Allah, günahların sadece bir kısmından mı hesaba çekecek?

Tarih: 25.01.2023 - 11:58 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Maturidi, Şura 30 tefsirindeki ifadeleri nasıl anlamamız lazım?
A) Allah birçoğunu bağışlar sözü, insanın yaptığı bütün hatalardan dolayı onu sorguya çekmeyeceği, aksine sadece bir kısmından sorguya çekeceği ve diğerlerini yok sayacağı anlamına da gelebilir. En doğrusunu Allah bilir.
B) Mutezile’nin iddiasına göre ise, bedelini (ivaz) vermeden Allah’ın hiç kimseye acı çektirmeye ve sıkıntı vermeye hakkı yoktur.
- A şıkkında yanlış kanıya mı varmış Maturidi hazretleri? Çünkü a dan z ye ne yaptıysak ona göre ceza ve mükafat göreceğiz.
- B şıkkının doğru olmadığını açıklar mısınız?
- Mantık ile Maturidi hazretlerinin dediğini tam anlayamadım. Haşa mutezilenin dediği mantıklı değil mi? Çünkü bedelini vermezse kafirler için bu bir zulüm değil mi. Müslümana verdiği cennet oluyor bedelini veriyorsa.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki Allah bir çoğunu da bağışlar.” (Şura, 42/30). 

- Ayetin açık ifadesinden anlaşılan şudur:

“Dünyada insanların başına gelen musibetlerin asıl nedeni, işledikleri günahlardır. Aslında Allah’ın verdiği bu ceza, işlenen bütün günahların karşılığı değildir. Çünkü Allah bazı günahları affeder, onları görmezlikten gelir. Yoksa başınıza gelen musibetten çok daha ağır musibetler gelirdi...”

Yani bu ayetteki bağışlama dünyada söz konusudur.

 A) İmam Maturidi’nin “Allah çoğunu bağışlar” mealindeki ayetle ilgili mütalaaları şöyledir:

Bir kimsenin başına gelen bela, sıkıntı ve musibetlerde mutlaka Allah’ın bir af payı vardır. Örneğin, gelen musibetteki bir elemin ve acının mutlaka bir üst derecesi vardır. İşte mevcut elemden daha fazla bir elemin verilmemesi ve daha fazla bir acının çektirilmemesi, Allah’ın bir affıdır, bir lütfudur. “Allah çoğunu bağışlar” mealindeki ayeti şöyle anlamak da mümkündür: “Allah işlenen her bir günahtan dolayı kişiyi hesaba çekmez, cezalandırmaz, bilakis onları bağışlar...”(1)

İmamın bu -muhtemel- dediği yorumunu ahiret için olabildiği gibi, dünya için de olabilir. Bizim kanaatimize göre, dünya için olması daha isabetlidir.

B) Mutezilenin dediği doğru değildir. Çünkü Allah’ın -mülkün sahibi olarak- dilediği şekilde mülkünde tasarruf etmeye hakkı vardır. Dolayısıyla hiçbir bedel ve karşılık vermeden de dilediğini yapmaya hakkı vardır.

Allah’ı bir konuda mecbur tutmak, “bunu böyle yaparsan, şunu da şöyle yapacaksın” türünden bir zorlamayı öne sürmek, onun mutlak otoritesini askıya almak manasına gelir. Bu ise mutlak rububiyet ve mutlak uluhiyet makamına sahip olan Allah’ın şanına yakışmaz.

Gerçi Allah sonsuz merhamet ve ihsanıyla -hadiste ifade edildiği üzere- “Ademoğluna bir dikenin batması, ayağının takılıp sürçmesi ve yaralanıp damarından kan akması mutlaka işlediği bir günah yüzündendir ve Allah bu sayede onun pek çok günahını bağışlayacaktır.”

Fakat bu bir mecburiyetin sonucu değil, bir ihsan, ikram ve lütfun neticesidir.

Ayette, insanın başına gelen her musibetin kendi yapıp ettikleri yüzünden olduğu belirtilirken, gerek evrendeki fizik ve sosyal yasaları görmezden gelmesi ve gerekli önlemleri atmaması gerekse Allah'a isyan teşkil eden davranışlarda bulunması sebebiyle dünyada karşılaştığı sıkıntı, acı ve felaketlerin kendi kusurunun bir sonucu olduğuna dikkat etmesi stenmektedir.

Fakat başka ayetlerde hatırlatıldığı üzere bütün insanlar kusurlarının tamamından dolayı dünyada bire bir cezalandırılmış olsa dünya alt-üst olurdu; işte ayetin devamında Yüce Allah'ın bunların bir çoğunu affettiği, başka bazı ayetlerde de nihai hüküm ve cezanın ahirete ertelendiği ifade edilmiştir.

Ayrıca, sabırlarının sınanması, ruhen olgunlaşmalarına, sevap ve yüksek mertebe elde etmelerine yahut günahlarının bağışlanmasına vesile kılınması gibi sebeplerle, kusuru ve günahı olmadığı halde bazı insanların sıkıntı ve felaketlere maruz bırakılabildiğini gösteren ayet ve hadisler de ise,(2) burada belirtildiği anlamda yani son tahlilde o kişinin aleyhine sayılabilecek, gerçekten "kötü" olarak nitelenebilecek bir durum söz konusu olmadığı için, onları burada kastedilen "musibet"in kapsamı dışında düşünmek uygun olur.

Bu noktaya açıklık getirmek amacıyla birçok müfessir burada sadece günahkarlara hitap edildiği yorumunu yapmıştır.(3)

Dipnotlar:

1) Maturidi, Şura 30. ayetin tefsiri.
2) bk. Zemahserî, III, 405; Süleyman Uludağ, Bela, DM, V, 380.
3) Zemahserî, 3/405; Beyzavi, 4/412-413.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 84
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun