Allah bildiği şeyleri görmek için neden yaratmıştır?

Tarih: 05.03.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bir olayın nasıl olacağını tam olarak bilmek olayın görülme isteğini ortadan kaldırmaz mı?
"Allah(c.c.) kaderimizi biliyorsa bizim suçumuz nedir?” demiyorum. Bu sorunun cevabını biliyorum. Birinin bir şeyi önceden biliyor olması o fiili kendisinin yaptığını göstermez. Benim sorum: "Allah(c.c.) her şeyi biliyorsa zaten bildiği şeyleri görmek için neden yaratmıştır?" şeklindedir?
Allah’ın her şeyi önceden biliyor olması, onun zat-ı akdesinin zorunlu bir vasfıdır. Bilmeyen ilah olamaz. Peki bildiği halde, kâinatı neden yaratmış, insanları neden imtihana tabi tutmuştur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade edelim ki, her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi sırrınca Allah da kendi yarattığı cemal ve kemalini mahlukatının üzerinde görüp göstermek irade etmiştir.

Kainatta tezahür etmesi gereken esma ve sıfatı için evreni ve mahlukatı yaratmıştır.

Herşey ilmi ilahide ezelden beri mevcut olmakla beraber tezahür edip ayinelere aksetmesi gerekir. Bu da ancak mevcudatın yaratılması ile olabilir.

Örneğin: Cemil isminin tezahür etmesi için o güleç yüzlü çiçek ve bitkilerin yaratılması gerekir. Bu da dünyanın yartılmasını gerekli kılar.

"Allah(c.c.) her şeyi biliyorsa zaten bildiği şeyleri görmek için neden yaratmıştır?" sorusuna gelince:

Bu sorunun cevabı özetle şöyledir:

“Kader, ilim nev’indendir. İlim, malûma tabidir. Yani, nasıl olacak, öyle taallûk ediyor. Yoksa, malûm, ilme tâbi değil. Yani, ilim desâtiri, malûmu, haricî vücut noktasında idare etmek için esas değil. Çünkü, malûmun zâtı ve vücud-u haricîsi, iradeye bakar ve kudrete istinad eder.” (Nursi, Sözler, 26. Söz, 2. Menba)

Kader, sadece bilmektir; yani ilmi bir mahiyettir. Bu ilahi ilim ise, irademizin beyanına ve muradına taalluk ediyor. Yani kul meylini ve iradesini nereye ve nasıl kullanacak ise; kader onu öyle biliyor. O bildiği için kul iradesini kullanmış değildir. Eğer kulun yapacağı şey yaratılmasa, o zaman böyle bir şey olmayacağı için, o kişinin kaderinde yapacak diye de bir bilgi de olmayacaktır.

Buna göre, “zaten bildiği şeyleri görmek için neden yaratmıştır” diye bir soru, konu tam anlaşılmadığı için soruluyor. Eğer konu tam ve doğru anlaşılırsa böyle bir sorunun sorulmayacağı açık ve net olarak ortaya çıkacaktır.

Allah, ezeli ilmiyle, kullarının neyi, nasıl irade edeceğini ve yapacağını bilir. Buna kader diyoruz. Eğer bir şey olmayacaksa, yani yaratılmayacaksa, o zaman neye göre ilim olacaktır?

Demek ki, olacağı için olacak diye bilgi var; eğer yaratılmayacaksa, zaten olacak diye bir bilgi olmayacaktır, aksine olmayacak diye bilgi olacaktır.

Örneğin bir Müslüman yarın sabah namazını kılacak olsun. Allah da bu Müslümanın özgür iradesiyle namazını kılacağını ezeli ilmiyle bilsin. Allah’ın bu ilmi, o Müslüman kulun namaz kılmasına taalluk ediyor. O kılacağı için böyle bir ilim var. Eğer namazı kılmadığını ve namazın yaratılmadığını var saysak, o zaman namaz kılacak diye bir ilim de olmaz. Çünkü bu namaz kılacak bilgisi, o kulun namaz kılmasına bağlıydı. Demek ki, namaz kılacağı için namaz kılacak diye bilgi vardı.

Bu nedenle, bir şey nasıl olacak ise, Allah’ın ilmi öyle taalluk ediyor. O şeyin olmadığını varsasaydığımızda olmayacak diye bilgi olur. Eğer olacak diye bilgi varsa, o zaman da olmaması ve yaratılmaması düşünülemez.

Özetle, bir işin nasıl olacağını önceden bilmek, o işi fiili olarak yaratmaya mani olmadığı gibi, aksine onun yaratılmasına yönelik isteği arttırır.

Mesela, zihninde güzel bir resim tasarlayan kimsenin resim yapma şevki daha da artar. Şiir yazmayı bilen bir kimsenin şiir yazma şevki ve zevki daha fazladır. 

Bunları bilmeyenin böyle bir şey yapmaya, yazmaya hiç de hevesi olmaz. 

Kaldı ki yaratma işi sadece onları görmekle ilgili olmayıp Allah’ın kendi isim ve sıfatlarının tecellilerini de görmek istemesi söz konusudur. “Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.” (Acluni, Keşfü'l-Hafa, II/132) manasındadki kudsi hadisin ifadesinden bunu anlamak mümkündür.

Keza, insanların ve cinlerin Allah’a kulluk etmeleri için yaratıldığını da unutmamalıyız. "Ben cinleri ve insanları yalnız beni tanıyıp kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat, 51/56) mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah'ın ezeliyeti nasıl oluyor; akla tefhim ve takrib edecek bir misali ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun