası yanımızda birilerini ayıplamaya kalkışması durumunda ise, bu kişiye fırsat vermemek, münasip bir dille engellemek, bunu yapamıyorsa oradan uzaklaşmak gerekmektedir.

Bu konuda ölçümüz şu hadis-i şerif olmalıdır:

“Sizden herhangi biriniz bir kِötülük gِördüğünde onu eliyle değiştirsin. Eğer buna güç yetiremezse diliyle değiştirsin. Buna da güç yetiremezse kalbiyle (buğz etsin). Bu ise imanın en zayıf mertebesidir.” (Müslim; Kitabu’l-İman, 78)

Allah da şöyle buyurmaktadır:

“Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği emreder,  kötülükten de sakındırır ve Allah'a iman edersiniz.” (Al-i İmran 3/110)

Peygamberimiz ve ashabı, kimsenin ayıplarını araştırmamış ve araştıranları da şiddetle kınamıştır. Peygamberimizin: "Din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu (günahı) kendisi de işlemedikçe ölmez." (Tirmizî, Kiyame 53) uyarısını da hiç bir zaman unutmamak gerekir.

Kuran da, “Birbirinizi ayıplamayın” (Hucurat 49/11) demektedir. Bunun manası, biriniz diğerinizi ayıplamasın demek olur. Çünkü kardeşin kardeşi ayıplaması kendisine döner. Bu durumda ayıplayan kişi, dolaylı olarak ayıplanan durumuna düşer.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
669 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun