Yıllık enflasyon oranınca faizin caiz olduğunu duydum, diyanetin bu yönde fetvası varmış, doğru mudur?

Tarih: 25.01.2007 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

-  Peygamberimiz "Faizin her çeşidi ayağımın altındadır." diyor; eğer diyanet bu yönde fetva verdiyse neye dayandırıyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Faiz olursa, oran ne olursa olsun helal olmaz. Bu nedenle faiz her zaman haramdır.

Ancak enflasyon oranında fazlalık faiz değildir. Mesela, birine yüz lira ödünç verseniz, alt ay sonra enflasyon yüzde otuz olduğu için 130 TL alsanız bu otuz liralık rakam fazlalığı faiz değildir, altı ay önce verdiğiniz paranın -satın alma gücü bakımından- eşit karşılığıdır.

Bu böyle olmakla beraber faizcilik yapan bankalara para yatırarak buradan enflasyon oranında faiz almak caiz olmaz; çünkü:

a) Bu bankalar sizden aldıkları parayı reel (enflasyon oranından fazla) faizle satmak suretiyle para kazanmakta ve size de o paradan ödeme yapmaktadırlar.

b) Bankaya para yatırmak bir akit yapmaktır; bu akit, faizli para alım satım aktidir, sonunda kâr da olsa zarar da olsa yapılan akit faizli akit olduğu için İslam'a göre helal değildir.

Elinizde para var da bunu meşru yoldan nemalandıramıyorsanız özel finans kurumlarına yatırabilirsiniz...

Paranın tedavülden kalkması veya değer kaybetmesi halinde nasıl hareket edileceği hususunda da Hanefi imamları arasında farklı görüşler vardır. İmam-ı Âzam,

“Alınan borcun sayı olarak aynı miktarı verilmelidir. Paranın değeri ister yükselsin, isterse düşsün, borçlu aldığı paranın mislini verir. Yüz lira borç aldıysa yüz lira ödeyecektir.” (İbni Abidin, Reddü'l-Muhtar, IV:174. Kasani, Bedayiü's-Sanayi, 7:394)

der. İmam Muhammed ile İmam Ebu Yusuf ise,

“Borçlu aldığı borcun mislini vermez, ödeme esnasındaki kıymetini, değerini verir.” (Mecmuatu Resâil İbn Abidin 2/60)

demektedirler. Fetvanın da bu şekilde verildiği bildirilmektedir.

Buna göre, birisine bir seneliğine iki milyon borç veren kimse, aradan bir sene de geçmiş olsa, yine bu miktar alacağının olduğunu bilmelidir. Fakat ödeme esnasında borçlu, paranın yıllık değer kaybını nazara alarak ona göre bir fazlalık verirse, aldığı borcun kıymetini vermiş olacağından İmameynin (İmam Muhammed ile İmam Ebu Yusuf) kavline göre amel etmiş, hem de alacaklının hakkını üzerinde bırakmamış olur. Bu meselede fazlalık baştan şart olarak koşulmamış, sadece borçlu alacaklıyı düşünerek zararını telâfi etmeye çalışmış olur.

Bu meselede şöyle bir yol da tercih edilebilir ki, bu en sâlimi ve en sıhhatlisidir. Borç verme, döviz yoluyla olabileceği gibi, altın üzerinden de yapılabilir. Böylece faiz şüphesi de ortadan kalkmış olur.

Buna göre, borç alıp verirken ya döviz alınıp verilir veya altın alınıp verilir yahut sâbit değeri olan ticarî mallar nazara alınır, onlar alınıp verilir. Bunların haricinde bir sene sonra fazlalık belirtilerek verilen borç doğrudan faize girer, dolayısıyla caiz olmaz. (bk. Mehmed Paksu, Çağın Getirdiği Sorular)

* * *
Düşük de olsa faizli bir muameleye girmek caiz değildir. Şimdilik muamele faiz sayıldığına ve istikbaldeki durumu meçhul olup her an değişmesi mümkün olduğuna göre hüküm değişmez. Yalnız borcu kapatmak hususunda Ebu Yusuf’a göre durum değişir. Mesela bir kimse bir milyon liralık parayı bir seneliğine faizle bir buçuk milyona verirse, faizli olduğundan haramdır. Yalnız bir sene sonra daha önce verilen bir milyon para enflasyon sebebiyle ödeme anında bir buçuk milyona tekabül ederse onu, yani başlangıçta verdiği bir milyon mukabilinde bir buçuk milyon alması caizdir. Çünkü bu para altın ve gümüş olmadığı ve değeri itibari olduğu için kendisine itibar edilen değere göre muamele görür. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar, I/320-321)

Fıkıhçılar, enflasyon altındaki farkın caiz olduğunu söylüyorlar. Örneğin on altın yüz milyon lira karşılığı iken, bir arkadaşınıza yüz milyon lira borç verdiniz. Bir sene sonra yüz milyon liranız geri geldi, ancak değer kaybından dolayı yüz milyonunuz sadece sekiz altın alabiliyor. "Siz iki altın farkını alsanız faiz olur mu?" sorusuna İmamı Azam “Bilmiyorum.” demiş. Bazı fıkıhçılar ise "caizdir" demiş. Çünkü zarara uğramak söz konusudur. Şimdiki uygulamalarda özellikle iki problem göze çarpıyor:

a. Enflasyon miktarının belirlenmesi için yapılan hesaplamalar ne derece güvenilir? Var sayalım ki enflasyon hesabı doğru yapıldı. Problem yok.

b. Şimdi bankayla anlaştık. Şu kadar paraya karşılık şu kadar faiz verilecek. İmzaladık. Öncelikle böyle bir anlaşmanın hiçbir sorumluluğunun olmadığını söyleyemeyiz. Çünkü bizzat faiz anlaşması yapılmaktadır.

Diğer taraftan bugünkü enflasyon rakamları; örneğin % 50 olsun. Biz de bu rakamın altında taşıt ve konut kredisi veya para yatırıp faiz anlaşması yapmış olalım. Diyelim ki kredilerimizi ödedik veya paralarımızı aldık. Bizi ilgilendiren önceki enflasyon rakamları değildir. Daha sonraki, parayı ödediğimiz veya aldığımız zamanki enflasyon rakamıdır. Baktık ki enflasyon bizim anlaştığımız rakamın üstünde çıktı. Bu durum da faiz anlaşması haram olmakla beraber, alınan paraya haram denilmesi zor görünüyor. Ancak enflasyon miktarı anlaşmamızın altın da kalırsa, bunun hesabını kim verecek. Allah’ahesap edemedik, tahminimiz yanlış çıktı, piyasalar karıştı” diye bir bahanemiz ne derece makul ve makbul olur.

Neticede zararsız yolları, zararlı yollara tercih etmemiz daha isabetli ve hesabının da daha kolay olduğu kanaatindeyiz. Bu durumda, size faizli bankalara alternatif olarak özel finans kurumlarını tavsiye ediyoruz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 50.000+

Yorumlar

kaya20

Allah razı olsun hocam yinede kalben tatmin olamıyor insan hadiste 70küsür faiz çetidi var deniyor en iisi bunların şüphelisinden dahi uzak durmak yinde çok güzel olmuş yazınız.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yusuf_aga

Allah razı olsun öncelikle.. Hocam ameller niyetlere göre olacağından dolayı 'b' deki problemin altında açıklamış olduğunuz ve alınan paraya haram demenin zor olması konusuna değinecek olursak rahat bir şekilde haram dememiz gerekmez miydi? Benim farkedemediğim nasıl bir ayrıntı bu konuda tereddüte sebep oldu?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editör

B şıkkındaki mesele borç verirken faiz anlaşması yapmak şeklindedir. Ancak borç verirken faiz anlaşması yapılmadan daha sonra enflasyon değer kaybını talep etmek günah olmayacağı yönünde görüşlerin belirtildiği yazıda ifade edilmiştir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nevzat turkurka

peki hocam 100.000 tl borç aldım borcu aldığım sene 10 altın alınabildiğini varsayalım 2 yıl sonra borcumu ödeyeceğim sırada ise 100.000 tl ye 12 altın alınabiliyorsa ben 80.000 tl olarak ödesem alakclı kabul eder mi yada haksızlık yapmış olurmuyum

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editör

Esas olan alınan paranın misli ile verilmesidir. Dolayısıyla alınan miktardan az vermek gibi bir durum söz konusu olmaz. Değer kaybı yaşanılan durumlarda kişi karşısındakinin mağduriyetini gözetmek düşüncesi ile enflasyon değer kaybını da vermek istiyorsa bunda bir mahzur olmayacağı ifade edilmektedir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
cıferaga

Lütfen Dikkatle okuyup cevaplayın, net bilgiler veriyorum
Bir Kamu Bankası 1 Kasım ila 30 Kasım arası müşterilerine bir kampanya yaparak 1,37 faizle 20.000 TL ye kartınızdaki limit dahilinde taksitli avans olarak para veriyor,
1 Kasımda altının gram fiyatı 978 TL idi alınan 20.000 TL ile 20,44 gram altın alınır
20.000 TL nin altı ayda toplam ödenecek tutarı 21.218,80 TL dir
Bu gün Kasım ayının 16 ıncı günü yani daha ilk taksit bile henüz ödenmedi, ve altının gramı 1062-1070 TL yi buldu
Yani aldığımız 20,44 gram altını bu gün satsak satış değeri bile 21.660,40 TL oldu, altı ayın sonunda ekonominin gidişatından çok daha değerleneceğini tahmin etmek zor değil
Bu durumda Banka müşterisine iyilik yapıyor,
Bunu bir kamu bankası müşterilerine iyilik ve kampanya olarak yapıyor
Hem de, günümüz müslümanlarının maalesef artık unuttuğu Karz-ı Hasen olarak değerlendirilebilecek bir iyilik olarak görüyorum, realite böyle gösteriyor
Bu yazıyı okuyan fakihlerin pek çoğu bu iyiliği dostuna ve akrabasına yapmaz,
Ben şahsen günümüz fıkıhçılarının ekonominin kriterlerini yeterince sağlıklı anlayamadıklarını düşünüyorum,
Sadece Günümüz ekonomi tekniğini değil maalesef, ibni abidin, imamı azam ve imameyn gibi fetvalarına dayanak olarak zikrettikleri eşhas ve kitapların içeriğini ve endişelerinide yeterince iyi anlamıyorlar,
Tekniğini kavrayamadıkları konularda haram helal demelerine vicdanımı ikna edemiyorum

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun