Amel edilmeyen sahih hadisler var mı?

Tarih: 23.08.2026 - 19:16 | Güncelleme:

Soru Detayı

Ümmetin amel etmediği sahih hadisler hakkında malumat verebilir misiniz? Sahih olmalarına rağmen fukahamızın ve ümmetin amel etmediği bazı hadisler olduğunu öğrendim ve bunların sayısının dört olduğu söyleniyor dört veya daha fazla amel edilmeyen tüm sahih hadisleri Arapça metinleri ile beraber amel edilmemesinin sebeplerini dört mezhebin usul ve fıkhına göre izah eder mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslam âlimleri, bazı hadis-i şerifleri ele alırken “senedi sahih olup kendisiyle amel edilmeyen hadisler” anlamında ahâdîsün sahîhatun leyse aleyhe'l-amel ifadesini kullanmışlardır. Bununla, söz konusu hadislerin sened bakımından sahih olmalarına rağmen, zahirî anlamlarıyla amel edilmediğini yahut müctehidlerin belirledikleri birtakım usulî sebeplerden dolayı farklı şekilde değerlendirildiğini kastederler.

Burada önemli bir noktayı özellikle belirtmek gerekir: Bir hadisin sahih olması, müctehidin o hadisi zahirî anlamıyla ve tek başına uygulamasını zorunlu kılmaz. Hadisin sahihliğinin yanında, hadisin nâsih veya mensuh olup olmadığı, başka naslarla tahsis edilip edilmediği, başka sahih hadislerle nasıl bağdaştırılacağı ve müctehidin benimsediği usul kaideleri de dikkate alınır.

Dolayısıyla “sahih hadisin terk edilmesi” ile “hadisin inkâr edilmesi” aynı şey değildir. Bir fakih hadisin sahih olduğunu kabul ettiği hâlde, onun zahirî hükmünü nesh, tahsis, tevil, icmâ veya başka bir şer'î delil sebebiyle uygulamayabilir.

Sahih bir hadisle zahirî anlamıyla amel edilmeyişinin başlıca sebepleri

Dört mezhebin usul ve fıkıh literatüründe bu mesele farklı ayrıntılarla ele alınmakla birlikte, başlıca sebepler şunlardır:

1. Nesh

Hadisin ifade ettiği hüküm, daha sonra gelen başka bir şer'î delille kaldırılmış olabilir. Bu durumda hadis sahih olmakla birlikte, hükmüyle amel edilmez.

2. İcmâ

Ümmetin müctehidlerinin bir hüküm üzerinde icmâ etmeleri, tek başına nakledilmiş bir rivayetin zahirî anlamının uygulanmasına engel olabilir. Usulcüler icmânın dayandığı bir delilin bulunduğunu kabul ederler.

3. Kur'an'ın umumî hükmü veya diğer küllî şer'î esaslar

Özellikle Hanefî usulünde, âhâd haber ile Kur'an'ın kat'î veya umumî hükümleri arasındaki ilişki ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Böyle bir durumda hadis doğrudan reddedilmez; nesh, tahsis veya tevil gibi usullerle naslar arasında uyum sağlanır.

4. Râvinin kendi rivayetiyle amel etmemesi

Bir sahâbînin rivayet ettiği hadisin zahirine aykırı şekilde amel etmesi, fakihler tarafından rivayetin nasıl anlaşılacağı konusunda dikkate alınan hususlardan biridir. Ancak bunun bütün mezheplerde aynı şekilde bağlayıcı bir usul kaidesi olarak kabul edildiğini söylemek doğru değildir.

5. Umûmü'l-belvâ

Herkesin sürekli karşılaşması ve bilmesi beklenen bir meselede yalnızca bir kişinin rivayette bulunması, özellikle Hanefî usulünde, rivayetin değerlendirilmesinde dikkate alınan meselelerden biridir. Bu da yine hadisin otomatik olarak reddedildiği anlamına gelmez.

Kaynaklarda örnek verilen bazı hadisler

1. Sefer ve yağmur olmaksızın namazların cem edilmesi

İmam Tirmizî, el-İlelü's-Sağîr'de el-Câmi' adlı eserindeki hadislerin durumu hakkında bazı açıklamalarda bulunur ve kendisiyle amel edilmediğini belirttiği iki rivayetten söz eder. Bunlardan birisi İbn Abbas'ın rivayet ettiği cem hadisidir.

İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre:

عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَمَعَ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ بِالْمَدِينَةِ وَالْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ مِنْ غَيْرِ خَوْفٍ وَلَا سَفَرٍ وَلَا مَطَرٍ

“Hz. Peygamber (asm), Medine'de korku, sefer ve yağmur olmadığı hâlde öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı cem etti.”

Bu hadis Sahih Müslim'de de rivayet edilmiştir. (Müslim, Salâtü'l-müsâfirîn, 49)

Burada dikkat edilmesi gereken husus, dört mezhebin bu hadisi “sahih değildir” diyerek reddetmesi değildir. Bilakis hadis sahih kabul edildiği hâlde, fakihler hadisin nasıl anlaşılması gerektiği konusunda farklı açıklamalar getirmişlerdir.

İbn Abbas'ın hadisin hemen ardından söylediği:

أَرَادَ أَنْ لَا يُحْرِجَ أُمَّتَهُ “Ümmetini sıkıntıya sokmak istemedi.” şeklindeki açıklaması, bazı âlimlerin hadisi zaruret veya meşakkat bulunan durumlarda cem-i sûrî yahut hakikî cem şeklinde yorumlamalarında etkili olmuştur.

Dolayısıyla bu hadis, “sahih olduğu hâlde tamamen terk edilmiş hadis” şeklinde değil, zahirî anlamı üzerinde mezheplerin farklı yorum yaptığı hadis şeklinde ele alınmalıdır.

2. İçkiyi dördüncü defa içenin öldürülmesi

İkinci örnek, Hz. Peygamber'in içkiyi tekrar tekrar içen kimse hakkındaki rivayetidir:

أَنَّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: إِذَا شَرِبَ الْخَمْرَ فَاجْلِدُوهُ، فَإِنْ عَادَ فِي الرَّابِعَةِ فَاقْتُلُوهُ

“Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu: ‘Kim içki içerse ona had uygulayın. Eğer dördüncü defa tekrar ederse onu öldürün.’” (Tirmizî, Hudûd, 15; İbn Mâce, Hudûd, 17; Nesâî, Eşribe, 42)

Ancak fakihler bu rivayetin zahirî hükmünü uygulamamışlardır. Çünkü içki içmenin cezasının tekrarında dördüncü defada öldürme cezası uygulanacağı hükmü, Hz. Peygamber'in sonraki uygulamaları ve sahâbenin tatbikatı ışığında terk edilmiştir.

Bu nedenle burada çok güzel bir usul örneği ortaya çıkmaktadır:

Hadis sahih, fakat hükmün nesh edildiği veya sonraki uygulamalarla kaldırıldığı kabul ediliyor, dolayısıyla hadisin ilk dönemdeki hükmü bugün uygulanmıyor.

Tirmizî'nin kendisi de bu rivayet hakkında, uygulamanın bu şekilde olmadığını belirten açıklamalara yer verir.

3. Cenazeyi yıkayanın gusletmesi ve cenazeyi taşıyanın abdest alması

Hz. Peygamber'den şöyle rivayet edilmiştir:

مَنْ غَسَّلَ مَيِّتًا فَلْيَغْتَسِلْ، وَمَنْ حَمَلَهُ فَلْيَتَوَضَّأْ

“Kim bir ölüyü yıkarsa gusletsin; kim de onu taşırsa abdest alsın.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 62-63; Tirmizî, Cenâiz, 132)

Hadisin zahirinden, cenazeyi yıkayan kimsenin gusletmesinin ve taşıyan kimsenin abdest almasının zorunlu olduğu anlaşılabilir.

Fakat fakihler bu hadisi böyle anlamamışlardır.

Hattâbî, cenazeyi yıkamak veya taşımaktan dolayı gusül ve abdestin vacip olmadığı konusunda ulemanın icmâını nakleder. Buna göre hadis, vücûb değil istihbâb veya nedb ifade edecek şekilde yorumlanmıştır. (Hattâbî, Meâlimü's-Sünen, 1/110)

Burada dolayısıyla: “Hadis sahih, fakat hiç dikkate alınmadı.” değil; “Hadis sahih, zahirindeki vücûb anlamı terk edildi, emir müstehaplık anlamına hamledildi.”

4. Abdestte organları üçten fazla yıkamak

Hz. Peygamber'in abdest alırken organlarını üçer defa yıkadığı ve şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ تَوَضَّأَ ثَلَاثًا ثَلَاثًا وَقَالَ: مَنْ زَادَ عَلَى هَذَا فَقَدْ أَسَاءَ وَظَلَمَ

“Nebî (s.a.s.) organlarını üçer defa yıkayarak abdest aldı ve şöyle buyurdu: ‘Kim bunun üzerine bir şey artırırsa kötü etmiş ve zulmetmiş olur.’” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 11/277.

Hadisin zahirinden, üçten fazla yıkamanın haram olduğu düşünülebilir.

Fakat fakihlerin büyük çoğunluğu bunu böyle değerlendirmemiştir. Üçten fazla yıkamanın abdesti bozmayacağı kabul edilmiş; hadisteki ağır ifadeler farklı şekillerde yorumlanmıştır.

Dolayısıyla burada da hadis reddedilmiş değildir. Bilakis hadisin ifade ettiği mana, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek kerahet veya israf anlamına hamledilmiştir.

Önemli bir sonuç

Bu örnekler bize çok önemli bir usul kaidesini gösteriyor:

“Sahih hadis, zahirî anlamıyla her durumda ve hiçbir kayıt olmaksızın uygulanır” şeklinde bir usul yoktur.

Fakih hadisle karşılaştığında:

  1. Hadisin sıhhatine,
  2. Hadisin başka rivayetlerle ilişkisine,
  3. Nâsih-mensuh durumuna,
  4. Âyetlerle ilişkisine,
  5. Hadisin umum-husus durumuna,
  6. Sahâbenin uygulamasına,
  7. İcmâ bulunup bulunmadığına,
  8. Hadisin hangi şart ve bağlamda söylendiğine
    bakar.

Bu sebeple “Falan sahih hadisle amel edilmemiştir” denildiğinde hemen: “Öyleyse mezhep hadisi terk etmiş.” sonucuna varmak doğru değildir.

Çoğu zaman söz konusu olan şey, hadisin reddedilmesi değil, hadisin zahirî anlamının başka bir şer'î delil veya usul kaidesi doğrultusunda yorumlanmasıdır.

Nitekim sahih olup da zahirî anlamıyla amel edilmeyen rivayetler konusunda yapılan araştırmalarda, “üzerinde amel yoktur” veya “amel bunun aksinedir” ifadelerinin özellikle Mâlikî ve Hanefî literatüründe önemli bir kullanım alanı olduğu belirtilmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun